BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başlıksız bir yazı

Başlıksız bir yazı

Ağlamadan televizyon seyrettiğimiz gün kalmadı. Terörist bir hareket, tabiî âfet, trafik kazası olmadığı günlerde de kanallarımız sade vatandaşın yoksulluk, hastalık, sakatlık ve benzeri dramlarını uzun uzun ekranlara getirerek açığı zaten kapatıyor; fakat son zamanlarda terör kaynaklı acılar ortalığı sardı sarmaladı.



Ağlamadan televizyon seyrettiğimiz gün kalmadı. Terörist bir hareket, tabiî âfet, trafik kazası olmadığı günlerde de kanallarımız sade vatandaşın yoksulluk, hastalık, sakatlık ve benzeri dramlarını uzun uzun ekranlara getirerek açığı zaten kapatıyor; fakat son zamanlarda terör kaynaklı acılar ortalığı sardı sarmaladı. Bu ne iştir? Memleketin üzerindeki bu kara bulutlar nasıl dağılacak? İç gâileler, dış gâileler birbirine karıştı. Hangisi diğerinin müsebbibi, anlamak zor. İçerde bazı taşlar yerlerinden oynadı. Bir temizlik harekâtı, bir çeşit deprem. Enkaz kaldırıldığında ortalık temizlenmiş olacak belki, fakat depremin yıkıntıları ile uğraşmakta olduğumuz şu vakitte dünya arenasından da üzerimize çullanıyorlar. Yoksa içerdeki dertlerin -bugünlerdeki yaygın tabiriyle- düğmeleri zaten dışarıda mı? Diyarbakır'daki elim suikast ne çeşit hesapların sonucudur? Altı emniyet mensubunu şehit verişimiz iç gâileler cümlesinden midir, dış gâilelerden midir? Yahut "içli dışlı" tertiplerle mi karşı karşıyayız? Herhalde bilenler vardır da artık açıklanır mı, ya da ne kadarı açıklanır, bilemeyiz. Bildiğim, Türkiye sınırları içerisinde ikamet etmiyor olmama rağmen, olan bitenler karşısında şaşkınlığa karışmış bir hayal kırıklığı, şüphelerle dolu bir güvensizlik hissediyorum. Bir yandan tiyatrolara varıncaya kadar soygunlar... Hayatını veren, gepegenç altı insan... Onların, acılarını tarif etmemize imkân olmayan yakınları... Buna benzer bir ruh halini üniversite yıllarımda, 70'lerin sonlarında da yaşamıştım. Ermeni meselesi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konuluyor. İki ayda bir dünya devletlerinden birinin parlamentosunda bu konu gündem maddesi oluyor. Ekonomik ambargo faydalı olacaktır. Ama bayrak yakmak, Fransızca öğrenmekten vazgeçmek çözüm değildir. Derhal yapmamız gereken faaliyetlerden biri ilmî seviyede konuyu gözler önüne sermektir. Bu sahada çok geç kaldık. Mevcut çalışmalar yetersizdir. Bu noktada üniversitelerimize iş düşüyor. Bir kere arşivlerimiz tamamen açık olmalı. Dokümanların tasnifi, yayınlanması, yorumlanması üniversitelerimizde ihtisas konusu olmalı. Bütün belgeler değerlendirilmeli. Ermeni meselesi üzerine mezuniyet tezleri, doktora tezleri hazırlanmalı. Hazırlanan tezler ortak toplantılarda konuşulmalı, milletlerarası konferanslara, sempozyumlara, oturumlara götürülmeli. Birkaç dilde dergilerde yayınlanmalı, kitap olarak basılmalı, broşür olarak dağıtılmalı. Internet'te her dilden sayfalar açılmalı. Üniversitelerimizin adını türban haberleriyle beraber duymaktan bıktık. Hayır, bıkmak değil utandık artık! Üniversite faaliyeti deyince kapı önlerinde bekleşenler, ağlaşanlar akla gelir oldu. İnancı ve inancın tezahürlerini sorgulayamayız. Hindu'ların dinî bayramları sebebiyle çırılçıplak nasıl Ganj nehrine koşup "kutsal" sularla temizlendiklerini seyrettiniz mi? Tek kelime lâf etme hakkımız yoktur. Sokun o gençleri içeri! Maddî manevî külfetlerle büyütülen o çocukları ve dolayısıyla o maddî manevî emekleri heba etmeyin. Sokun içeri de kütüphânelerde, arşivlerde bir işin başına otursunlar. Üniversite kapılarında bekleşip zamanlar israf, sinirler harap olacağına ortaya müsbet işler çıksın. "Elimizden birşey gelmez, yönetmelikleri uyguluyoruz" gibi bir mazeretin arkasına saklanmasın kimse, yönetmelik dediğinizi de biz kendimiz yaptık, yine yaparız. Eğer Fransız parlamenterlerin aldığı karar konuyu bilmemekten, lobiler tarafından kendilerine dikte edilenleri oy hesaplarıyla kabul etmekten ibaret ise bu çeşit ilmî faaliyetler tesirli olacaktır. Eğer, Ermeni meselesinde olan bitenleri pekalâ biliyor ve şuurlu bir Türk aleyhtarlığı yapıyorlarsa, maksat Avrupa Birliği yolunda önümüze engel koymaksa, belgelerin konuşması karşısında seslerini yine kesebilirler. Fakat o da kâr etmezse, o zaman bize bir Kanunî Sultan Süleyman gerek.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT