BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Havuz terbiyesi!

Havuz terbiyesi!

Gene Havuz kavgası... Yahu şu havuza girmesini bir türlü öğrenemedik. Dingo'nun ahırı değil ki, lâp diye giresin. Havuza girmeden önce duş olmak gerekir. Yetmez!



Gene Havuz kavgası... Yahu şu havuza girmesini bir türlü öğrenemedik. Dingo'nun ahırı değil ki, lâp diye giresin. Havuza girmeden önce duş olmak gerekir. Yetmez! Ayaklarını ilaçlı sudan da geçirmen şart! Saçın uzunsa, bone takacaksın... Havuz kenarında dalaşmak, şaka yapmak, bağrışmak, güreşmek, top oynamak yasaktır. Afedersiniz... İdrarını suyun içine bırakanlar bile var. Lütfen havuza işemeyin! Kırkpınar pehlivanı gibi yağlananlar, suya atlamasın. Mayolarınızı herkesin önünde değiştirmeyin. Soyunma kabinine gidin... Uzandığınız şezlongun etrafındaki diğer şezlonglara havlu, mayo, terlik gibi eşyalar koyarak; yakınlarınıza yer ayırtmayınız. Parmaklarınızda yara veya mantar... Vücudunuzda bulaşıcı deri hastalığı varsa, suya girmeyin. Havuz içinde sümkürmeyin... Balgam atmayın... Deniz yatağı ve palet gibi gereçlerle yüzmeyin... Yüksek sesle konuşmayın... Tek şezlong için, 2 güneş şemsiyesini birarada kullanmayın... Havuz kenarına dışardan yiyecek getirmeyin... * * * Basit bir yüzme havuzunda bile kurallar çok da, uyanlar kaç kişi? "Türkiye'de kurallar ihlal edilmek için vardır" diyenler doğru söylemiş... Sadece serinlemek için girilecek havuzda bile uyum, eylem, ilke ve terbiye birliği içinde olamayan bu ülke; sıkı bir disiplin isteyen futboldaki Havuz Sistemi'nde nasıl uyumlu olabilir. Herkesin kendini kurallara uymayı değil, kuralları kendine uydurmayı hedeflediği bir ortamda; hiçbir sistem yürümez! Nasıl ki; "Havuza girmeden önce duş alın" uyarınısı kimse iplemiyorsa... Havuza giren yayın kuruluşu da; 3'er dakikalık haber görünütülerini 2 saat sonra verme kuralını da uygulamaz... 24 saat sonraya atar! İşin kural ihlali var, cezası olmazsa; daha en başta kaos yerini almış demektir. Hem naklen yayın ihalesine katılıp, hem ihalenin durdurulması için mahkeme kararı aldırmak da; Türkiye'ye mahsus bir garipliktir. Yüzme havuzunda ne yanlışlarımız varsa, yayın havuzunda da benzer yanlışlarımız var. Kafa aynı kafa... Yine o kafa! * * * İşin en ilginç tarafı; Özal devrimiyle özerk olan Futbol Federasyonu'nun kararlarına, Bakan Ünlü'nün maydonoz olmasıdır. Bakan garip açıklamalar yaparak, yersiz müdahalelerde bulunuyor. Özerkliğin ne ruhunu ne de içeriğini özümsemiş durumda değil. Naklen yayın sorununun hiçbir aşaması; onun ilgi ve yetki alanına girmediği halde, antidemokratik zorlamalara heveslendi. Malûm hikaye... Osmanlı döneminin belalı bir kabadayısını, hapise atmak yerine; islah için genel bir tuvalete İbrikçibaşı yapmışlar. Vatandaşın birisi, sıra sıra duran ibriklerden birini alıp tuvalete girecekken, bizimki müdahale etmiş: "-Hooop dur bakalım... Sol baştan ikinci olanı değil, sağ baştan üçüncü olanı seç..." Vatandaş şaşkın bir tavırla; "Ha o, ha öbürü ne farkeder" deyince, İbrikçibaşı köpürmüş: "Olur mu lan... Biz burda ne halt yediğimlizi bilelim" demiş. * * * Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü de; Türk sporunun en önemli karar aşamasında, "Özerklik" nedeniyle devre dışı kalmış olmanın öfkesi içinde, hiç olamazsa ibrik seçtirmek telaşına düşüyor. Bakanın, Futbol Federdasyonu üzerinde sadece iki yaptırımı var: A- Yolsuzluk olduğunda, Başbakanlık Denetleme Kurulu'na istemde bulunarak soruşturma açtırmak... B- Görevden alınmasını sağlamak amacıyla, genel kurulu toplantıya davet etmek... Bunların dışında, federasyona ziyaretçi olarak gelmeğe bile yetkisi bulunmuyor. Yersiz, haksız ve kanunsuz müdahalelerini de, zaten federasyonun taktığı yok. Öfkesi bundan!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT