BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fir'avun Sokağında oturan profesör

Fir'avun Sokağında oturan profesör

YILLAR önce bir toplantıdayız. Çok akıllı biri harıl harıl konuşuyor, ülke kalkınması için bulduğu ipe sapa gelmez formülü, ucuz bağırtılarla satıyor, diyordu ki: "Her bakanlığa işinin uzmanı bir profesör getirmeliyiz. Göreceksiniz, iki yılda bu ülke düze çıkar ve dünya devleti olur."



YILLAR önce bir toplantıdayız. Çok akıllı biri harıl harıl konuşuyor, ülke kalkınması için bulduğu ipe sapa gelmez formülü, ucuz bağırtılarla satıyor, diyordu ki: "Her bakanlığa işinin uzmanı bir profesör getirmeliyiz. Göreceksiniz, iki yılda bu ülke düze çıkar ve dünya devleti olur." Dayanamayıp söz istedim. Galiba biraz da öfkelice cevapladım: "Büyük yanlış. İlim adamlığı ile siyâset çok ayrı konular. Nasıl bir siyâsetçiyi üniversite hocası yapamazsanız, bir profesörden de devlet yöneticiliği bekleyemezsiniz. İlim adamı bir dalda derinliğine bilgi sahibidir, kabul. Ama siyâset ve devlet adamında aranılan vasıflar çok farklı. Tarih şuuru, millî kültür birikimi, önderlik vasıfları, uzlaşma güdüsü ve yüreğinde bu yurt için ağrılar olmalıdır. Adam profesör diye onu kürsüsünden edip politikaya taşırsanız hem ilme hem de memlekete yazık olur." * * * Sonra da ilâve ettim: "Fuat Köprülü, Fahreddin Kerim Gökay, Ali Fuad Başgil ve niceleri müthiş birer kıymet idiler. Ama siyâsete atılınca herhangi biri oluverdiler. Siyâsetin üstesinden gelemediler." "Gerçi devlet adamlığını hiç yadırgamayan, hizmetleriyle göz dolduranlar da vardır fakat azınlıktadır." * * * Şimdi de kanaatim aynı. Hatta Eskişehir'de bir profesör belediye başkanı seçilip, uygulamalara geçince kanaatim daha da pekişti. Çünki sayın profesör en olmayacak işlere soyundu. Dünyada ve Türkiye'de rastlanılmaz bir heyecanla tuttu, binlerce sokağın, caddenin adını değiştirdi. Sonuç, rezalet. Şu, yürek kanatan, hatta intikam kokan yenileşmelere bakınız. Senelerdir; Âbide, Çiçek, Gamze, Fatih, Yayla, Yıldırım, Akyıldız, Gül, Demir, Sinan diye anılan sokaklarda şimdi; Manyetik, Nikel, Despot, Ordinat, Greyfurt, Gotik, Statü, Etol, Plâzma, Anofel, Devinim, Portföy, Duka, Rimel, Fir'avun, Şalvar gibi komik, anlaşılmaz ve irkiltici tabelâlar çakılı. * * * Ne kadar acı, küfür kılıklı bir hareket? Şaka değil... Tam altı bin sokak ve cadde isimleriyle sebepsiz oynandı. Eskişehir Türk Ocağı bu öc kılıklı fâciâyı "Kültür Katliamı" diye duyuruyor. Haklıdır. Türkiye, görülmemiş, hayal bile edilmemiş yıkımlar karşısında. Peki, kim çıkardı bu öğürtü veren keşmekeşi? Bir profesör. * * * Meseleye Ankara seyirci kalıyor. Halkın hâtıralarıyle, kültürüyle, yaşayışıyle oynayanlara; İçişleri, Kültür ve Eğitim Bakanları "Hayır!" diye seslenmeli; bu fazla ayıplı hareket, aylar da geçmiş olsa düzeltilmelidir. Ben olsam bir de ceza düşünürdüm... Eskişehir belediye binasını "Fir'avun Sokağı"na taşıtırdım. Sorduklarında Reis Bey; "Despot Caddesi, Fir'avun Sokakta oturuyoruz" demek zorunda kalırdı. Ne de iyi olurdu?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT