BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyazın şairi

Beyazın şairi

Şair Ziya Osman Saba, vefatının 44’üncü yılında hatırlanırken, eşi ve iki oğlu, sanatkârın iç dünyasını anlattılar.



Ziya Osman Saba, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en orijinal simâlarından biri. Onun özgün şiiri, çağdaşları arasında ilk bakışta farkedilememiş ama geçen zaman içinde değeri artarak ilgi odağı olmuştur. Saba, ürünlerini verdiği dönem içinde oldukça yaygın olan hamasi edebiyatın dışında, kendi dilini oluşturdu. Ferdî diyebileceğimiz, ama aslında herkesi ilgilendiren yalnızlık, ölüm düşüncesi, anne baba sevgisi, eşe sadakat, çocuklara düşkünlük, tevekkül, azla yetinme gibi insanî temel temalarla şiirinin kozasını ördü. Sadelik-güzellik O, sadelik içindeki güzelliği yakalayabilen bir şair. “Rabbi”ne yalvaran, yaradanına yakaran şiirleri, ahiret hasreti, ölüme âşinalık, rıza göstermek ve sabır gibi temaları aslında bizim geleneğimizde, özellikle tasavvuf edebiyatımızda yaygın olan temalar. Zaten Saba’nın yaptığı da budur. 1910 yılında İstanbul’da doğan Saba, Galatasaray’dan sonra hukuk okudu, Cumhuriyet Gazetesi’nde çalıştı. İyi bir şair, değerli bir hikâyeci, önemli bir edebiyatçı olduğu kadar “merhametli bir baba”, “mükemmel bir eş”ti aynı zamanda. Bu bakımdan hem ustaları tarafından takdir gördü, hem çağdaşlarınca sevildi, hem de yeni nesiller tarafından kendisine gıpta edildi. Suadiye’de oturan eşi Rezzan (Öney) Saba hanım ve dekoratörlük yapan büyük oğlu Osman ile avukat olan küçük oğlu Orhan’ı evlerinde ziyaret ettik. Aile fertleri, Ziya Osman’ın evine oldukça düşkün, eşine anlayışlı, çocuklarına son derece müşfik bir baba olduğu görüşünde birleştiler. Rezzan Hanım, eşiyle çalıştığı bankada tanıştığını ve daha sonra evlendiklerini anlatıyor. Rezzan Saba, “Ziya şiirlerini dışarda, dolaşırken, bir yere giderken yolda vapurda yazardı. Ama nesirlerini ve diğer çalışmalarını sabah erken kalkar öyle kaleme alırdı” diyor. Edebiyatçı dostları Saba ailesi ile olan sohbetimizde şairin herkes tarafından çok sevildiğini öğreniyoruz. Cahit Sıtkı Tarancı, Abdülhak Şinasi Hisar, Bekir Sıtkı Kunt, Oktay Rifat, Oktay Akbal, Yaşar Nabi Nayır ve daha bir çok şair ve yazar Ziya Osman’la yakın dostluk kurmuş. Aynı zamanda Ziya Osman’ın içine kapanık bir yapısı bulunduğu, son derece duygulu bir yapıya sahip olduğu, işten eve, evden işe gidip geldiği konuşuluyor... Ziya Osman Saba’nın yayınlanan eserleri “Sebil ve Güvercinler”, “Geçen Zaman”, “Nefes Almak”, “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” ve “Değişen İstanbul”. Aileye göre başka kitabı yok. Ancak kendisinin de kitaplarına almadığı bazı şiirleri, yazıları ve kendisiyle yapılmış mülâkatlar dergi ve gazetelerde duruyor. Bunların da kitaplaşması gerekiyor aslında. Onun dışında mektupları var. “Ziya’ya Mektuplar” yayınlandı. Bunlar Cahit Sıtkı’nın gönderdiği mektuplar. Karşılıkları yani Ziya Osman’ın Cahit Sıtkı’ya yazdığı mektupların da Tarancı ailesi tarafından ortaya çıkarılması ve yayınlanması gerekiyor. Ziya Osman’ın çalışma masası, kurşundan yapılmış işlemeli bir yazı takımı ve evlenirken satın aldığı koltuklar korunuyor. Ayrıca Kadıköy’de son oturdukları ahşap evden getirilebilen meşhur bir küçük sandığı varmış... Bu sandıkta manevi değer ithaf ettiği küçük hatıraları muhafaza ediliyormuş... Annesinin gelinteli, Osman ile Orhan’ın ilk tırnak, ilk kesilen saç ve ilk dökülen dişlerini saklarmış bu kutuda. 29 Ocak 1957 tarihinde kaybettiğimiz Ziya Osman Saba’yı vefatının 44’üncü yıldönümünde rahmetle yâd ediyoruz. Mezarı aranıyor Ziya Osman Saba’nın şiirlerinde geniş bir şekilde anlattığı ve annesi ile diğer aile büyükleriyle birlikte yattığı Eyüpsultan’daki mezarı kayıp. 1985 yılına kadar Saba ailesi mezarı ziyaret ediyormuş. Ancak daha sonra mezarlıkta yapılan bir düzenlemeden sonra yerini kaybettiklerini ve bir daha bulamadıklarını söylüyorlar. Bu konuda bizim de yaptığımız araştırmalar şimdilik sonuç vermedi. Ancak Türk şiirinin önemli bir şairinin mezarının kaybolması, edebiyat ve kültür hayatı adına oldukça üzücü bir durum. Ailesi de bu konuda yetkilililerin konuya sahip çıkmasını istiyorlar. Eyüp Belediyesi’nin, kültür tarihçilerinin konuya duyarlı olmasını istiyorlar. Edebiyat ve Ziya Osman dostları, bu konuda ciddi araştırmaların yapılması gerektiğini vurguluyorlar. Hayret İlk defa bakıyorum, Rabbim her şeye Yeryüzünü yeniden görür gibiyim Bakıyorum renkler var: mavi, yeşil, mor, Gökyüzünde bulutlar uçup gidiyor. Yollarda insanları, kuşu, köpeği Öğreniyorum yeni baştan sevmeyi, Şu âlem, ayân ettiğin bize, Ağaç, yol, yaprak, meğer her şey mucize Anlıyorum her bir işte meramını, Sevmeyi, ölmeyi, ömrün devamını. Anlıyorum, şu kuş neden yuva yapıyor. Anlıyorum, Allahım, kalbim niçin çarpıyor. Ziya Osman Saba
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT