BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Takdir edilmek hoşuna gitmişti...

Takdir edilmek hoşuna gitmişti...

Tuncer üç çocuğun peşinden hızlı adımlarla yürüyordu. Bir bakkalın kapısındaki ekmek kutusundan iki ekmek çalmıştı diğerlerinin dayatmasıyla.



Tuncer üç çocuğun peşinden hızlı adımlarla yürüyordu. Bir bakkalın kapısındaki ekmek kutusundan iki ekmek çalmıştı diğerlerinin dayatmasıyla. Sert bakışlı olan çocuk da başka bir bakkala girip yarım kilo peynir istemiş paketi alır almaz da hızla kaçmıştı. Yolun başına kadar kovalamıştı bakkal dördünü de. Ama gençlerin enerjisiyle başa çıkamamış, sonunda vazgeçmek zorunda kalmıştı. Arkalarından olanca gücüyle bağırmıştı... Çocuklar kurtulduklarını anlayınca derin bir nefes almışlar, adımlarını yavaşlatıp çaldıkları nevaleyi yiyecek kuytu bir yer aramaya koyulmuşlardı. Adı Ömer olan sert bakışlı çocuk eliyle karşıyı işaret etti. - Şurası iyi, ağaç da var. Altında oturur yeriz. Hepsi birden itiraz etmeden gösterilen yere doğru ilerlediler. Ekmekleri Ömer yarıya bölerek pay etti. Hepsinin hakkına yarımşar ekmek düşmüştü. Arasına peyniri elleriyle parçalayarak yerleştirdiler. Büyük bir iştahla yemeğe koyuldular. Sonunda karınları doyunca Ömer cebinden bir paket sigara çıkardı. Dudaklarına yerleştirdi birini çekip. - Kibriti ver! Sarı saçlı çocuk bir paçası uzun, bir parçası kısa, beli iple bağlı pantolonun ağzı yırtık cebinden bir kutu kibrit çıkardı, uzattı. - Sen de yak bir tane bakalım! Ömer böyle söyleyerek uzatmıştı Tuncer'e paketi. Küçük çocuk tedirgin bir halde başını salladı: - Ben... ben hiç içmedim ki... - Bundan sonra içersin işte. Yak! Çekinerek aldı bir sigara, titreyen dudaklarına yerleştirdi usulca. Sarı kafalı çocuk yaktı sigarasını. Boğazı acıyla yandı, öksürdü iki kere. Çocuklar alaycı bir kahkaha attılar onun haline. Gücüne gitti bu gülüş. Bir nefes daha çekti. Sanki göğsünün içine su doldurulmuş gibi bir hisle silkelendi. Telaşla baktı çocuklara. Hâlâ gülüyorlardı. Burnundan, ağzından neredeyse kulaklarından bile duman çıktığını zannetti. Bir nefes daha çekti. Küçücük ve tertemiz ciğerleri yuttuğu zehirle karşılaşınca şaşırmış, paniğe kapılmış gibi hızla inip kalkmaya başladı. Bir nefes, bir nefes daha... Biraz sonra alışmıştı. Ciğerleri çaresizlik içinde pes etmiş gibi normale dönmüştü. Dudaklarına yerleşen bilmiş bir tebessümle devam etti sonuna kadar. Böylece hayatının ilk sigarasını içmişti artık. Bu çocuklarla birlikte olmak hoşuna gitmeye başlamıştı. Onların bir evlerinin olmadığını, sokaklarda yattıklarını ve istedikleri gibi yaşadıklarını öğrendiği an önce hayret etmiş sonra da gıpta etmişti. Gece bile arzu ettikleri gibi dolaşıyorlar, kimse karışmıyor, kimse müdahale etmiyordu. Ömer yere dişlerinin arasından fırlattığı bir tükürükten sonra ciddi bir tavırla sordu: - Sıkılmıyor musun ananın babanın yanında? Sana karışmıyorlar mı? - Karışıyorlar... Babam da anam da. Ama anam daha çok! Çocuk ukala bir gülümsemeyle: - Ben terk ettim evi çıktım. Senden küçüktüm tüydüğümde. Altı, yedi yaşlarındaydım. İlkokul birinci sınıfta. Okumayı söktüm, o yaz vın! Böyle daha iyi. Aklın varsa sen de gelirsin bizim yanımıza. Sağlam bir çocuğa benziyorsun sen. Tuncer gururla kaldırdı başını. Ömer tarafından takdir edilmek hoşuna gitmişti. - Ben yine sizinle geziyorum. Evden kaçmama gerek yok ki! Gülüştü çocuklar. Ömer işaret parmağını ona doğru uzattı: - Sen daha bebeksin be oğlum! Hayatı bilmiyorsun. Ama sakın bizden anana, babana bahsetme. Yoksa fena olur. Korkuyla geriledi Tuncer. Gözlerini açmıştı kocaman kocaman. Zekice parlıyordu çakır gözleri: - Tamam, bahsetmem. Kimseye söylemem. Ömer yere bir daha tükürdü: - Zaten bahsetsen sen zarar görürsün. Sen de hırsızlık yaptın çünkü... Ekmekleri sen çaldın! * DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT