BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > YÖK mü, YOK mu?

YÖK mü, YOK mu?

Ben yirmiüç yaşında, lise mezunu bir gencim. Yaş olarak gencim, ama beyin ve düşünce olarak oldukça yaşlıyım.



Ben yirmiüç yaşında, lise mezunu bir gencim. Yaş olarak gencim, ama beyin ve düşünce olarak oldukça yaşlıyım. Dört yıldır üniversite sınavlarından bir sonuç alamadım. Bu da, benim oldukça sağlıksız bir ruh hali almama sebep oldu. Şükürler olsun ki, sağlam iradem ve sarsılmaz inanç anlayışımla ayakta kalmayı başardım. Ama ne yazık ki bazı arkadaşlarım bu konuda başarısız oldu, başka yanlara kayanlar, hatta canına kıyanlar bile oldu. Ne hikmetse, hiçbir görevli çıkıp da sistemi düzeltmeye uğraşmadı. Belki de bu çarpık yapı bazılarının işine yarıyor. "Nereden biliyorsun" diye sormayın. 4 yıl zarfında neler öğrendim, neler... Benim bölümüm "sözel" idi ve her sene çok güzel netler yapmama rağmen kazanamadım. Çünkü, lisede "kredili sistem" denen bir baş belası sistem vardı ve bizi mahvetti. Ders çalışmayı bırakın, derslere girmiyorduk bile. "Nasıl olsa 5 yıl içinde bitiririz" diyorduk. Ve bilinen acı tablo, orta öğretimlerimiz zayıf düştü. Ama biz, bunun yıllar sonra başımıza bela olacağını nereden bilirdik ki? Bir de "başarılı okul, başarısız okul" hikayesi. Hani demokrasi, hani eşitlik? Zengin çocukları iyi eğitim alacak, biz ise yetersiz imkanlarla "okuyup, adam olacağız" diye yırtınacağız. Matematik hocası resim dersine, müzik hocası yabancı dile giriyor... Bu hangi anlayışa sığıyor? Yetkililer orada oturacaklarına, Türkiye'yi dolaşıp okulların içine düşürüldüğü durumu görselerdi, daha iyi olmaz mıydı? Sayısal ve eşit ağırlık bölümündekilerden fazla net yapmamıza ve aynı puanı, hatta daha fazla puan almamıza rağmen açıkta kalmamız... Bunlar gülünecek şeyler, ama oldu. Çünkü, bölümlerdeki seçilecek yerler kim kime, dum duma sistemiyle belirleniyor. Gelelim Akademi Yetenek Sınavları'na; 4 senedir bunlara da girmeye çalıştım, ama olmadı. İlk sene Spor Akademisi Sınavları'nda, şehrin birinde koşuları geçip, kondiksiyon testini aldıktan sonra, her nedense, geçemeyenler listeye girdi, biz liste dışı kaldık. Acemi olduğumuz için ilk sene bunu anlayamadık. Sonradan anladık ki, meğerse listeler önceden hazırlanıyormuş. Bunları araştıran, soran kim, zaten herkes bu işin içinde. Bu adaletsizlikler açıkça yapılıyor, tüm yetkililer bunu biliyor, ama kimse müdahale etmiyor. Bundan yararlanma yoluna gidiliyor. Olan biz garibanlara oluyor... Mahkemelere başvuran arkadaşlarımız bile oldu, ama nafile. Yolsuzluk ve kokuşma her yanı sarmış, anlaşılan... Bunları kendim için yazmıyorum, benden sonra gelecek kardeşlerim için yazıyorum. Artık üniversite hayallerini gömdüm, bu hayaller kâbus oldu benim için. Allah bizden sonra gelecek öğrencilere yardımcı olsun, onları bu yöneticilerin elinden kurtarsın... Çaresiz Bir Öğrenci Çıksın artık bu yasa!.. Ben üç çocuk annesi, evli bir bayanım. Şu an ev hanımıyım. Daha önce onbeş yıl kadar Almanya'da çalıştım. Eşim Muzaffer Topuksal ile orada tanıştık ve evlendik. Evliliğimizin ilk zamanlarında çok mutluyduk. İkisi kız, bir oğlan üç çocuğumuz oldu. Eşim, evliliğimizden kısa bir süre sonra beni memleketine, İskenderun'a geri dönmeye ikna etti. Kendisinin de bir yıl kadar sonra geleceğini söyledi. Benim bunca yıllık emeğimin karşılığı olan birikimimi alıp, bu parayla ev, arsa ve dükkan aldı. Ayrıca temelli dönüş yaptığım için toplu paramı da aldı. Ben o zaman hiçbir art niyyet gütmediğim için ve kendisinden de böyle birşey beklemediğim için olanlardan habersizdim. Tüm mal varlığımı kendi adına geçirmişti. Ona güvenmiştim. 1983 yılından beri İskenderun'da yaşıyorum. Çocuklarım ancak liseyi bitirebilecek kadar okudular. Çünkü maddi imkanım çok kısıtlıydı. Bir ayda elime geçen para, en az ücret alan memurun maaşı kadardı. Eşim hâlâ bizimle yaşamıyor, bize para da göndermiyor. Hiçbir sorunumuzla da ilgilenmiyor. Hatta beni ve çocuklarımı tehdit etmeye bile başladı. Hiçbir hak iddia etmeksizin çekip gitmemizi istedi. Türkiye'de bir yasa çıkacaktı. Bu yasaya göre; boşanmalarda mal varlığı karı koca arasında eşit paylaşılacaktı. Kaç kerre avukata gittiğimi bir ben bilirim. Ama hepsi; "hiçbir hak iddia edemezsiniz, çünkü mal varlığının tümü eşinizin adına kayıtlı" demekle yetindi. Peki, benim bunca yıllık emeğim ve en önemlisi çocuklarımın hakkı ne olacak? Tekrar Almanya'ya dönüp, hakkımı orada aramayı düşünüyorum. Ama o kadar usandım ki, bu son çareyi bile nasıl gerçekleştireceğimi bilemiyorum... Çocuklarım bunalıma girdi. Her şeyden mahrum durumdalar. Üçü de Almanya doğumlu. Babaları benim bütün haklarımı elimden aldığı gibi, çocuk parası da alıyor. Onların geleceği sözkonusu... Pervin Topuksal - İSKENDERUN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8196
    % -0.41
  • 4.5074
    % 0.04
  • 5.1079
    % -0.57
  • 153.27
    % -0.51
 
 
 
 
 
KAPAT