BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Korktukları çıkıyordu bir bir...

Korktukları çıkıyordu bir bir...

Uzun süren sessizliği Asiye'nin cılız sesi bozdu: - Anneciğim, canın yanıyor mu? Yakup, karısının yüzüne tokadı attıktan sonra kapının arkasına çaktıkları çivide asılı olan ceketini alıp, sallanarak çıkmıştı dışarıya.



Uzun süren sessizliği Asiye'nin cılız sesi bozdu: - Anneciğim, canın yanıyor mu? Yakup, karısının yüzüne tokadı attıktan sonra kapının arkasına çaktıkları çivide asılı olan ceketini alıp, sallanarak çıkmıştı dışarıya. Birkaç saniye sonra da tahta sokak kapısının şiddetle kapanan sesi duyulmuştu. Bir sessizlik çökmüştü odanın içine. Çocuklar dehşet içinde bekliyorlardı. Sonunda Asiye dayanamamıştı. Zehra yutkundu bir eliyle yanağını ovalayıp: - Yok çocuğum, acımıyor... - Ama kıpkırmızı yanağın. Kocaman izler oldu... - Geçer kızım, sen bırak bunları, haydi, yatın artık. Geç oldu... Küçük kız hıçkırdı hafifçe. Ellerini yumruk yapıp gözlerini sildi: - Babam neden yaptı anne böyle? Zehra kalkıp kızını kucakladı. Bağrına bastı iyice. İleri geri sallandı olduğu yerde. Kendi kendine mırıldandı: - Bilsem, bir bilsem. Ona ne olduğunu bir bilsem... Tuncer dişlerini sıkmıştı. Çekyatın üzerinde öylece oturuyordu. Zehra diğerlerini yatırdıktan sonra onun yanına geldi. Küçük, kirli ellerini avuçlarının içine aldı: - Şimdi seninle konuşalım bakalım, neredeydin bu gün sen bu saate kadar? Çocuk kaşlarını kaldırdı. Gözlerinin çevresi bembeyazdı. Yüzünün kirinden iyice belirginleşmişti temiz kalan yerler: - Şu haline bak, sokak çocuklarından farkın yok Tuncer, bir aynaya baksan utanırsın kendinden. Ne oldu size böyle oğlum, babanı da seni de tanıyamıyorum artık. Bunun hiçbir mazeretini bulamıyorum. Neredeydin bu gün? Tuncer omuzlarını kaldırdı, cılız bir sesle mırıldandı: - Hiç, oynadım arkadaşlarla... Vakit geçmiş, anlamadım... - Havanın karardığını da mı anlamadın Tuncer? Bu kadar mı kendinden geçtin oğlum, hem kim bu arkadaşlar? Çocuk irkildi. Hızla ellerini annesinin avuçlarından çekip kurtardı. Eliyle dışarıyı işaret etti gözlerini kaçırarak: - Aşağıdan, Hüsamettin amcaların oradan çocuklar. Zehra dikkatle baktı oğluna. Bir şeyler vardı anlayamadığı. Annelik içgüdüleri tuhaf şeylerin döndüğünü hissettiriyordu ona: - Okulları yok mu bu çocukların, neden okulda değiller? Omuzlarını silkti çocuk. Kaşları çatılmıştı. Biraz da öfkeli bir tavırla: - Ben ne bileyim yahu! Diyerek çıktı odadan. Zehra içini çekerek baktı arkasından. Korkuları bir bir çıkıyordu artık. İçinden yükselen bir isyan ateşiyle kavruldu. Sanki elini uzatıp bir şeylerin ucundan tutuverse her şey değişecekmiş gibi atıldı. Sabırsızca çabaladı içi içine sığmayarak. Tüm sıkıntılarına bir tek hareketle çare bulabilmeyi istedi. İçeriden tıkırtılar geliyordu. Tuncer'in mutfakta olduğunu fark etti. Karnını doyuruyordu. Yarım saat sonra bütün çocuklar yatmışlardı. Zehra ise başını pencereye dayamış, ışıkları söndürmüş, yaklaşık yirmi metre ilerideki sokak lambasının cılız ışığıyla dışarıyı görmeye çalışıyordu. - Nereye gitti bu adam? Gecenin bu saatinde, sarhoş kafayla? Diye söylendi kendi kendine. Ertesi gün kafası düzeldiğinde, ayıldığında konuşacaktı kocasıyla. Hiç karşılaşmadığı tavırlarla karşılaşmıştı bugün. Onun işsizlikten dolayı sıkıldığını anlayabiliyor ama hiçbir zaman insanın sıkıntılarını aykırı şeyler yaparak bertaraf etmelerini kabul edemiyordu. - Bu kadar zayıf mı bu adamın karakteri? Diye geçirdi içinden. Tekrar çevirdi gözlerini dışarıya. Bir gölge yaklaşıyordu yalpalayarak. Biraz daha dikkatli bakınca Yakup olduğunu gördü. İçi rahatlayıverdi bir anda. Hemen süzüldü oturduğu yerden, odasına girip yorganı çekti başından. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT