BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "Ne oldu sana böyle?!."

"Ne oldu sana böyle?!."

Saadet, elindeki kahve fincanını nereye koyacağını bilemedi. Zehra yalvaran, çaresiz bir sesle haykırdı: - Saadet ablam, yandım, gözünü seveyim, kimsem yok senden başka, kızıma bir şey oldu, ne olur yardım et!..



Saadet, elindeki kahve fincanını nereye koyacağını bilemedi. Zehra yalvaran, çaresiz bir sesle haykırdı: - Saadet ablam, yandım, gözünü seveyim, kimsem yok senden başka, kızıma bir şey oldu, ne olur yardım et!.. Genç kadın silkelenip kendine geldi: - Ne oldu Zehra, hay Allah, getir şuraya çocuğu, şuraya yatır bakayım, ne oldu böyle... Ağlamaklı haykırdı Zehra: - Bilmiyorum abla, bilmiyorum bir şey, az evvel fark ettim, ben de anlamadım, nefes alamıyor, ateşler içinde yavrum, bak haline. Kimim kimsem yok, param yok, bulamadım aceleden telaştan. Aklıma sen geldin, fırlayıp geldim abla. Tutsa tutsa Saadet ablam tutar elimden dedim. Nereye gideceğimi de bilmem. Saadet başını salladı: - İyi ettin, hemen arabaya atıp bir hastaneye götürelim. Alsancak'ta çocuk hastanesi vardır. Oraya gidelim. Sen koyuverme kendini bakayım.. Bu sözleri Zehra'nın yüzüne dönerek söylemişti. Cümlesinin bitmesiyle birlikte donup kaldı sanki. Gözleri kadının morarmış yanağına ve şişip neredeyse kapanmak üzere olan gözüne takılıp kalmıştı. - Ne oldu sana böyle? Zehra siyah gözlerini eğdi yere doğru. Mırıldanır gibi cevapladı: - Yok bir şey abla, kapıya çarptım. - Böyle kapı çarpması olmaz Zehra. Kim vurdu sana? Dudaklarını ısırdı. Sorusunun cevabını beklemedi. Hiddetle konuştu dişlerinin arasından: - Yoksa kocan mı? Söyle? Kadın bir şey demedi. Suçlu bir şekilde baktı önüne. Sonunda dayanamadı: - Bırak beni de çocuğuma bak ne olur!.. - Tamam, haydi, çabuk gidelim. Ben üzerime bir şey takayım. Ama bu meseleyi konuşacağız seninle... Beş dakika sonra Saadet hanımın arabasında, hızla gidiyorlardı. Yol boyunca ikisi de konuşmadılar. Sanki bir tek kelime söylense orta yere, bir sürü dengeler baştan aşağıya değişecekmiş gibiydi. Araba hastahanenin bahçesine hızla girip, usta bir manevrayla kapının önüne dönerek durdu: - Haydi, al çocuğu gir içeri, geliyorum ben... Zehra kucakladığı gibi kızını atladı. Acil servis kapısından daldı içeriye. Fazla kalabalık değildi koridorlar. Biraz sonra ardında Saadet hanımın hızlı adımlarının sesi duyuldu. Seslendi Zehra'ya: - Gel buraya, şuraya gireceğiz... Uzun boylu, sarı saçlı, genç bir bayan doktor masasında bir şeyler okuyordu. Onları görünce yaldızlı çerçeveli gözlüklerini çıkarttı, masanın üzerine bırakıp sordu: - Buyurun, kim hasta? Saadet atıldı: - Çocuk, ne olduğunu bilmiyoruz, hanım benim yanımda çalışır, onun kızı. Sabah böyle bulmuş annesi. Hemen yatırdılar Asiye'yi. Dikkatle muayene etti doktor hanım. Sonunda ellerini kaldırdı iki tarafa: - Ben bir şey bulamadım. Önemli bir şeyi yok. Bu yaşlarda bu tür sıkıntılar psikolojik de olabilir. Bir tatsız hadise oldu mu? Kızıp bağırmanız gibi falan? Dayak yedi mi mesela? Yutkundu Zehra. Yan gözle Saadet hanıma baktı. Onun kaşları çatılmıştı. Kekeledi: - Dün babası biraz sinirliydi. Biraz bağırıp çağırdı da... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT