BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cezayir'de Fransız Dehşeti -4-

Cezayir'de Fransız Dehşeti -4-

1945'lerden sonra Fransızlar, Cezayir'i tam anlamıyla sömürgeleri, hatta "ikinci vatan"ları yapma arzularını kuvvetlendirdiler. Ancak, direnişe geçen Cezayirliler'in Setif ve Gelma'da verdikleri binlerce kayıp, bunun o kadar kolay olmadığını tüm dünyaya duyurdu.



...Ve ilk direnişte 45 bin şehit! Fransız vahşeti!" 8 Mayıs 1945'te başlayan Cezayir direnişini bombayla, tankla ve uçaklarla bir yerde kırmıştı... En az 45 bin şehit vermişti Cezayir... Kan, elem, ıstırap ve yokluk, hattâ korku, Cezayirli'nin hürriyet ateşini söndürememişti... Hürriyet ateşi, seneler boyu alev değil, fakat kordu... İçin için yanıyordu... Tüm Cezayirliler, hürriyet meşalesinin elden ele dolaşacağı günleri düşlüyorlardı... Sessizlik... Sessizlik... Ve yine sessizlik... 1954'lerde... Artık hürriyet türküleri ağızdan ağıza, hürriyet meşalesi elden ele dolaşıyordu... 8 Mayıs 1945; 1954 için en büyük kamçıydı!.. Akdeniz'in azgın dalgaları, Atlas Dağları'na sarkan bulutlar, Cezayirli'nin sanki hürriyet müjdecileriydi... Fransız vahşeti, Fransız soykırımı Cezayirli'yi yıldıramamıştı... 1945'lerden sonra Fransızlar, Cezayir'i tam anlamıyla sömürgeleri, hatta "ikinci vatan"ları yapma arzularını kuvvetlendirdiler... Fransız sömürge mantalitesi, Cezayir'i, ikinci Fransa hâtta "ikinci vatanları" yapmak için işe kadınlardan başlayarak bu arzularını kuvvetlendirdiler... Her ne kadar Fransız gelenekleri, görenekleri, yemekleri, elbiseleri ve en önemlisi dili, Cezayirliler'e empoze edilmek istenmiş olsa bile, en büyük uğraş Cezayirli kadınların üzerinde oldu... Cezayir kadını Cezayirli kadınların çarşaflarını bırakmaları kampanyası, taa bağımsızlığa kadar sürüp geldi... Bütün zorlamalara, şiddete rağmen Cezayir kadını, sırf Fransız'a karşı gelmek için çarşafını adeta anıtlaştırdı... Daha sonra da, çarşafı bırakan birtakım Cezayirli kadınlar ise, sadece direnişe yardım olsun diye, daha doğrusu, bir tutam dinamiti kontrolden kolay kaçırıp mücahitlere ulaştırabilsin diye bıraktı... Cezayir'de manzara, özellikle başkentte gerçekten de ilgi çekiciydi. Sömürgecilerin, bir ayırım gözetmeden tümüne birden "Fatma" adını taktığı temizlikçi kadınların dışında, Cezayirli kadın ve özellikle genç kızlar, Fransızlar'ın semtlerinde pek dolaşmaz... Cezayirli genç kız, Avrupalı'nın semtlerine girdiğinde bir takım yasakları, suni olarak meydana getirilen birtakım korkuları, heyecanları yenmek zorundadır. Bir taraftan işgalcinin esasen düşman olan dünyasına, diğer yandan seferber edilmiş, uyanık ve dikkatli polis gücüne karşı koymak zorundadır... Cezayir, bir Arap şehri değildi artık... Düşman düzeninin sinir sistemi, muhtar bir bölgedir... Zeki öğrencilere engel Oysa, kavgayı başlatan Cezayirli yerli, şehirlerin etrafındaki, giderek daha çok sıkılan mengeneyi açmak mecburiyetindedir... Bağımsızlık harekâtı, Cezayir şehrinde yeni irtibatlar kurmak zorundadır... İşte bu görevi yerine getiren Cezayir kadını ve genç kızıdır... Çarşaf çıkarmama, Fransız'a karşı bir direnmenin anıtı sayılsa bile, çarşaf çıkaran Cezayirli kadınlar mücadelenin korkusuz militanlarıydı... Fransızlar, bir "Müslüman Fransız" imajını yaymaya çalışırlarken, daima korkulu anlar yaşamışlardı... Onlar için, çarşafını çıkarmaya yeltenmeyen Cezayirli kadın, okuldaki çalışkan ve zeki öğrenciler bir kâbus gibiydi... Fransa'dan gönderilen gizli emirlerle zeki, çalışkan ve geleceği parlak Cezayirliler'in tahsilleri engelleniyordu... Ne var ki, sıralardan koparılan bu gençler, siperlerde Fransızlar'a karşı direnişin üniformasız kurmaylığını üstleniyorlardı. Fransızlar, çilekeş Cezayirliler'in sosyal hayatlarını, en önemlisi dillerini bozmak için uğraşırken, direnişler de o nisbette artıyordu. Fransız askerleriyle dolu trenler, Cezayir sahilerinde manevra yapan ve sahili sık sık bombalayan Fransız donanması, göklerdeki Fransız uçakları, köylere baskın düzenleyen ve insanları acımasızca katleden askerler... İşte, Cezayir'den Fransız manzaraları... Radyolara direniş Cezayir'de yıllardan beri millî Fransız radyosunun bir yankısı olarak Fransızca yayın yapan Cezayir Radyosu, her şeyden önce sömürgeci toplumu ve onun değerlerini yansıtırdı... Yabancıların tümünün bir radyosu vardı. 1945'ten önce toplam radyo sayısının yüzde 95'i onların elindeydi. Hakim zümre ile hükmedilen toplum arasındaki büyük ekonomik sınıflaşma bu duruma geniş ölçüde izah getiriyordu. Aslında Cezayirliler radyoya karşı sessiz bir direniş içindeydiler. 1947'lerden sonra radyo sayısı yavaş bir şekilde artar... O günlerde bile Cezayirli sadece Araplar'ın ve yabancı radyoların yayınlarını dinliyordu... Cezayir Radyosu'na ise tipik Arap müziği için kulak veriliyordu... 1951-1952 yıllarında Tunus'taki ilk kargaşalıklardan sonra Cezayir halkı, haberalma şebekesini genişletmek ihtiyacını duyuyordu. 1952-1953'te Fas, kurtuluş savaşını başlatıyordu.. 1 Kasım 1954 günü ise Cezayir, Batı Afrika Anti-Sömürgeci Cephesine katılıyordu. 1954'ten sonra Cezayir birdenbire beynelmilel sahneye çıkıyordu... Setif ve Gelma'daki 45 bin ölü, o ana kadar Cezayir'in kaderine karşı kayıtsız ve bihaber kalan bölgelerin haber bültenlerini haftalarca işgal ediyordu. Mukavemetçi lider Mesali Hac Propagandaya dayalı eylemlere doğru ilk adım Cezayir bağımsızlık savaşı, "millî" niteliğini Mesali Hac ile kazandı... Batı'da uzun yıllar kalmış Cezayirliler'dendi Mesali Hac... Onun döneminde mücadele, silâhlı bir başkaldırıdan çok, yayına ve propagandaya dayalı bir faaliyet olarak beliriyordu... Ahmet Mesali Hac, Cezayir Müslümanları'nın kutsal şehirlerinden olan Telemsen'de 1898 yılında doğdu. İlk gençlik yıllarını Fransa'ya göç etmiş işçilerin yanında geçiren Mesali Hac, 1925 yılında Paris'te kurulan "Kuzey Afrika Yıldızı" teşkilâtına katıldı... Fransa'ya gelen Kuzey Afrikalılar'ın kurduğu bu teşkilat, Kuzey Afrikalı işçilerin haklarını savunuyordu... Daha sonraları Mesali Hac'ın önderliğe gelmesiyle sendikal alandaki isteklere, Cezayir'e yönelen istekler de ekleniyordu... Fransız bir bayanla evlenen Ahmet Mesali Hac'ın eylemlerinin ideolojik yönüne bakıldığında bir karmakarışıklık olduğu görülür... Aslında bu dağınıklık, Cezayir'deki ideolojik dağınıklığın bir yansımasıydı... 1930 yılında Moskova'da "Üçüncü Enternasyonal"e katılan Mesali Hac, Paris'e dönüşünde "El Umma" adlı bir gazete de çıkardı... Fransız komünistleriyle fikir ayrılığına düştükten sonra ülkesine döndü... Militan bir hava getirdiği Cezayir bağımsızlık savaşına büyük katkılarda bulunan Ahmet Mesali Hac'ın, sonradan kurduğu "Halk Partisi" ülke milliyetçiliğinin kaynaklandığı merkez oldu... Bağımsız bir Cezayir'in kurulması için verdiği mücadelede oluşturduğu otorite zamanla zayıfladı... Öyle ki, ondan ilham alarak mücadele eden gençler bile kendisinden ayrılarak, yeni örgütler kurdular... Onun aktif propagandasına karşı, şiddete dayalı bir sistem gündeme getirildi... Mesali, daha sonraları partide iyice yalnız kaldı. Büyük ümitlerle kurduğu partiden ayrılıp, tekrar Fransa'ya döndü. Hatta bir aralar General De Gaulle'ün planını olumlu karşıladığı için Cezayirli militanlarca öldürülmek bile istendi...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109877
    % 0.19
  • 3.8589
    % -0.82
  • 4.5524
    % -0.67
  • 5.1623
    % -1.1
  • 156.204
    % -0.26
 
 
 
 
 
KAPAT