BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yağ lekesi!.. (Siyasette iftira)

Yağ lekesi!.. (Siyasette iftira)

Siyasette iftira, yağ lekesi gibidir. Ne kadar silmeye kalksan yine de iz bırakır. Çabuk yayılır. Yaygındır. Nerede duracağı bilinmez. Dost bilip öyle bellediğimiz Fransızın ünlü sözüdür. “İftira ediniz...



Siyasette iftira, yağ lekesi gibidir. Ne kadar silmeye kalksan yine de iz bırakır. Çabuk yayılır. Yaygındır. Nerede duracağı bilinmez. Dost bilip öyle bellediğimiz Fransızın ünlü sözüdür. “İftira ediniz... İftira ediniz!. Mutlaka bir iz bırakacaktır!.” geçen 18 Ocak tarihinde Fransız Parlamentosunun aldığı sözüm ona Ermeni Soykırımını tanıma kararı, maalesef bütün ısrarlı gayretlerimize rağmen önlenemedi. Karar Türkiye’de beklenmedik bir şok etkisi yaptı. Milli ve Maşeri Vicdanımız haklı olarak ayaklandı. Hepimiz bağırdık, çağırdık. Fransa’daki seçimler dolayısı ile yapıldığını düşündüğümüz bu nankörlüğü önce bir çamur lekesi sandık. “Nasıl olsa kuruyunca kaybolur!..” dedik. İki ülke arasındaki tarihi ilişkiler o kadar güçlüdür ki, sonunda bunu zedelemeyecek bir çözüm ve çıkış yolu bulunur. Cumhurbaşkanı Chirac imzalamaz diye düşündük, hata ettik. Görüyoruz ki söz konusu olan, kaza eseri üzerimize sıçrayan bir zifos değil, Manş denizinde batan muazzam bir tankerden dökülen yağlar gibi giderek etrafa yayılan, yayıldıkça da çevreyi kirleten kara bir lekedir. Mutlaka buna karşı bir tedbir alınması gerekir. Bu, ihmal ve imhali mümkün olmayan bir konudur!.. Anayasa gereği Fransa’da Parlamentonun aldığı kararlar mutlaka Başbakan ile ilgili bakanın parafı ve Cumhurbaşkanının imzasını taşımak zorundadır. Bu bir kanun demektir. Dostumuz bellediğimiz Chirac’ın imzalamaması için elden gelen herşeyi yaptık. Cumhurbaşkanımız yazdı. Kendisi ile yakın dostluğu olan Eski Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel bile Güniz sokaktan kalktı. Hem yazdı hem telefonda uzun uzun konuştu. Sonuç yazık ki değişmedi. Siyasetçiler bakımından seçimleri kazanmak için herşey mubahtır!. Meclis Kararını, mutad olduğu üzere Dışişleri Bakanı Vedrine değil de AB’den sorumlu Bakan Moscovici imzalayınca bir düşündük, sonradan bunun AB ülkeleri için de geçerlik kazanması için yapıldığını öğrenince üzüntümüz daha arttı. Bu adi Ermeni iftirası AB “Müktesebatı”na “Acquis communautaire”ine girmiş oldu. Başka bir deyimle AB üyeleri ve adayları için de geçerli sayılacak. Yani bunun Türkçesi, günün birinde AB’ye üye olacak olursak bizim için de bir kanun sayılacak!. Olmaz böyle şey!. Bu konuda gösterilebilecek bir ihmal veya gafletin vebalini hangi Parti ve Partilerden kurulu olursa olsun hiçbir Hükümet veya hangi dönem olursa olsun hiçbir Parlamento taşıyamaz. Mutlaka karşılığı verilmelidir. Bunun için TBMM’den çıkarılacak iki maddelik kanun yeterli olabilir. Maddelerden birincisi Fransız Parlamentosundan çıkarılan kanun niteliğindeki kararını batıl hiç vaki olmamış “ulle et Non Avenue” saydığımızı bildirir, ikincisi ise “Benzeri Muamele Retorsion” olarak Fransa’nın Cezayir ve Afrika’daki soykırımı hareketlerini resmen tanımış ve kınamış oluruz!.. Bu teklifi bizzat hükümetin yapması sakıncalı görülecek olursa, bunu Siyasi Partilerimizin Parlamentodaki temsilcilerinin veya Sayın Kamran İnan’ın öncülük ettiği “Diyalog Grubu”nun yapması pek ala mümkün olabilir. Amaç, yapılan iftiranın karşılıksız kalmasını ve bir yağ lekesi gibi yayılmasını önleyebilmektir. Halen Hükümetimiz ne kadar müşkül ve halli zor iç ve ekonomik meseleler ile uğraşıyor olsa da bu konu “Öncelikler Önceliği”ni korumaktadır. Bu yüzden Hükümetler arası görüşmelere devam edilmeli, başarılı olabilmek için her türlü Sivil Toplum Örgütleri, Üniversiteler, TÜSİAD, TOBB, DEİK ve benzeri kurum ve kuruluşların da kendi alanlarında etkili temaslara girişmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca, keşke mümkün olabilse de diyorum, Türkiye’de, siyasette söz sahibi olmuş, Hükümette Dışişleri Bakanlığı yapmış olan Mümtaz Soysal’dan başlayarak bilge ve deneyimli Devlet adamlarımızı siyasetten ayrılmış olsalar bile bir özel toplantıda bir araya toplayabilsek, hükümete yardımcı olmak istikametinde fikir, düşünce ve deneyimlerinden faydalanabilsek!. Çankaya’dan başlayarak bunu sağlayabilecek insanlarımız bulunduğuna içtenlikle inanıyorum. Yurd dışında benzeri bir kamuoyu oluşturulması için Ankara’da Sefirlik yapmış olup halen hayatta olanlar veya onların yakınları arasında münasip temasları başlatabilmek kanımca hem çok kolaydır hem de harhangi fazla bir külfeti de gerektirmez!. Bütün iş başlayabilmektedir. Bunun için de vakit hiçbir zaman şimdikinden daha elverişli olamaz! Bu haftaki yazımızdan çıkarılabilecek sonuç bizce şudur: 1/Dünyanın neresinde olursa olsun Türkiye düşmanlığı Hükümetimizin iç gailelerle zorlandığı dönemlere rastlar. Güçlü olduğumuz zaman çıt çıkmaz!.. 2/Türkiye düşmanı Diasporalar harekete geçmek için hep bulundukları ülkelerde seçim dönemini kollarlar!.. 3/Türkiye’nin AB’ye adaylığı ciddiyet kazanınca, bütün yalanlamalara rağmen karşımızda bir “Ehli Salip” zihniyeti klasik kriterlerin arkasına gizlenir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT