BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zirve esintileri

Zirve esintileri

Şiirlerinde sık sık 'dağlar'ı tenennüm eden halk şairlerinin etkisiyle mi; yoksa gönül kuşumun sürekli yükseklerde uçmasından mıdır nedir; dağlara karşı ezeli bir tutkum var.



Şiirlerinde sık sık 'dağlar'ı tenennüm eden halk şairlerinin etkisiyle mi; yoksa gönül kuşumun sürekli yükseklerde uçmasından mıdır nedir; dağlara karşı ezeli bir tutkum var. Çocukluğumdan beri hep zirvelere tırmanmağa çalışan dağcıları konu alan filmlere özel bir ilgi duyarım. Televizyonda kanallar arasında dolaşırken birden karşıma çıkan karlı doruklar, anında beni heyecana sürükler. Yolculuklarda uçaktan aşağılara baktığımda sıklıkla gördüğüm tepeler gizemli düşlerime mekan olur. Hayallerimin arşivinde birbirinden heybetli, karlı zirvelerin fotoğrafları bol miktarda vardır. Ağrı, Tibet, Everest, Mont Blanc, Matterhorn, Annapurna, Nanda-Devi, Mustang Kulesi, Kangçençunga benim kapalı dünyama açılan yolların adeta şifreleridir. Bir bakıma, benim için korkuyla hayranlığın, yalnızlıkla bütünlüğün, varlıkla hiçliğin kendine özgü bir uslupla birbirine karıştığı, tefekkürün ateşlendiği bir semboldür zirveler... Erişilemeyen her tepe, ruhun derinliklerinde düğümlenip kalmış bir çığlıktır. Doğa ve dolayısıyla dağlara olan bu tutkum sebebiyle bizim genç dağcımız Nasuh Mahruki'nin başarılarıyla ve Pazar günleri Hürriyet'te çıkan yazılarıyla ilgilenirim. Bence o, zirvelerde, o çetin tırmanışlarda manasını arayan bir ruh, zirvelerin inanılmaz ıssızlığında aslında tefekkürün doruklarına tırmanma heyecanını duyan bir "Bilge"dir. Öyle olmasa şu mısralar nasıl dökülürdü Mahruki'nin kaleminden: "Budistler, self-kendi diye bir şey olmadığını söylerler. Tasavvufta da, öğretiyi alanlara son aşama olarak, kendi varlığının aslında yokluk olduğu öğretilir. Hatırlıyorum da, bu duyguyu ilk kez bundan beşbuçuk yıl önce, Everest'in zirvesinde geçirdiğim 20 dakika içinde hissetmiştim. Gözyaşlarım bana inat süzülürken aslında aslında her şeyin ben olduğunu ve benim hiçbir şey olmadığımı farketmiştim." Bu satırları okurken duyduğum sarsıntı, her gezginin, her dağcının sırt çantasına takılmayı adet edinmiş gönlümün dağlara olan düşkünlüğünün sebebini anlamasından; birdenbire o müthiş an ile karşılaşma sonucunda hep peşinde olduğu gerçeği idrak etmesindendi. Mahruki'nin bizzat yaşayarak anladığı gibi, muhteşem bir bütünlük içinde kendine özgü yasalarla çalışan doğanın bir parçasıyız hepimiz. Tek başımıza hiçbir şeyiz; ancak o bütünlük içinde bir anlamımız var. Onun için doğa kutsal, doğa mübarek... Bu gerçeği, eğer derin düşüncelere kendimizi adamışsak engin denizlerde, bir çiçeğin açılışında, güneşin doğuşunda, bir bebeğin saf gülüşünde de yakalayabiliriz. Ancak, zirvelerde idrakin tadı başka... Everest'in tepesinde o muhteşem sessizlik ve sonsuz yalnızlık içinde hiçliği duyumsamak... Aman Allahım!.. Müthiş!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT