BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Saatli bombalar: AIDS ve Boğaz trafiği

Saatli bombalar: AIDS ve Boğaz trafiği

Dünkü yazımda, günlük olaylardan, kısır tartışmalardan ve Avrupa Birliği tutkumuzdan dolayı pek fark etmediğimiz fakat ülkemizin altında, tık-tık diye işlemekte olan saatli bombalar olduğunu söylemiştim.



Dünkü yazımda, günlük olaylardan, kısır tartışmalardan ve Avrupa Birliği tutkumuzdan dolayı pek fark etmediğimiz fakat ülkemizin altında, tık-tık diye işlemekte olan saatli bombalar olduğunu söylemiştim. Gücünü kaybetmeyen, AB’den destek alan bölücülük bunlardan biri... Ama iki çok büyük tehlike daha var: Biri, toplumumuzun, gençliğimizin fiziksel direnç gücünü ve milletimizin manevi direncini zayıflatacak sinsi fakat müthiş AIDS tehlikesi... Diğeri de, İstanbul’u ve çevresini tehdid eden, 7.3 Rihter ölçeğinde zarar verebileek, çok muhtemel bir tanker felaketi!. Modern veba: AIDS Kim ne derse desin, Sağlık Bakanlığı’nda, hastahaneler ve ilaç konusunda olumlu işler yapan, Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un dikkatini, bu hafta NEW YORK TIMES dergisinde, AIDS ve buna karşı etkili mücadelede “Brezilya örneği” konusunda çıkan bir yazıya çekmek isterim. “Patent kanunları değiştirilebilir... Hastalar eğitilebilir.. İlaç şirketleri yenilemez değildir... Dünyadaki AIDS krizi çözülebilir” spotları ile özetlenebilecek olan bu inceleme yazısında, AIDS’in, en fazla yaygın olduğu Afrika Kıtası’nda gelecek on yıl içinde milyonlarca genç insanı öldüreceği, devletleri ekonomik bakımdan çökerteceği, sağlık sistemlerini, eğitim hizmetlerini aksatacağını ve ülkeleri çökerteceği belirtildikten sonra, bu belanın 14. Yüzyılda Avrupa’yı kırıp geçiren veba salgınından çok daha müthiş bir tehlike olduğu ve Afrika ile de sınırlı kalmayacağı, Asya’ya, Avrupa’ya sür’atle yayılmakta olduğu anlatılıyor. Açıkça konuşulmuyor ama, Türkiyemizin de AIDS tehlikesinden masun ve muaf olduğu iddia edilemez. Aksine dünyanın dört bir tarafından, hele AIDS’in çok yaygın olduğu ülkelerden ve Afrika’da kontrolsüzce gelen HIV taşıyıcıları muhakkak bu mikropları Türkiye’de yaymaktalar. Elimde istatistikler yok, ancak, uzmanlar ülkemizde de bu tehlikenin boyutlarının çok tehlikeli olduğunu ve etkili bir mücadele yapılmadığını söylüyorlar.. Tabii AIDS belasını dünyanın başına kimlerin, hangi sapıklığın sardığı malum... Gerçi AIDS’in artık sadece eşcinseller tarafından yayılmadığı söyleniyor, ama işin başlangıç kaynağı ve hâlâ da en önemli taşıyıcıları bu “üçüncü cins”ler. Bir de buna bizim erkeğimizin ve bazı kadınların ezeli fütursuzluğunu, bilgisizliğini ve “bana değmez” deyip hiçbir tedbir almamaları gerçeğini katarsanız, tehlikenin büyüklüğünü anlarsınız. Tabii gene, bu tehlikenin altında Türkiye’de, dünyada, Avrupa’da ve Amerika’da “çağdaş ahlaksızlık ve alabildiğine müsaadekârlık” düzeni, gençlerin artık hiçbir geleneksel ahlak değer yargısına uymamaları var. Son zamanlarda Amerika’da, Bush yönetiminin de destekleyeceği bir akım başladı, gençleri hem AIDS’ten korumak hem de evlilik dışı hamileliklere mani olmak için, eski ahlak ve aile değerlerine, kurallarına uymaya, evlilik dışı ilişkilerden kaçınmaya teşvik eden özel eğitim vermek!.. Clinton döneminde, liberallerin kürtajı serbest bırakmak hatta finanse etmek siyasetinin de değiştirilmesi gündemde. Kolayca ve bedava kürtaj imkanı, gençleri ilişkilerinde dikkatsizliğe ve başıboşluğa sevkediyor! Pahalı tedavi Fakat AIDS ile mücadeleyi asıl güçleştiren bu hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların, özellikle “Üçlü Kokteyl denilen” kombinezonun çok pahalı olması... Zira hastalar da hükümetler de bu mali güçlük yüzünden zorlanıyorlar. Ama şimdi Brezilya, bu ilaçları ilaç üreticilerine rağmen kendisi çok daha ucuza üretip kullanarak başarılı bir mücadele yürütüyor ve salgını önlüyor. Bu Brezilya modelinin ayrıntılarına girmeyeceğim. Kısaca Brezilya sağlık kuruluşları, formülleri alıp kendi daha ucuza mal ettikleri “kokteyli” etkili olarak kullanarak ve kuvvetli bir eğitim kampanyası ile AIDS oranını düşürmeyi başarmışlar. Sayın Sağlık Bakanımız gerekirse Brezilya’ya gidip bu mücadeleyi yerinde izlemeli veya uzmanlarına izletmelidir. Maalesef İlaç Endüstrisi dünyada da Türkiye’de de kuvvetli bir lobi. İlaç fiyatları aslında üretim masraflarının çok üzerinde, tabir caizse, şişirilmiş fiyatlar. Bir ilaç formülü ile marka fiyatlarından çok daha ucuz üretmek mümkün olduğu hep söylenir. İlaç dışındaki mallarda da, bu fiyat abartmaları oluyor bazı malların hatta ilaçların etiketsiz, markasız “generik” denilen eşitleri piyasada çok ucuza satılabiliyor. Ama bence AIDS gibi dünyanın ve ülkelerin geleceklerini tehdid eden bir salgınla mücadelede İlaç Şirketlerine büyük bir toplumsal sorumluluk düşüyor... Boğaz trafiği AIDS’ten başka bir saatli bombaya; Boğazın artan tanker trafiğine; ve İstanbul’un çevre sağlığına New York Tımes’in Türkiye Temsilcisi Douglas Frantz’ın İstanbul’dan bildirdiğine göre, “özellikle Kazakistan’daki petrol kuyularından petrolü, enerji açı dünyaya, Novorossisk Rus limanı yolu ile taşımak için, halen dünyanın en tehlikeli deniz geçidi olan boğazlarımızda, dev tankerler trafiği önümüzdeki aylarda, bir hesaba göre iki misli artacakmış...” Bu demek ki İstanbul’u bir depremden fazla harabeye çıkarabilecek bir tanker veya tankerler felaketi tehlikesi de o oranda artmış olacak... Bazı çevrelerin, Petrolün makul ve tehlikesiz yolu Bakü-Ceyhan boru hattını türlü bahanelerle savsaklamaları ile Boğazlarımız çok tehlikeli bir “boru hattı” haline getiriliyor. Bu arada da, potansiyel siyasi mahzurları malum Mavi Akım projesi de gagalanmak isteniyor. Dışişleri Bakanı İsmail Cem, muhabire “Türkiye’nin boğazlarını bir boru hattı haline getirtmemekte kararlıyız” demiş. Çok haklı, inşaallah sonuna kadar direnir. Ama, tık tıkları seyrekleşen bu saatli bombanın patlamasını beklememeli gereken kararlılık hemen gösterilmeli.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT