BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayat pazarlığı!..

Hayat pazarlığı!..

Sabahın kör vaktinde kapı çalar uzun uzun... Zamansız... Kapıda bir haber: - Herşey bitti, der...



Sabahın kör vaktinde kapı çalar uzun uzun... Zamansız... Kapıda bir haber: - Herşey bitti, der... Yarı sersem sorarsınız: -Ne bitti? Ne herşeyi? - Bitti... artık vaktiniz yok... Artık yaşamak yok... * * * Son birkaç nefes süresince, haberi karşınıza alıp konuşursunuz... Bir hesaplaşma... Bir pazarlık gibi... - Daha çok erken... Daha çok şey yaşayacakken.... Haber kararlı... Ama sakin... - Erken olduğunu nereden biliyorsunuz. Ölümün vakitlisi var mı? Ve kim için önceden bilinebilir birşeydir? - Ama... Ama daha yaşlanmadım bile... -Yaşlanmadınız belki... Ya yaşadığınız süre... -Kısacıktı... -Öyleyse bir o kadar daha yaşasanız, o kadarı da kısacık... Değer mi? -Değer diye düşündüm hep... Güzel günler umdum gelecekte... * * * Bir an gözlerinizi kapatıp, geçmişle gelecek arasında bir yerde.... "Bitti artık" şokuyla perişan... Ve pişman... Ve ertelenen ne varsa; hayalinizde resmi geçit... Yani ertelediğiniz güzellikler... Sımsıcak güneşli, apaydınlık bir sabahın özlemi... Ağaçların yeşilinden, çiçeklerin renginden güneşin gülümsemesi... Hafif bir rüzgarın taşıdığı "bahar" kokularıyla güne "merhaba" demek... -Bitti artık demek... Böyle güzel bir sabah bir kenara, artık yaşanacak hiçbir sabah yok... Bir bardak demli çay yok... Çocuk cıvıltıları yok... Yok... Yok... * * * Haber konuşur: -Daldınız... Ve gönlünüzden güzel bir sabahın hayali geçiyor. Böyle bir sabah yaşamadınız mı hiç? Eğer ben gelmeseydim, eğer bu sabahı yaşama şansınız olsaydı, hayal ettiğiniz gibi yaşayacaktınız? -Bilmiyorum... Dün hayal ettiğim gibi değil mesela... Ama aydınlık ve mutlu bir sabahtan daha güzel ne olabilir? Haber güldü: -Her sabah aynıdır... Sabahı güzel yaşamak başkadır.. Her sabah güzeldir çünkü o aydınlık güneş getirir... Ama önce perdeleri açmalıydınız... Önce gönlünüzü açmalıydınız... * * * -Demek her şey bitti... Demek yeni bir sabah yok! * * * Uyandığında vakit öğlene geliyordu... Sabahı yine yaşayamamıştı...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT