BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cezayir'de Fransız vahşeti -10-

Cezayir'de Fransız vahşeti -10-

Kendi ülkelerine karşı bile ayaklanabilecek bir kimliğe bürünen Fransız askerleri, küçük çocukları dahi kurşuna diziyordu. Hayatta kalan Cezayirliler'in anlattıklarına göre, Gizli Ordu'nun hedefleri arasında halkın büyük kısmını öldürmek gibi tarihin en büyük soykırım planları varmış...



Gizli Ordu dehşeti! De Gaulle, Cezayir tarihine geçmiş en kanlı savaşın kahramanlarındandı... Zalimliğiyle ün salmış General Challe'yi 500 bin kişilik kuvvetin başına yollaması bunun en büyük deliliydi... General Challe, sık sık düzenlediği "halkı yok etme ve köylüleri topraklarından alıp kamplara doldurma" operasyonlarıyla, zalimkâr ününe ün katıyordu. Challe gibi bazı komutanlar da çekinmeden vahşeti uygulamış, caniyane operasyonlarla binlerce masum Cezayirli'nin ölümüne veya sakat kalmasına sebep olmuşlardı... Ne var ki, Cezayir'in destanlaşan direnişi bütün zulme rağmen gün geçtikçe başarı kazanıyordu... 1961'de Başbakan George Pompidou başkanlığındaki Fransız hükümeti, Cezayir için "açık kart" oynama kararı almak mecburiyetinde kalıyordu. İdeolojik ve siyasî açıdan fraksiyonlara ayrılmış bulunan Cezayirliler'le bir bütün olarak hiçbir tarafa öncelik tanınmadan görüşüleceği bildiriliyordu. 30 Mart'ta Cezayirliler'le Fransız hükûmeti arasında kısa bir süre içinde görüşmelerin başlatılması planlanırken, bu sefer de "Cezayir Fransızlar'ındır" diyen partizanlar harekete geçiyordu... Asi generaller Hareketin başında General Salan, General Challe ve General Zeller bulunuyordu... Bu "asi" generaller De Gaulle'e karşı açık bir iktidar savaşı veriyorlardı... Fransa'ya karşı bile ayaklanabilecek bir kimliğe bürünen Cezayir'deki Fransız askerleri, artık iyice canavarlaşmışlardı... Katliâm, küçük çocuklara kadar kanlı bir şekilde gelişiyordu... Hayatta kalan Cezayirliler'in anlattıklarına göre, Gizli Ordu'nun hedefleri arasında halkın büyük kısmını öldürmek gibi tarihin en büyük soykırım planları varmış... Tarihler 18 Mart 1962'yi gösterdiği gün, Cezayir ile Fransa arasındaki irtibat kesiliyordu... Gizli Ordu mensupları askeri depolardan yüz ton mühimmat, 209 bazuka, 85'i makinalı olmak üzere 3 binden fazla tüfek çalıp kaçıyorlardı... Fransız hükûmetiyle Cezayirliler arasında sağlanan ateş-kese rağmen, Oran yakınlarındaki depodan çalınan askerî malzemelerin haberi Cezayir'de yayılırken, General Salan, Oran Radyosu'na karışan gizli bir yayında birliklerine "Bütün şehirlerde düşman kuvvetlerine karşı harekete geçme" emrini vererek, adını zulüm tarihine yazdırıyordu... 19 Mart 1962'de ise Gizli Ordu, Cezayir'de saçtığı dehşeti artırıyordu. General Salan, Fransız ordusuna karşı savaşa karar verdiğini de açıklıyordu... Fransız hükûmeti ile Cezayirliler arasında varılan ateş-kes antlaşmasının etkisini yok etmek için Gizli Ordu'nun emri olan genel grev kararına Oran ve Cezayir şehirlerindeki tüm Fransızlar uyuyorlardı. Greve Fransız Havayolları personelinin de katılması üzerine, Cezayir-Fransa arasındaki uçak seferleri yapılamıyor, ortalık büyük bir kargaşaya boğuluyordu. İnsan kasabı Salan General Salan'ın verdiği bir başka emir ise katliâm hareketlerini daha da hızlandırıyordu... İşte, Salan'ın vahşete dâvet eden emirlerinden birkaç örnek: "- Her alanda sabotaj hareketlerine hız vererek, asayiş kuvvetlerini hırpalamaya devam edilecektir. - Fransız Gizli Ordusu'nun elindeki bütün silâhlar şehirlere yöneltilecektir. - Jandarma ve asayiş kuvvetlerine ateş edilecek, Müslümanlar'a tecavüz edilecek, bu suretle bunların Fransız Gizli Ordusu'na katılmaları sağlanacaktır." Salan'ın emirleri Fransızlar tarafından büyük bir hınçla uygulanıyor, sokaklar Cezayirliler'in kanlarıyla yıkanıyordu... Ama, Salan'ın istediği gibi olmuyor, bir tek Müslüman Cezayirli bile ona katılmıyordu... Aksine, direniş günden güne büyüyor, bayraklaşıyordu... Bu arada Sovyetler'in Cezayir Geçici Hükûmeti'ni tanıması direnişçilere moral kazandırıyordu... Fransız Gizli Ordusu, vahşete susamıştı âdeta... 21 Mart'ta surlarla çevrili Kazbah Mahallesi'ne giremeyen Gizli Ordu havan toplarıyla vahşetini devam ettiriyordu... Büyük Cami'nin çevresinde oturan Cezayirliler acı ve dehşet içindeydi... Havan topları, yüzlerce kişinin canına kıyıyordu... Genel grevin etkisiyse günden güne büyüyor, halk büyük bir yokluğun pençesinde kıvranıyodu... 23 Mart'ta garip bir tecelli olarak Fransızlar birbirlerine giriyorlardı... Cezayir'de sokağa çıkma yasağı konuluyor, halk dehşet içinde kalıyordu... Ölüm uçakları Gizli Ordu'nun dehşeti, özellikle başkent ve Oran dolaylarında kendini gösteriyordu... Relizan bölgesinde yüzlerce mücahit öldürülürken, başkentte bir kahvehane makineli tüfekle taranıyordu... Katliâmın en nefret çekici yanı ise Amerikan yapısı uçakların alçaktan uçarak, halkın üzerine makinalı tüfeklerle ateş açmalarıydı... Bilanço, binlerce ölü ve yaralı idi... Teklif ediyoruz *Fransızlar'ın soykırım yaptığı Meclis'te kabul edilmeli *Cezayir’deki Fransız vahşetini temsil eden anıtlar dikilmeli Cezayir'de sömürgeci Fransızlar'ın vahşetini enine boyuna ve bütün ayrıntılarıyla sergilemek gerçekten de büyük bir ekip çalışmasını gerektirmekte... Nitekim, Cezayirliler'in kurduğu bir enstitü yıllardan beri bu tür bir çalışmanın içinde bulunuyor. Cezayir destanını en ince teferruatına kadar araştıran enstitü, zaman zaman yayınladığı bildiri ve belgelerle Fransız vahşetini gözler önüne seriyor. Sergilemeye çalıştığımız Fransız vahşetinin yeni nesillerde bıraktığı etki gerçekten de büyük olmuştur sanırız. İnsan haklarını savunmak patronluğunu elinden kaçırmak istemeyen ve bunu her fırsatta bir silâh gibi kullanan Fransa'nın, "Cezayir vahşeti" karşısında söyleyecek sözü olmasa gerek... Fransızlar, yalnız Cezayir'de vahşet yapmakla kalmamışlar... İşkencelerini, zulümlerini Fas'ta da, Tunus'ta da, Şanlıurfa'da da, Gaziantep'te de, Kahramanmaraş'ta da tekrarlamışlar... Fransızlar'ın bu Müslüman yerlerde giriştikleri katliâmın muhasebesini ise tarih çok trajik bir şekilde yapmış. Ne var ki, bu utanç verici olayların hiçbir zaman unutulmaması ve unutturulmaması gerekmekte... Fransızlar, sadece bu saydığımız yerlerde değil, Vietnam ve Ruanda'da hâtta dün açıklanan Madagaskar'da, insanlık dışı katliamlara girişmenin yüzkarası içindeler. Siyasi partilerimiz, "misilleme" için Meclis'e yasa teklifinde bulunduklarına göre, yapılacak iş; Fransızlar'ın özellikle Cezayir'de giriştikleri soykırımın kabulünün yasalaştırılmasından öte değil. Bu arada, vahşeti gösteren anıtlar da dikilmeli. Türk asıllı bir mücahidin dediği gibi "Fransız vahşetine karşılık anıt dikilmeli." Şanlıurfa'da veya Gaziantep'te... Veya Kahramanmaraş'ta dikilecek bir anıt, "Fransız vahşeti"nin bir belgesi halinde göklere yükselecek. Belediye Meclisi'nde alınacak kararlarla vücut bulacak olan anıt veya anıtlar, Fransa'nın çeşitli yerlerinde sözde bir Ermeni soykırımı için dikilen anıtlardan herhalde daha gerçekçi olacaktır. Daha doğrusu, sahte anıtlar değil Fransızlar'ın oluşturduğu gerçek soykırımın anıtları olacak. Evet, teklif ediyoruz, Fransızlar'ın vahşet yaptığı, soykırımda bulun-duğu Mecliste resmen kabul edilmeli ve "zulüm anıtları" yükselmeli...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT