BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bizleri açlığa mahkum ettiler

Bizleri açlığa mahkum ettiler

Ben Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir ilköğretim okulunda okul memuru olarak görev yapan bir bayanım. Meydanlara çıkıp “açız!” diye bağıran memurlardan, hükümet sadece vasıflı olanlarının sesini duydu.



Ben Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir ilköğretim okulunda okul memuru olarak görev yapan bir bayanım. Meydanlara çıkıp “açız!” diye bağıran memurlardan, hükümet sadece vasıflı olanlarının sesini duydu. Bunun sonucunda sağlık personeli, polisler ve öğretmenlerin ücretlerinde yeni ayarlamalar yapacaklarını açıkladılar. Kimsenin parasında gözümüz yok ama benim gibi memur, hizmetli, şoför ve teknik personel olarak çalışanların bu devlette hiç hakkı yok mu? Bizler onlardan daha mı az çalışıyoruz? Sabah 8.30’dan akşam 17.30’a kadar, aralıksız bilgisayarın başında çalışıyorum. 19 senelik Eğitim personeliyim. Bizler insan değil miyiz? Üvey evlat gibi muamele yapıyorlar. 150 milyon maaşla nasıl geçinilir? Bunu kendileri biliyorlar mı? Eşim felçli, çalışmıyor. Bir çocuğum var, 6. sınıf talebesi. Halen “Eğitime Katkı Payı”nı bile ödeyemedim. Bayram geldi, çocuğuma birşey alamadım. Duygu sömürüsü yapmıyorum. Bizim de geçindireceğimiz ailemiz var. Bizler de kimseye muhtaç olmadan, insanca yaşayabilecek kadar maaş istiyoruz. Bizleri neden unutuyorsunuz? Ne yapalım, yasal olmayan yollardan mı para kazanalım? Bizleri resmen açlığa mahkum ettiler. Lütfen, duysunlar artık sesimizi... * İsmi Mahfuz Bir Memur - İSTANBUL Tüketimi olmayan sayaca bu faturalar neden? Ben 70 yaşında işçi emeklisiyim. 1976 senesinde evimin altında bakkal dükkanı açtım. Zamanında elektrik idaresine bütün borcumu ödedim, hatta fazla yazdıkları için alacağım bile kalmıştı. 2.11.2000 tarihinde boş olan dairelerime birer tane birmilyonikiyüzellibin liralık fatura geldi. On senedir boş olan dükkanıma dörtmilyondokuzyüzbin liralık fatura geldi. Faturaları alıp Dolayoba Aktaş Elektrik’e gittim. “Sabit ücrettir, ödeyeceksiniz” dediler. Bir ay sonra tekrar fatura geldi, her bir daireye yirmiikimilyonbeşyüzbin lira; dükkana da ikiyüzdokuzmilyon lira... Yine gittim, bir yanlışlığın olduğunu, düzelteceklerini söylediler. Onbeş gün sonra Aktaş’tan adam geldi, sayaçlara baktı gitti. Bir ay sonra tekrar fatura geldi, her bir daireye birmilyonikiyüzbin lira, dükkana yine dörtmilyondokuzyüzbin lira. Ben 70 yaşında hasta bir insanım. Bıktım her ay Dolayoba Aktaş’a gidip gelmekten. Lütfen rica ediyorum, elemanları doğru dürüst okusun. Tüketimi olmayan sayaca nasıl fatura gelir? Onca kaçak elektrik kullanan varken, gelip bize fatura yazmasınlar, bizim suçumuz ne? * Sabahattin Konuk - Pendik - İSTANBUL Artık erken emekli olmayalım Ben güncel ve ana konulardan biri olan emeklilik için bir kaç söz söylemek isterim. Emekli olan vatandaşlarımız, ileride belki iyi bir hayat yaşamak yerine, “devlet ne verirse” anlayışı üzerine emekli olmasınlar. Emekliliği gelenler elden ayaktan düşene kadar çalışsınlar. Yaşım küçük olmasına rağmen ve haddime düşmeyerek, emekli olacaklara böyle tavsiye ediyorum. Emeklilerimizi en düşük 120.000.000.-TL almaya mahkum ediyorlar. Yazık günah değil mi bu insanlara? Elektriği, suyu, telefonu, kirası, giymesi, yemesi neye yetiyor, sorarım size... Türkiye’ye emek verenlerin ne hayatı, ne de emekleri bu kadar ucuz olamaz. Hükümetimizin göz boyama taktiklerini bırakıp, insanlarına, bilhassa emekli, dul, yetim vatandaşlarına sahip çıkmalıdır. Türkiye nereye gidiyor? Şimdi ne olcak? Gibi soruları sormaktan bıktım. Artık böyle giderse, Türkiye hiçbir yere gitmez, gittikçe geriler.. * Mehmet Saim Gücük - ADANA Sefilleri oynuyoruz!.. Memur, işçi, emekli, hepsi oynar sefiller, Mutfak oldu tamtakır, boşaldı evde “KİLER”. Yüzmilyon lira ile, geçinmez emekliler Siftahsız kapanıyor, dükkanlarda kepenkler. Vatandaşlar bunaldı, intiharlar çoğaldı. Geçinmek her geçen gün biraz daha zorlaştı. Amerikan Doları bir milyona yaklaştı. Bu millete bu çile reva mı olacaktı? * Özdemir Özer - İSTANBUL Dolaştım ucuzluk, hep senin için Binaltıyüz lira kaysı kurusu, sekizyüz lira şeftalinin sulusu, Yenişehir, Cebeci, bir de Ulus’u, Dolaştım ucuzluk, hep senin için. Kilosu iki milyon, kim içer çayı? Hepsi seni arıyor, bayanı bayı... Bahçeli, Maltepe ve Kızılay’ı Dolaştım ucuzluk, hep senin için. Nereye gittiysem, kazık attılar, Çocuklar o gece, hep aç yattılar. Ben de yediğim kazıkla doydum, Dolaştım ucuzluk, hep senin için... * Özalp Tepe - KAYSERİ
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT