BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Sen tarlada çalışamazsın!..’

‘Sen tarlada çalışamazsın!..’

O da beni seviyordu biliyordum... Çünkü çocukluğumuz beraber geçti. 18 yaşımıza kadar geldik, ben çok ümitliydim. Amcam bile her gelişinde şöyle derdi: "Ben yeğenimi başka birisiyle, yani yabancıyla görsem dayanamam." Amcamın bu lafı beni daha da ümitlendiriyordu...



"Pınar başı ben olayım, vay vay / Bulanırsam bulanayım./ Verin benim sevdiğimi oy oy / Dilenirsem dileneyim." Bu bir türkü. Yüzyıllardan beri dilden dile nice gencin dudaklarında söylenip durmuş. Sevdiğine kavuşmak çok mu zor?!. Ya da sevgiliye kavuşmak için dilenmeye bile razı olunur mu? Evet olunuyor. Sevgi öylesine bir duygu ki, değil aylar yıllar geçse unutulmuyor. Hiçbir şey onu yok edemiyor. Belki çeşitli sebeplerle üzeri külleniyor ama en ufak bir vesileyle küller savrulduğunda daha hiç sönmemiş bir kor gibi duruyor yüreklerin en ücra köşelerinde... Madem öyle de, niye seven sevdiğine verilmez? Niye araya birileri girer? Nedir amaç? Bu öylesine derin, öylesine karmaşık öyle girift bir konudur ki anlatılmakla bitmez. Yalnız şu bir gerçek ki, böylesi ayrılıklarda ana babaların sorumlulukları çok fazla. Gelecekte bu zoraki ayrılık sebebiyle ortaya çıkan her türlü üzüntü, sıkıntı ve de bunalımlardan bizzat olayın kahramanları olduğu kadar onlar da sorumlu. Neylerseniz, geride mutsuz bir yuva, huzursuz insanlar, birbirine ihanet edecek derecede birbirinden kopuk eşler kaldıktan sonra. "Ben 45 yaşında 21 senelik evli 3 çocuk annesi bir ev hanımıyım. Türkiye Gazetesine abone olduğumuz için Hayatım Roman köşenizi devamlı beğenerek okurum. Bazen hüzünlenir, bazen ibret alır, bazen de ağlarım. Çünkü biz insanlar çocukluğumuzda olsun gençliğimizde olsun birçok hatalar yapmış, hayal kırıklığına uğramış olabiliriz. Şimdi ben de size hata yapmadığım fakat hayal kırıklığına uğradığım yıllar öncesi bir olayımı anlatacağım. "Aşk" ve "sevgi"... Bunlar dünyadaki en güzel duygulardır. Fakat aşk, yaşayan ve bilenler içindir. Ben sekiz yaşından beri çocukluk aşkı dedikleri bir duygunun içinde buldum kendimi. Amcamın oğlunu sevdim. O da beni seviyordu biliyordum. Çünkü çocukluğumuz beraber geçti. 18 yaşımıza kadar geldik, ben çok ümitliydim. Amcam bile her gelişinde şöyle derdi: "Ben yeğenimi başka birisiyle, yani yabancıyla görsem dayanamam" Amcamın bu lafı beni daha da ümitlendiriyordu. Fakat amcamın hanımı, yani yengem böyle bir evliliğe hiç taraftar değildi. Oğluna kendi akrabalarının kızını istiyordu, bunu biliyordum. Amcamın oğluyla yani çok sevdiğim insanla bu konuyu konuştuk. Onun beynini yıkamışlar. Bana dedi ki: "-Sen köy işini yapamazsın. Tandır yakamazsın. Tarlada çalışamazsın. Sen şehirde büyüdün." Bu sözleri duyduğumda şok oldum. Gidiş o gidiş, bir daha gelmedi. Nice zaman sonra bir de duydum ki düğünü oluyormuş. Dünyam yıkıldı, ağladım, ağladım, ağladım. Günlerce haftalarca, aylarca ağladım. Ne yalan söyleyeyim günlerce beddua ettim. Evet inkar etmiyorum çok beddua ettim. Dedim ki: -Allah yüzünü hiç güldürmesin. Allahım sana evlat yüzü göstermesin. Benim gözüm sende kaldı, senin de gözün evlatta kalsın, dedim yıllarca ağladım. O günden sonra aradan tam 23 yıl geçti, ne gördüm ne de görüşebildik. Çünkü ben de evlenmiş, İstanbul'a gelmiştim. O da devlet memuru olduğu için il il dolaşıyordu. Benim ahım tutmuştu galiba... Hiç çocukları olmadı. Ben de pişman değildim. Fakat çok üzgündüm. Onu sevmiştim çünkü. Gönlümde hiç kimse onun yerini dolduramamıştı... Bundan iki sene önceki Ramazan bayramıydı. Gece amcamı arayıp bayramını tebrik edecektim. Amcamlar evde yokmuş. Meğer o da bayram ziyareti için babasının evine gelmiş. Telefon çalınca da telefona o çıkmıştı. Sesinden hemen tanıdım. Fakat ben kim olduğumu söylemedim. Israrla kim olduğumu sordu ben de, "Boş ver kim olduğum önemli değil." dedim kapattım. Telefonu kapatmıştım ama yıllardan beri içimde bir köz gibi duran konu tekrar açılmıştı. * Devamı yarın
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT