BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Koca Reis’ten herkese

Koca Reis’ten herkese

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi 1947 mezunları, Ankara Farabi’de toplandı. Sadettin Bilgiç, Faruk Sükan gibi bir sene önce mezun olması gerekirken, sınıfta kalınca o da bu toplantıya iştirak etti.



İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi 1947 mezunları, Ankara Farabi’de toplandı. Sadettin Bilgiç, Faruk Sükan gibi bir sene önce mezun olması gerekirken, sınıfta kalınca o da bu toplantıya iştirak etti. Torunu, Ergun Göze üstadımızın yönettiği Boğaziçi Yayınları’nca neşredilen “Hatıraları”nın ikinci baskı müsveddelerini getirdi, Küçükesad Başak Sokak’taki Ofisi’ne. Hem konuk ağırlıyor, hem redaksiyon yapıyor, hem de yarım asır önceki arkadaşlarıyla buluşacak. Ben de, boş durmuyor soruyorum. Bana da cevap yetiştiriyor Koca Reis. Milli Savunma Bakanı iken bizim gibi üniversiteli gençleri “paşa kapısı”ndan alırdı içeri. Ulaştırma Bakanı olduğunda da üniversiteliler telefonla tanıştı. Yoksa 20 yıl beklemeleri gerekti. Yani emekli olduklarında bağlanacaktı telefonları! Ortamektebe hemşehrisi Demirel dahil okumaya Afyon’a gitmişler. Paltoları yok sırtlarında. Çorapları yamalı. Ceketleri babasının ters yüz edilmiş eski esvaplarından biri. Rahmetli Dr. Tahsin Tola’nın Senirkentller için açtığı Afyon’daki yurtta kalacaklar. Tümü çalışkan. Sonra yatılıyı kazanıyor, İstanbul’a gidiyorlar. Herşeylerini devlet karşılıyor. Hatta bir dönem önce öğrencilere yurt; frak, kanadyen dağıtmış giymesini öğrenip, iyi birer Batılı olsunlar diye. Onlar yetişememiş. 1961’de siyasete girmiş. AP’den milletvekili seçilmiş. O sırada EBK’da hekim. CHP’liler “Mezbaha doktoru mu bizi idare edecek” diye propaganda yapmışlar. Oysa daha düne kadar CHP, milletvekilini tespit eder, vatandaşın da ona oy vermek mecburiyeti vardı katı düzende. Buna müntehib-i Sani ikinci seçmen derlerdi. Yönetim sizi uygun görünce, sandıktan çıkmanız garantiydi. Bunun adı da demokrasiydi!? %87 oy kullanmaktan bugüne - Şimdiye gelince, vatandaş artık hem partisini, hem milletvekilini seçmek istiyor. Seçici olmuş. Tercihli sistem yaşatılmalı. Mesela 30 aday olmalı. Fazlaysa elenebilir. 6 kişi seçecekse bunların içinde tercih yapar. Rahatlıkla kapısını çalabileceği, ulaşabileceği insana oyunu verir. Özal bir seçimi; iki misli aday ile uygulamıştı? - Demokrasi ve hukuk anlayışı, halkla bütünleşme, örtüşme! - Elbette. Bakın Hindistan bizden geri, okuma yazma oranı bizden çok daha az, cahillik, fukaralık had safhada. Diz boyu hurafe. Başbakanları, hatta Gandhi öldürülüyor ama demokratik hayatları deprem geçirmiyor, müdahale görmüyor, ihtilal olmuyor. Bizde öyle mi? Yıllardır kamuoyu araştırmaları CHP çizgisi %35, DP ise %65. Ama iktidarda CHP zihniyeti. Meclise icra lâzım. Türkiye arayış içinde. Ülke karış karış dolaşılarak bu tespit iyi yapılmalı, iyi değerlendirilmeli. Erken seçim olmaz. - Şanslı parti veya grup var mı? - Merkez sağın bütünleşmesi gerek. DYP şanslı. DP ve AP’nin devamı gibi. Bu çizginin ünlü isimlerinin çocukları burada siyaset yapıyor Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına gelince desteklemekte beis yok. Muvaffak olabilirler. Zemin müsait. Zamanlama önemli. Yoksa yıpranırlar. Seçmeyecekler, seçilenlerle çalışacaklar. Milletin hissiyatına tercüman olan büyüyor. Ülkede sivil ve askeri bürokrasi etkili. Ancak siyasi sorumlulukları yok. Gücü bölmemek gerek? Merkezin yanlış denge uygulaması - Nasıl yani? - Erbakan’a zamanında (parti (MSP) kurma, birlikte olalım) dedik Demokratik Parti’yi oluşturduğumuzda. Daha 27 ilde teşkilatlanmamıştık. Bazı arkadaşlarımızın şiddetle karşı çıkmalarına rağmen O’na teklif ettik. Kabul etmedi. Seçimlerde MSP 48, biz 45 milletvekili çıkardık. Yani 93 milletvekili. Birlikte olabilseydik, 115’i aşacak iktidar ortağı olacaktık. Göz göre göre iktidarı CHP’ye verdik. - Bu defa DSP iktidarda, yani yine Ecevit? - MHP’ye son seçimde DYP ile ittifak veya illere göre ortak liste teklifi gitti. Kabul etmedi. Neticesi ise ya barajı aşamayacaklardı, ya da DSP ile koalisyon kuracaklardı. İkincisi oldu. Bunu o zaman kendilerine söyledik. Tansu Hanım da 28 lider kontenjanıyla yetinse, illere müdahale etmeseydi, netice yine böyle olmazdı. Teşkilatı küstürdü. Ülkenin yeni bir oluşuma ihtiyacı var. Dinamik ancak ılımlı bir organizasyon. Siyasete girecek olan zengin olmayı kafasından çıkarmalı. Akşemsettin’in Fatih’e dediği gibi namuslu, cesaretli ve bilgili olmalı devlet adamı. Hükûmet de bakanlarla iş yapar, onları atlayıp bürokrasiyle değil. Yoksa şimdi olduğu gibi Nazım Hikmet’in vatandaşlığı ile uğraşıp durur hükümet. Bu devletin inkârıdır bana göre. Merkez sağın ikilemi, dengeyi rakibinin yani merkez solun lehine değerlendirmesi. Şimdi öyle değil mi? Sonra sürücümüz Osman Almalı bizi gazeteye, Sadettin Bilgiç’i Farabi’ye bırakmak üzere yola koyuldu. Ayrıldık.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT