BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

Bugünkü Pazar sohbetimizde, insan denilen eşref-i mahluku, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin tespitleri ile tanımaya çalışacağız. 'İnsan, (alem-i kebir)de yani, insanın dışında bulunan herşeyi kendinde topladığı için, mahlukların en kıymetlisi olmuştur.



Bugünkü Pazar sohbetimizde, insan denilen eşref-i mahluku, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin tespitleri ile tanımaya çalışacağız. 'İnsan, (alem-i kebir)de yani, insanın dışında bulunan herşeyi kendinde topladığı için, mahlukların en kıymetlisi olmuştur. İnsan ve hayvanların bedenleri dört şeyden yapılmıştır. (Toprak maddeleri, su, hava ve nar yani, hararet) Birbirine benzemeyen ve hatta birbirine zıt olan bu dört şeyin ihtiyaçları ve icapları vardır. Bedendeki hararetten (ısıdan) dolayı, (ısı, kudret kaynağı olduğu için) insan ve hayvanlar kendini beğenmekte, üstün görmektedir. Şehvet ve gadap kuvvetleri ve başka kötülükler de, bu dört şeyden ileri gelmektedir. İşte bu ihtiyaç ve icaplar, hayvanların ve insan tabiatının çektiği, istediği şeyler olup, sevk-ı tabii (içgüdü) adını almaktadır. Aklı olan kimse, bu sevk-ı tabiileri, dinin emrettiği, izin verdiği şekilde kullanır ve günah olmaz. Aklı dinlemeyenler ise, nefse uyarak, mubahlardan dışarı çıkar. Günaha girer. Çünkü nefs, sevk-ı tabiileri, mubahların dışına çıkarmaya zorlayan, mubahlardan başka şeyler de isteyen bir kuvvettir. Bedenin dört yapı maddesi ile nefs ve kalp kuvvetlerini bir arada tutan, çalıştıran kuvvet de ruhtur. Kâfirlerin ve günaha dalan mü'minlerin nefsleri azmış, kalbi ve ruhu kaplamıştır. Bu üç kuvvet, birleşmiş gibi olup nefsin istediğini yapmaktadırlar. Dine uyunca, bu üç kuvvet birbirinden ayrılıp, kalp ve ruh kuvvetlenir ve nefs zayıflayarak, kalp ve ruh, nefsin baskısından, kumandasından kurtulur ve temizlenmeye başlar. Her ikisi de, işlerini Allahü tealanın rızası için, iyilik için yapar. Hayvanlarda, kalp, ruh ve nefs olmadığından, sevk-ı tabii ile hareket ederler. İnsanın değeri, sahip olduğu kalp latifesinden dolayıdır. Kalp, Allahü tealanın komşusudur. Allahü tealaya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mü'min olsun, asi olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Çünkü, asi olan komşuyu da korumak lazımdır. Sakınınız, sakınınız; kalp kırmaktan pek sakınınız! Allahü tealayı en ziyade inciten küfürden sonra, kalp kırmak gibi büyük günah yoktur. Çünkü; Allahü tealaya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalptir. Bütün insanların yegane sahibi, maliki Allahü tealadır. İnsanlara karşı muamele de Allahü tealanın izin verdiği şekilde olmalıdır. Kalp, yani gönül, mahlukların en üstünü, en şereflisidir. İnsan, alem-i kebirde, yani insanın dışında bulunan herşeyi kendinde topladığı için, mahlukların en kıymetlisi olduğu gibi, kalp de, alem-i sagirdeki, yani insanda bulunan her şeyi kendinde topladığı için ve çok basit ve hülasa olmasından dolayı çok kıymetlidir. Allahü teala, Kur'an-ı kerimde: 'Kalpler, ancak Allahü tealanın zikri ile itminana (huzura) kavuşur' buyuruyor. Kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. Aşk, muhabbet bulunmayan kalp ölmüş demektir. Kapte, ya dünya sevgisi, yahut Allah sevgisi bulunur. Burada dünya demek, haram olan şeyler demektir. Zikr, ibadet yaparak, kalpten dünya sevgisi çıkarılınca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe, Allah sevgisi kendiliğinden dolar. Günah işleyince, kalp kararır, hasta olur. Dünya muhabbeti yerleşerek, Allah sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir şişeye benzer. Su doldurunca, havası çıkar. Suyu boşaltınca, hava kendiliğinden dolar. Not: Yukarıdaki kıymetli bilgiler, TAM İLMİHAL, SEADET-İ EBEDİYYE kitabından derlenmiştir. (HAKİKAT KİTABEVİ; Darüşşafaka Cd. No:57-A FATİH; P.K. 35 İSTANBUL 34262)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT