BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beni şiddetten koruyun!

Beni şiddetten koruyun!

Köşenizde yayınladığınız insanların düşünce ve dertlerini devamlı okuyorum. Ben de size ufak gibi görünen, fakat bizlere büyük dert olan, sonu şiddete varabilecek bir olayı aktararak, sizin ve ilgili devlet yetkililerinin yardımlarını talep ediyorum.



Köşenizde yayınladığınız insanların düşünce ve dertlerini devamlı okuyorum. Ben de size ufak gibi görünen, fakat bizlere büyük dert olan, sonu şiddete varabilecek bir olayı aktararak, sizin ve ilgili devlet yetkililerinin yardımlarını talep ediyorum. Dört yıl önceydi, 46 FY 878 plakalı, yeşil renkli, 73 model arabamı, bir galerici aracılığıyla meslektaşım, arkadaşım olan Mustafa Büyükpınarbaşı’na, aracımın devrini 12. ayda almak şartıyla, “arkadaş sözü” diye güvenerek, galerici anlaşma tutanağını imzalamadan verdim. O yılın 12. ayı bitti, arabayı devralmaya galen olmadı. Aracı olan galeriye gittim, kapanmış. Nedenini araştırdığımda, dolandırıcılık yaparak, işyerini kapatarak şehriden ayrıldığını öğrendim. Çareyi, arabayı alan eğitimci arkadaşı bulup, devrini alması için ricada bulunmakta aradım. Eğitimci arkadaşın verdiği “73 model arabanın devri mi alınır” şeklindeki sertçe cevapla birinci tehdidi almış olduk. Kötü bir olay yaşanmaması için yanından ayrıldım. Olay tatlılıkla hallolsun diye birkaç öğretmen arkadaşı aracı olarak gönderdim. Onlar vasıtasıyla gelen cevap da aynı, tehdit kokan sözler!.. Bu arada bir yıl daha geçti. Tesadüfen yolda karşılaştık, konu aynı. Bu defa arabayı satışa çıkarttığını, biraz daha zaman tanımamı rica etti. Ben de arabayı sattığı kişiye 1 aylık bir süre vermesini istedim, kabul ederek birbirimizden ayrıldık. Aradan altı ay kadar zaman geçmişti, arabayı sattığını duydum. Öğretmenevi’nde karşılaştık, konuyu açtığımda, “arabayı sattığı kişinin, arabayla Elmalı köyünde kaza yaptığını, arabanın kullanılamıyacak duruma geldiğini, arabanın kapısının ve renginin değiştiğini, maddi durumunun zayıfladığını” söyleyerek, biraz daha zaman tanımamı rica etti. Ben de bu duruma üzülerek, kabul ettim. Aradan bir yıl gibi bir zaman daha geçti, arabanın devrini almaya kimseler gelmiyordu. Trafik Şube Müdürlüğü’ne bir dilekçeyle başvurdum. Görevli bayan polis memuru, dilekçemi inceleyerek, noterlik satışımı sordu, ben de olmadığını beyan edince, bu durumda bir işlem yapamıyacaklarını, noterlik satış belgesiyle gelmemi söyleyerek, dilekçemi işleme koymadan iade etti. Konuyu avukatla görüştüm, beni bu dertten kurtarmasını istedim. Avukat bey, bu konunun çözümünün olmadığını, tek çarenin benim bir başka şahsa senetle borçlanarak, kendi kendimi icraya vermem olduğunu, bu durumun da bana 150.000.000 (yüzelli milyon) lira masraf çıkaracağını, kabul edersem bir senetle, noterlik vekaletimle işlemi halledeceğini söyledi. İcra olayını araştırmak için adliyenin icra müdürlüğüne olayı sözlü olarak anlattım. Bana verilen cevap şöyleydi: “Önce icraya verilen arabayı araştırırız, bulamazsak ikinci araba üzerinize kayıtlı olduğu için onu bağlarız. İkinci arabanızı da bulamazsak maaşınıza el koyar, tüm icra masraflarını da tahsil ederiz, böylece tekrar başa dönmüş olursunuz.” Araba üzerime kayıtlı olduğundan her türlü cezai ve mali sorumluluğun bana ait olduğunu, devletin beni sorumlu tuttuğunu, bu cezalardan dolayı hapis bile yatabileceğimi anlattılar. Kahramanmaraş Trafik Şube Müdürlüğü’nden ve Cumhuriyet Savcılığı’ndan yardım talep ediyorum İbrahim Alıç - KAHRAMANMARAŞ Küçük yatırımcıyı kim koruyacak? Devlet büyüklerimizden, kapalı kapılar ardında olan bazı olaylar hakkında bilgi edinmek istiyorum. Bilhassa batık bankalar. Bu konuda biz küçük yatırımcılar hiçbir bilgiye sahip değiliz. Hakkımızı nasıl arayacağımızı da bilmiyoruz. Sigorta Fonu’na aktarılan bankaların hisselerini alan bizler, paramızı alacak mıyız? Yirmiyedi sene bilfiil özel bir şirkette çalıştım. Ellialtı yaşında emekli oldum. Emekli ikramiyemin büyük bir miktarını Demirbank hisselerine kaptırdım. Bu parayı iki elimle, tırnaklarımla, son kuruşuna kadar vergisini vererek kazandım. Alın terimizi, üç kuruş kazanırız diye SPK’nın en güvenilir hisselerinden olan İMKB 100 endeksinden olan hisseleri aldık. Bu miktar, birilerinin verdiği bahşiş kadar bile olsa, bizim için büyük bir meblağdır. Peki SPK’da, halka arz olan şirketler için hiçbir teminat alınmıyor mu? Her isteyen şirket hisse satabiliyor mu? SPK’nın güvencesi yok mu, kim sorumlu? Neden Ziraat ya da Halk bankalarına el konulmadı da öbürlerine el konuldu? Üstüne üstlük 4.5 katrilyonluk yardım yapıldı. Batıkların hiçbir teminatı yok mu? Küçük yatırımcıyı koruyacak hiçbir kuruluş yok mu? Kimin parasıyla kimin bankası kurtarılıyor? Küçük yatırımcının parasıyla mı? İsmi Mahfuz Bir Yatırımcı
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT