BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 45 yıl önce hiç konuşulmayan Cezayir

45 yıl önce hiç konuşulmayan Cezayir

Fransız Parlâmentosu Türklerin 20. yy. başında Ermeni soykırımı yaptığını kabul ettiği günden beridir ki ülkemizde Fransa'ya karşı protesto gösterileri sürüyor.



Fransız Parlâmentosu Türklerin 20. yy. başında Ermeni soykırımı yaptığını kabul ettiği günden beridir ki ülkemizde Fransa'ya karşı protesto gösterileri sürüyor. Toplum örgütlerinin, gönüllü kuruluşların milletin tepkisini ortaya koymaları en tabii olaydır. Susup oturmak, basın aracılığı ile bir kınama bile yayınlamamak bu ülkenin kurumlarına yakışmaz. Meselâ Galatasaray Lisesi mezunlarından oluşan "Galatasaraylılar Birliği"nin sesi çıkmadı. Kınama veya üzüntülerini kamuoyu ile paylaştılar da biz duymadıysak özür dileriz ama bu lisenin bir mezunu olarak "kurumsal" bir tepki göstermediğimiz için şahsen rahatsız oluyorum. Bazı çevrelerin anlamsız ve yersiz karşıladığı bu protestolar (protesto şekillerini tartışabiliriz elbette) Türk kamuoyunun hassasiyetlerini ortaya koyduğu için aslında önemlidir ve gereklidir. Parlamentonun ve basının da Fransa'ya karşı aldığı bir tavır var: Yarım asır önceki Cezayir olaylarını gündeme getirmek. Türkiye Gazetesi'nde Sayın Kenan Akın'ın kaleminden Fransız vahşetini okuyoruz, bilmeyenler öğrenmiş, unutanlar hatırlamış oluyor. Aslında basın, Cezayir'in Fransa'ya karşı bağımsızlık savaşı verdiği 1954-1962 yılları arasında da üzerine düşeni yapmıştı. Ancak TBMM'nin ve Dışişleri Bakanlığı'nın o dönemdeki politikaları ve uygulamaları tartışılabilir. Zira, eski Osmanlı tebası olan Müslüman Cezayir halkı Fransız ordusunun vahşetine kurban giderken Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve Parlâmentosu hiçbir tepki göstermemiştir. Meselâ katliamların yoğun olarak yaşandığı 1958, 1959 yıllarının Meclis tutanaklarına bakarsanız, bu konuda bir tek söz dahi edilmediğini görürsünüz. Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerine yapılan konuşmalarda dahi Cezayir'de yaşanan vahşet hiç dile getirilmemiştir. Hatta Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu laf arasında Türkiye'nin bir Cezayir meselesi olmadığını söylemektedir. Ayrıca Fransızlarla Nisan 1957'de yapılan "İktisadi ve Mali Protokol" 1958 yılının Haziran ayında çok kısa bazı teknik tartışmalar neticesinde kolayca kabul edilmiştir. Türkiye uzun yıllardır kendi tezlerini dünyaya anlatamadığı için geldiği bu noktada halen yanlışta ısrar ederek Fransa'ya karşı Cezayir argümanını öne sürmektedir. Sivil ağızlarda, basında Fransa'nın ipliğinin pazara çıkarılması doğrudur ancak Meclis'in, Hükümetin ve Dışişleri Bakanlığı'nın vazifesi dış politikada Türkiye'yi kuvvetlendirmektir, "tencere dibin kara seninki benden kara" demek Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yakışmaz. Hele ki bugün Fransa'ya karşı kullanılmak istenen katliamların yaşandığı yıllarda var olan ve olayları tamamen görmezden gelen bir Meclis'in aklı başına yeni gelmişçesine Fransa'nın Cezayir'de gerçekleştirdiği soykırımın resmen tanınması için kanun çıkarması tesirli ve inandırıcı olmaz, Fransa hiç umursamaz. Cezayir halkı can verirken ses çıkarmayıp, yapılan soykırımı yarım asır sonra istismar etmek Türkiye'ye hiçbir fayda sağlamaz. Unutmayın: Ameller niyetlere göre değerlenir!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT