BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kurşunlar vınlarken

Kurşunlar vınlarken

Anayasa Mahkemesi yine gündemde. Bu defa muhtırası değil bir kararı tartışılıyor. Yüksek Mahkeme, Terörle Mücadele Kanunu'nun ikinci maddesini iptal etti.



Anayasa Mahkemesi yine gündemde. Bu defa muhtırası değil bir kararı tartışılıyor. Yüksek Mahkeme, Terörle Mücadele Kanunu'nun ikinci maddesini iptal etti. Zikredilen madde, terör örgütlerine karşı yapılan operasyonlarda "teslim ol!" ikazına uymayan kişilere karşı güvenlik kuvvetlerinin hedef gözeterek silah kullanmalarına imkân veriyordu. Bu madde artık yok. Sebep şu: Anayasa Mahkemesi veya mahkemenin en azından çoğunluk teşkil eden hakimleri tarafından mevzubahis madde anayasanın hayat hakkını teminat altına alan 17. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı bulunmuş. Tartışılan işte bu tasarruf. Kimse, Sadettin Tantan'ın da içinde bulunduğu muhalif taraf için öyle hemen kolay tarafından "haksızlar" hükmünü veremez. Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçesine karşı çıkanların ana fikri de şöyle: Teröristin yaşama hakkı teminat altına alınırken polisinki riske mi atılmakta? Polis öldükten sonra silah neye yarayacak? Emniyet kuvvetleri saldırıyı bekleyip öyle mi silah kullanacaklar? Evet terörist de insan, doğru yoldan sapmış insan. Hukuk, sadece devlet güçlerini değil, her canlıyı korur. Muhakkak ama önce can sonra canan. Polis denen kuvvetin varlık hikmeti, her nev'iden gayrı nizami davranışı daha ortaya çıkmadan önlemektir. Bunu bazı memleketlerde polisi sokakta görmeden hissedersiniz. Mesela Almanya'da herkesin polisten ödü kopar. Kendisi ortalıkta yoktur, fakat tesiri her yerdedir. Bir hadise olmaya görsün ânında biterler. Bu güzeldir. Bir başka güzelse daha önemli. Bir çok memlekette polis bizdeki zabıta gibi silah da taşımaz. Türkiye'de ise bir ara belediye zabıtasına dahi tabanca verilip-verilmemesi konuşuluyordu. Onun gibi polisin tabanca taşımaması da münakaşa edilmişti. Diğer memleketlere ait manzaralar kendilerine ait. Her ülkenin hususiyetleri farklı. Gerçek olan şu ki polis müessir olmalı. Caydırıcı kalmalı. Hem sevilmeli, hem korkulmalı. Potansiyel suçluların polisten, mahkemeden çekinmedikleri memleketlerde anarşi oranı yüksektir. Polis elbette hem sevilecek ve hem de sayılacaktır. Ancak bir teröristin polisi sevip saymasını beklemek hayalperestliktir. Onu normal insanlardan beklemeli. Adam öldürmeyi vazife telakki eden terörist, polisi zaten düşman olarak görmektedir. Onun için terörist karşısına çıkan polisi gözünü kırpmadan öldürür. Bir tarafın düşmanca hislerle dolu olduğu bir çarpışmada diğer tarafı hümanist ütopyalarla durdurmak, kurşuna hedef yapmak çok tuhaftır. İkaza rağmen kurşun yağdıran bir cani karşısında polisten tiyatro gösterisi beklemek abes olur. Atılan kurşundur. Gül değil. Kürsüden karar vermek kolay olabilir. Can pazarında öyle mi? Bunu müdafaa edenler ömürlerinde otuz saniye olsun tabanca ile burun buruna geldiler mi? Kazaen dahi olsa kurşun yarası aldılar mı? Hadi bakalım; Anayasa Mahkemesi iptal ettiği maddeyi bir daha iptal edebiliyor mu? Hatadan dönmek fazilettir. Beklenen ağırlığı taşımayan hükümler adaleti yıpratır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT