BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Terörün yolu da Diyarbakır’dan geçti

Terörün yolu da Diyarbakır’dan geçti

Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın ve beş polisimizin, şehrin ortasında alçakça şehit edilmeleri, iki polisin de yaralanması, neresinden bakılırsa bakılsın, ülke hesabına çok acı ve o kadar da “anlamlı” bir olaydır.



Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın ve beş polisimizin, şehrin ortasında alçakça şehit edilmeleri, iki polisin de yaralanması, neresinden bakılırsa bakılsın, ülke hesabına çok acı ve o kadar da “anlamlı” bir olaydır. Şimdi bu olayın üzerine, yıllardanberi, her benzeri olayda söylenen beylik sözler söylendi, ağıtlar yakıldı ve cenazeleri sloganlarla kaldırıldı. Şimdi, tetikçiler aranırken, aynı zamanda da medyada, Okkan’a zırhlı araba tahsis edilmemesine, yeteri derecede korunmamasına kadar “sorumlular” aranacaktır. Fakat asıl, çeşitli yönlerden yapılmakta olan yorumlar, ülkemizde toplumumuzda sadece kavramların değil zihinlerin de nasıl karışık olduğunu ve nasıl karıştırılmak istendiğini gösteriyor. Sebep malum Çok değerli bir polis şefi olmanın dışında, görevini çok karışık, netameli bir vilayetimizde, -Kürtçülerin “BOTAN” diye kendi başkentleri saydığı, “Avrupa Birliği’ne giden yol”un geçtiği Diyarbakır’da- Kürt, Türk bütün vatandaşlar bu örnek polis müdürünün mateminde birleşmişlerse bu, milli birliğimizin devam etmekte olduğunun da bir işaretidir. Bütün vatandaşları birleştiren örnek bir idareci olması, bence suikastin baş sebebidir. Ne Hizbullahçılar, ne de bu işin bir yerinde olabilecek PE-KE-KE, Gaffar Okkan’ın yaşamasını ve başarılı olmasını istemezlerdi. Bu olay, Vural Savaş’ın vurguladığı, mübarek dinimizin, gericiler tarafından nasıl kötüye kullanılmak ve şen’i cinayetlere alet edilmek istendiğinin de yeni bir örneğidir. Geçenlerde bu köşemde, İBDA-C örgütünün internetteki bir mesajında, Hizbullah’ın banisi Usame bin Laden’in cihat çağrısına yer verildiğini yazmıştım. Bu örgüt dünyanın başına bela olmaya devam edecek ve korkarım Türkiye’deki cinayetleri devam edecek. Yorumlar Bizdeki yorumlara gelince, ezeli polis düşmanları da, işi ters tarafından alıp, Okkan’ın, halkı polisin “hışmından” koruduğu iddialarını öne çıkarıyorlar. Çetin Altan’ın ne yazacağını merak etmiştim. Hazret, bu sefer -her nasılsa- Osmanlıları ve tarihimizi ve “militerler” dediği komutanları suçlamamış. Türk’e Türk propagandası yapılmasından şikayet etmemiş ama, dil persengi yaptığı Türkiye’nin geri kalmışlığının teröre yol açtığını iddia ediyor ve “şiddet eylemlerine kalkışan gizli örgütlerin, silah ve paraları hangi merkezlerden, hangi kaynaklardan karşılandığını Ankara’nın muhakkak bildiğini iddia ediyor. Ama neden “açıklamadığını” manalı bir şekilde soruyor. İması da “bu cinayetin altında acaba iti ite kırdırmak” gibi bir “derin devlet” hesabı mı var? Ortaya at bir şüphe tohumu, gerisini düşünme sen! Cengiz Çandar da Diyarbakır cinayetinde müphem ve muğlak bazı sebeplerle “Ankara’nın sorumluluğunu” arayıp, buluyor. Ali Bayramoğlu da, “90’larda sistematik olarak Güneydoğu’da her kesimden her kimlikten insanlara yönelik faili meçhul cinayetler, Ersever’ler, Çatlı’lar, Hizbullahlar, JİTEM’ler, ülkenin ‘miltarize’ ve ‘terörize’ edilmesiyle özünde ‘bir şiddet kültürü’nü beslemiştir!” diyor ve ilave ediyor: Ve “Ama bugün Türk gladyosu Susurluk-Hizbullah arasında zihniyet, kişiler, rant ve politika bazında bir süreklilik olmadığını kim iddia edebilir?” Asıl kaynak Ancak, adeta “benim teröristim iyidir” diyen, o dönemin, kimilerinin içinde bulunduğu sol terör örgütlerini, teröristlerini aklayan, bu yazarların hiçbiri, terörün köklerini daha derinlerde, kendilerinin de içinden çıktıkları ‘68 kuşağı cadı kazanında aramıyorlar da bir zamanlar o şiddet ve terör rüzgarlarını kendi ektiklerini unutup, devam eden fırtınanın kaynaklarını başka yerlerde arıyorlar. Ağlarsa... Evet, şimdi Gaffar Okkan ve arkadaşları için gözyaşı dökeceğiz, ama asıl ağlarsalar, onun ve arkadaşlarının anaları, eşleri, çocukları ve mensup oldukları polis teşkilatı mensupları ağlayacaklar. Sonra, Hizbullahçı mı olur, IBDA-C’ci, mi, TİKKO’cu mu, TKP’ci mi, DHKP-C’ci mi veya Pe-Ke-Ke’ci mi veya birkaçı birden mi olur; failler, tetikçiler inşallah yakalanacaklar ve yargıya sevkedilecekler. Yargılama, bütün bu gibi olaylarda olduğu gibi bir hayli zaman alacak. Sonra, failler cezaevlerine (inşaallah koğuşlara değil, F Tipi odalarına) sokulacaklar. Sonra orada yaşamlarına devam edecekler. Bazıları, çok muhtemeldir ki, oda sistemini protesto için, açlık grevi yapacaklar, “ölüm orucu” tutacaklar. Onlara da, gene İnsan Hakları Dernekleri, malum sivil toplum örgütleri ve malum entel liboşlar sahip çıkacaklar. Bir dahaki affa veya şartlı salıvermelere kadar! Çünkü, layık oldukları gibi idama mahkum edilseler bile idam edilmeyecekler. Ama muhtemeldir ki, bu arada idam cezası da AB’nin arzusu üzerine kaldırılacak. O zaman Gaffar Okkan’ı ve diger 5 şehidi kim hatırlayacak?!. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “İki yüzden fazla kadın, erkek ve çocuğun katili olan bombacı Timothy McVeigh idam edilmezse kamu vicdanı yaralanır” ABD Yüksek Mahkemesi kararı gerekçesinden
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT