BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gözleri korkuyla büyüdü...

Gözleri korkuyla büyüdü...

Zehra çocuklarının karnını doyurduktan sonra harabe halindeki gecekonduyu baştan aşağıya temizledi. Kapıları ovdu, camları sildi, yerleri fırçaladı. Sanki bir şeylerden hırsını almak istiyormuş gibi hiddetliydi. Dudakları kilitlenmişti. Tuncer annesinin bu halini iyi bilirdi.



Zehra çocuklarının karnını doyurduktan sonra harabe halindeki gecekonduyu baştan aşağıya temizledi. Kapıları ovdu, camları sildi, yerleri fırçaladı. Sanki bir şeylerden hırsını almak istiyormuş gibi hiddetliydi. Dudakları kilitlenmişti. Tuncer annesinin bu halini iyi bilirdi. Böyle zamanlarda onun hoşlanmayacağı bir şeyler yapmak demek sonunun iyi gelmeyeceğini bile bile ateşe atılmak demekti. Genç kadın akşam yaşadıklarının tahlilini yapıyordu kafasında aklının erdiğince. Kocasının şimdiye kadar hiç eli kalkmamıştı kendisine. Onu bir kenara koydu, hiçbir kere bile ağzına içki koymamıştı. Zaten kayınpederi vasiyet etmişti "asla içki içme!" diye. Kendi kardeşinden epey başı yanmıştı zavallı adamın. Oğlunun da aynı şeyleri yaşamasını istemezdi. Acı bir gülümseme yerleşti bir çizgi halini alan dudaklarının kenarına: - Gelip de görsün babam şimdi oğlunu! İçtiği bir yana bir de el kaldırıp ne hale soktu yüzümü! Bütün bunlara değer miydi? Neden geldik buralara bilmem ki... Hep korktum, hep çekindim. İşte bir bir çıkıyor korkularım... Birden gözü dışarıda, kapının önünde dolaşan, üstü başı pejmürde üç çocuğa takıldı. Gözlerini kısarak yaklaştı cama. Çocuklar eve bakıyorlardı. Sonunda iri yarı olanı bir adım daha yaklaşıp iki parmağını dudaklarına dayayıp tiz bir ıslık çaldı. Merak etmişti Zehra. Ama az sonra kapanan sokak kapısının sesini duyunca merakının yanı sıra bir endişe de gelip oturuverdi. Cama astığı basma perdenin arkasına doğru çekildi. Tuncer biraz kuşkulu adımlarla arkasına, eve bakarak ilerledi çocuklara doğru. Yüzünden çekingenliği belliydi. Bir şeyler konuştular dördü kafa kafaya verip. Sonunda pejmürde kılıklı üç çocuk uzaklaştılar. Tuncer yine ayaklarının ucuna basarak geri, eve girdi. Zehra başını kaldırdı. Derin bir nefes aldı. Sesinin tonuna dikkat ederek seslendi: - Tuncer! Gel bakayım.. Küçük çocuk hemen içeri girdi. - Neredesin, ne yapıyorsun dışarıda sen? Omuzlarını kaldırdı oğlan. Dudaklarını büzdü: - Hiiiç, öyle duruyordum. - Kimdi onlar? İrkildi çocuk. Gözleri korkuyla büyüdü: - Kimler? - O şimdi konuştuğun sefil kılıklı çocuklar, kim onlar? - Hiiiç, arkadaşlar... Zehra dikkatle baktı oğluna. Tuncer'in göz bebekleri telaşlı bir şekilde dolaşıyordu ortalıkta. Sanki bir an önce bu sorgulamanın bitmesini istermiş gibi tedirgin tavırlarla yan gözle baktı annesine: - Oğlum, nasıl arkadaş onlar, ben beğenmedim. Kimin nesi, nereden arkadaş, dün bütün gün bunlarla mı beraberdin sen? Başını salladı. Yalan söylemesini hiç beceremezdi zaten. Birkaç kere çocukluğun verdiği duygularla ağzından kaçırdığı yalanları daha cümleler tamamlanmadan anlamıştı Zehra. Kulaklarının ucu kızarıyor, şakaklarındaki damarlar belirginleşiveriyordu hemen. Yine aynı şey oldu: - Yok anne bunlarla değildim. Başını geriye attı Zehra. Gözlerini kısarak baktı oğluna. Her şey üst üste gelmeye başlamıştı. Sanki bir çorap söküğü gibi çözülüyorlardı. Korkuları, tedirginlikleri sıraya girmiş, sırası gelen ortaya fırlıyor, Zehra'yı selamlıyor gibiydi. Tuncer onun suskunluğundan istifade edip odadan çıktı. Yutkundu Zehra: - Allah'ım neler oluyor böyle... diye mırıldandı. Usulca kalktı oturduğu yerden. Emine ağlamaya başlamıştı. Ümit kendi kendine oynuyordu bir köşede. Asiye ise hâlâ yatıyordu. Elini uzattı uyuyan kızına doğru. İrkildi. Ateşler içinde yanıyordu çocuk... / DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT