BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kriz, pilotaj hatası mı?

Kriz, pilotaj hatası mı?

Davos’un karlı tepelerini aşıp gelen haberler, Türkiye’nin krizin içinden hızla çıktığını müjdeliyor. En yetkili ağızlar ise, krizin hissedilmediğini bile öne sürüyor. Oysa; kriz sağlıksız büyüyen ve profesyonel anlayıştan uzaklaşan şirketlerde özellikle medya, finans ve tekstil dünyasında hâlâ hükmünü icra ediyor.



Davos’un karlı tepelerini aşıp gelen haberler, Türkiye’nin krizin içinden hızla çıktığını müjdeliyor. En yetkili ağızlar ise, krizin hissedilmediğini bile öne sürüyor. Oysa; kriz sağlıksız büyüyen ve profesyonel anlayıştan uzaklaşan şirketlerde özellikle medya, finans ve tekstil dünyasında hâlâ hükmünü icra ediyor. En azından, krizin “güven” ortamını ortadan kaldırdığını ve bunun yeniden mutlaka sağlanması gerektiğini belirtebiliriz. İktisat profesörü Atila Gönenli’nin geçenlerde yapmış olduğu bir konuşmanın özet metni elimize geçti. Gönenli, gerçekten de ilgi çekici gelişmelerin ve hedeflerin altını çiziyor. Konuşmanın can alıcı noktalarını, okuyucularımızla paylaşırken, ilgililerin de dikkatlerini çekeriz. “Kasım’da başlayan ve 27 Kasım’da alevlenen, Aralık 8’den beri soğuyan bir kriz yaşadık. Bir kısım arkadaşımız, yaşadığımız krize pilotaj hatası diyorlar. Yöneltilen soruya Besim Üstünel hocamız ‘pilotaj hatası’ dedi. Pilatoj hatası demek, yani bir ara sağa sola bakarken, araba altımızdan çıkmış, karşıdan gelen arabayı görünce birden bire direksiyonu sağa kırdık. Tabii araba bir yalpaladı, şarampole gitmek üzereyken tekrar kırdık bu hava içerisinde araba böyle gidip geliyor. Arkada oturan ve önümüz açık diyen bizler, birden bire başımızı arabanın sağına soluna vurup, hatta başımızı kanatarak, bir şaşkınlık içerisinde ne oluyor diye bakıyoruz. Şimdi direksiyonda oturan biraz yaşlı ve biraz tenkit edilen şoför merak etmeyin vaziyete hakimiz diyor. Ama hepimizde bir telaş. Acaba ne olacak. Tekrar aynı hata olur mu endişesi içinde yeni bir yıla başlamış bulunuyoruz. Reel ekonomiden olan arkadaşlarım satışlarında bu geçtiğimiz bir ay içindeki aksamayı herhalde izliyorlar. Mali kesim ise daha da enteresan. Mali kesimde büyük bir telaş var. Her ne kadar tüm büyük banka yöneticilerimiz, İş Bankası Genel Müdürü, Akbank Genel Müdürü, gazetedeki beyanlarında hiçbir şey yok diyorlar. Tabii böyle demek zorundalar ama gene biz arabanın arkasında oturanlar telaş ve endişeyle gözümüz şoförle beraber yolda. Yola dikkatle bakmaktayız. Bizim bu arabamız kötü bir araba. Biz bu arabayla özellikle çok kötü bir arazide ve çamurlu ve balçıklı bir arazi içerisinde giden bir ekonomiyiz. Bu arabayı oradan çıkarıp doğru yola ve özlenen topraklara götürmesi için uzmanlardan yardım istedik. IMF bize senelerden beri bu tip yardımları yapar. Biz IMF’nin kurulduğu günden beri hep bu derdin içindeyiz. Öncelikle bizim ekonomimizin zayıf tarafları nelerdir. En önemli zaafiyetimiz biz piyasa ekonomisi değiliz. Biz piyasa ekonomisi içinde kuralları devamlı, bizden daha fazla vatansever olduğunu iddia eden bir grup insanın elinde oluşturulan kurallarla oyun oynayan bir ekonomiyiz. 1950’de bir grup adamı, iş adamı yaptık. O zaman Marshall’la veya Dünya Bankası’ndan gelen fonlarla, Sınai Kalkınma Bankası’nın gayretleriyle bir grup işadamı yetiştirdik. 1970’te hayır biz tekrar köylüye döneceğiz buna yönelik politikalar uyguladık. 70’in sonu 80’de Anadolu’ya gideceğiz. Anadolu iş adamı yetiştireceğiz dedik. Büyük iş adamlarının ellerinden imkanları aldık. Türkiye’nin çok önemli sorunlarından birisi biz yapımızı bir türlü oluşturmadık. Bu arada Türkiye finans kesimi açısından yani kamu maliyesi açısından tek düze yapısıyla gelirken, 1980’den sonra fonları oluşturduk. Şu anda söylenen 40’ın üstünde fon var. Bunlardan bir kısmının tasviyesi söz konusu ama halen bütçe dışında para harcamaktayız. Parayı nereye nasıl harcadığımız bilinmiyor. Tabii bu yapı bizim bir piyasa ekonomisinde hele bu AB’ye gidiş açısından düşünürseniz, mutlaka piyasa kurallarının uygulanabileceği şeffaf açık kuralları baştan konulmuş bir modele getirilmesi lazım. Bu, çok zor bir iş ve biz bu iş için uğraşmamıza rağmen mevcut yasal düzenlemelerle nasıl gideceğimizi bilemiyoruz. Ama önümüze konulan faturada bu önemli bir yer tutuyor. Bunu çözemediğimiz sürece biz bu krizi yine yaşayabiliriz. Bu yapı içerisinde devlet hep büyük kalmış. Devletin küçültülmesi gerekiyor. Devletin küçültülmesi konusunda özelleştirme sorunlarımız aynen devam ediyor. Meseleye bir grup arkadaşımız devlet malının ucuz fiyatlarla bir grup insanın eline kaptırılması olarak bakıyor. Halbuki asıl amaç bunun nasıl, kimin eline geçeceği değil birisinin eline geçmesi.” Prof. Gönenli’nin konuşmasını okuyucularımızla paylaşmaya haftaya devam edeceğiz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT