BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Askeri de bölme çabaları

Askeri de bölme çabaları

Erbakan’ın düşmesine, REFAH Partisi’nin kapatılmasına kadar varan “28 Şubat Süreci”, Emekli Tümgeneral Erol Özkasnak’ın deyimiyle, bir “post-modern darbe” mi idi yoksa dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Salim Dervişoğlu’nun dediği gibi, “Anti-laik, gerici akımlara karşı oluşan anayasal-legal çerçeve içinde yapılan, bir reaksiyon” mu idi?



Erbakan’ın düşmesine, REFAH Partisi’nin kapatılmasına kadar varan “28 Şubat Süreci”, Emekli Tümgeneral Erol Özkasnak’ın deyimiyle, bir “post-modern darbe” mi idi yoksa dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Salim Dervişoğlu’nun dediği gibi, “Anti-laik, gerici akımlara karşı oluşan anayasal-legal çerçeve içinde yapılan, bir reaksiyon” mu idi? Askerlere karşı çıkmak hatta aralarına nifak sokmak için hiçbir fırsatı kaçırmayanlarla, bu sürecin kuyruk acısını unutamayanlar, şimdi bu tartışmayı, hem o müdahaleyi gayrimeşru göstermek, TSK’yı karalamak için, hem de, tüm yapanları, Orgeneral Bir’den ve Tümgeneral Özkasnak’tan başlayarak, TCK’ya göre idam cezası istemi ile yargılamak istekleriyle sürdürüyorlar. “28 Şubatçılar bölündüler” diye seviniyorlar. Aslında, böyle bir durum da yok... Hem bazı şeylerin de artık davası olmaz! Abesle iştigal Darbe veya müdahale, klasik veya “post modern”; bu olayda belki hepsi birden... Ama siz, bu müdahale gerekli mi idi ve maksadı TC rejimi ve ülke çıkarları için maksat hasıl oldu mu? Ona bakınız ve eğer bu süreç başlatılmasa idi, Türkiye bugün nerede olurdu bir de onu düşünün! Hafızanızı tazelemek için de, Erbakan’ın “kanlı mı olur kansız mı olur”sözlerinden başlayarak, o dönemde Türkiye’nin, adım adım nereye götürülmek istendiğini hatırlayınız! Bu kısır tartışmalar zararlı oluyor. Hem de, Dervişoğlu Paşa’nın da dediği gibi, “şartlara bağlı olarak aynı reaksiyonlar ilerde de olabilecektir.” Mesele bundan ibarettir. Abesle iştigale gerek yok! Resepsiyon konuşmaları Cumhurbaşkanının Çankaya’daki Yılbaşı Resepsiyonundaki bazı ayaküstü konuşmalar vesilesiyle de yazılan çizilenler bulanık suda balık tutmayı sevenlerin işini kolaylaştırdı. Çankaya’daki Resepsiyonda olanlar, zaten uzun süredir ülkemizde moda olan, devlet ve hükümet adamlarını resepsiyonlarda, merdiven başlarında yakalayıp ayaküstü soru sormak, cevap almak ve bunları da çerçevelerinden çıkarıp yayınlamak yönteminin bir örneği idi. Nerede ise Sayın Genelkurmay Başkanı’nın, AB konusundaki ölçülü sözlerinden dahi, TSK’nın Avrupa Birliğine girmek konusunda hiçbir sakınca görmediği neticesi bile çıkarılmak istendi. Türkiye siyaseti, başka demokratik ülkelerde mümkün olmayan bu yöntemden çok zarar görmüştür. Başbakanlar, Bakanlar vb. merdivende, kloridorda veya resepsiyonda böyle ayaküstü yakalanıp mikrofonlar, teypler burunlarına uzatılıp hayati konular sorulunca ne yapsınlar? Tabii en iyisi “No comment.. Burası yeri değil” deyip hiç cevap vermemeleri gerekir. Ancak bazıları medyatik olmak tutkusundan ve medyanın gücü karşısında, çoğu zaman bunu yapamıyor ve enini boyunu fazla düşünmeden, cevap veriyorlar. Verdikleri cevaplar da, çerçevesinden çıkarılıp yayınlanınca, çoğu zaman ciddi bunalımlara sebep olabiliyor. TSK’nın ve Genelkurmayın önemli bir ilkesini üç eski ve yeni Genelkurmay Başkanı, Evren, Karadayı ve Kıvrıkoğlu tekrar hatırlatmışlar: “TSK’yı ancak Genelkurmay Başkanının (veya memur ettiği, izin verdiği kişinin) sözleri bağlar! Ancak, adları üstünde akademik kuruluşlar olan akademilerdeki sempozyumlarda, hayati, stratejik ve politik konularda verilen bildirilerde ve konuşmalarda, bazı hudutlar içinde (ki bunlar da belirlidir) düşünceler serbestçe, hazirun önünde tartışılabiliyor. Gerek askeri okullarda gerekse “Düşünce Tanklarımız” (Thınk Tanks) olan akademilerde tartışma ve fikir özgürlüğü Silahlı Kuvvetlerimizin üstünlüğü... Bunları belirttikten sonra, hem emekli hem muvazzaf komutanlara naçizane bir tavsiyede bulunmak isterim. Bir defa kesinlekle medya önünde biribirinizle tartışmayın, hele medya mensupları ile ayaküstü konuşmaktan kaçının. Zira biz gazetecilerin sözlerinizi çerçeve dışı nakletmek ve nalıncı keseri gibi kendi açımıza göre yontmak adetimiz vardır. Hele bazılarımız, her fırsattan yararlanarak TSK’yı hırpalamak, araya nifak sokmak isterler. Bu sebeple, aradaki olası görüş ayrılıklarını hatta ihtilafları erken emekliye ayrılmaktan doğan kişisel gücenmeleri “kol kırılır, yen içinde kalır” inancı ile, dışarı yansıtmamak gerekir. TSK’yı şimdiye kadar, siyasetteki yozlaşmalardan masun tutan, emeklisi ve muvazzafı ile tek yumruk gibi yapan da bu ilkedir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT