BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başkent'te kaos

Başkent'te kaos

Sadece iç tüzük krizi ve Şıhanlıoğlu'nun vefatı değil pek çok konuda Ankara'da bunalım var. Başbakan Ecevit'in af, DGM savcısı ve Telekom'un özelleştirilmesi ile ilgili sözleri bu bunalımın açık delilleridir. Var olan iç ve dış tablo sistemi de zorlamaya başladı.



DYP Şanlıurfa milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun vefatına neden olan iç tüzük olayı tam bir faciadır. Bu şekilde TBMM'ye kan bulaşmış oluyor. Kuşkusuz hadise elbette cinayet değildir ama bu müessif olay ya da kaza zaten aşağılarda olan siyasetçi imajı ya da inandırıcılığını tamamen yere sermiştir. Olayın sorumlusu olarak bir partinin yani MHP'nin hedef alınması doğru değildir. Hadise nihayet bir tartışmadır ve iktidarla muhalefet karşı karşıya gelmiştir. Merhum Şıhanlıoğlu'yla münakaşa eden pekala DSP'li ya da ANAP'lı da olabilirdi. Aynı şekilde TBMM Başkanvekili Ilıksoy'a not gönderdiği kaydedilen Metin Bostancıoğlu'nun boy hedefi yapılması da yanlıştır. Metin Bey nihayet başkanvekiline "görüşmeyi sürdür" demiştir ki bu istem yasal ve de ahlakidir. Yanlış olan Yanlış olan hükümetin bu iç tüzükte bu denli ısrarlı olmasıdır. Muhalefetin susturulmasını amaçlayan düzenleme demokrasi ile bağdaşmıyor. TBMM kürsüsüne sansür ya da engelleme getirirseniz sistemi yaralamış olursunuz. Diyeceksiniz ki amaç TBMM'yi hızlandırmaktır ve bunun için de sun'i engellemelere set çekilmek isteniyor. Öyle olsa da yine de kürsünün dokunulmazlığına el uzatılmamalıdır. Yeni düzenleme bir bakıma kürsüye el uzatmaktır. Hükümet pekala uzlaşma yollarını arayabilirdi. Kürsüyü işgal Bir başka büyük ayıp da DYP ve FP'lilerin TBMM kürsüsünü işgal etmeleri olmuştur. Lafı hiç dolandırmaya gerek yok meydana gelen müessif olayda DYP de diğerleri kadar sorumluluk sahibidir. Dünyanın hangi çoğulcu sisteminde kaba kuvvetle Meclis'in çalışması engelleniyor? DYP ve FP önceki akşam maalesef bunu yapmıştır. Onlar bunu yapmasalardı Fevzi Şıhanlıoğlu da belki vefat etmeyecekti. Hiç kimse DYP'nin kürsüye yürümesini ve orayı işgalini hukuka uygun ve demokratik bulamaz. Yanlışa yanlışla karşılık vermenin de mazereti yoktur. DYP ve FP'lilerin usul ve kural dışı olan kürsü işgali eğer haklıysa o zaman kanun ve kural dışı hak arayanlar da haklıdırlar. DYP ve FP Ermeni rezilliğinin gündemde olduğu böylesine hassas bir günde her şeyi unutarak bu şekilde davranmamalıydı. Kavgayı başlatan ve Anayasa Komisyonu üyelerine saldıran muhalefettir. Kavgaya karıştığı ileri sürülen MHP'li üyeler de bu komisyonun üyeleridir. Gelelim Ankara'da kaos ya da kriz var yorumlarına sebep olan diğer konulara. Başbakan Ecevit dün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu'na cevap vererek "Hayır aftan PKK'lılar yararlanmadı" dedi. Başbakanımızın elbette bir bildiği olabilir ama benim bildiğim askerler hele hele de Genelkurmay Başkanı öyle boş laflar etmez ve delille konuşur. Açıkçası biz de yataklık suçlarına getirilen aftan bazı PKK'lıların yararlandığı kanaatindeyiz. Başbakan Ecevit böyle bir değerlendirmeye neden alındı anlamış değiliz. Hadise ya da beyan neticede bir endişenin dışa vurumudur ve samimi kaygıları içermektedir. Başbakan ve Genelkurmay Başkanımızın PKK gibi hayati bir konuda ters düştüğü gibi bir görüntü ülkemiz adına iyi olmamıştır. DGM savcısı Keza aynı şekilde DGM savcısı Talat Şalk'a gösterilen tepki de yargıya müdahaleyi gündeme getirecektir. Aynı Başbakan'ın jandarma ile ilgili sitemi de üstünde durulması gereken bir konudur. Başbakan'ın yargıyı hedef alan sözleri ne kadar yanlışsa Sayın Savcının Hükümet ya da Dışişlerinden habersiz olarak IMF'ye müracaatı da o kadar yanlıştır. Ortaya çıkan fotoğraf adeta iki ayrı devletin ya da yönetimin olduğu şeklindedir. Böyle bir konjonktürde bu görüntü hiç olacak şey midir? Ne hükümet yargıya meydan okuyabilir, ne de yargı hükümeti yok sayabilir. Makamlar ne yapıyor? Bütün bu tabloda yani devlet kurumları arasında buhran varken ahengi sağlamakla görevli makamlar ne yapıyor dersiniz? Cevabını vereyim: Çankaya Köşkü'nde Melike Demirağ'ları, Süavi'leri ve benzerlerini ağırlıyor. Demirel gitti deyip oh çekip şakşak tutanlar bakalım bu tabloya ne diyecekler? Başbakan'ın dün verdiği bir başka mesaj da Telekom'un özelleştirilmesi ile ilgiliydi. Sayın Ecevit bu konuda yüzde yüz haklıdır. Sayın Enis Öksüz lütfen susun ve bürokratlarınızı da susturun. Madem imza attınız ve onay verdiniz hâlâ ne diye konuşuyorsunuz? Sevgili Öksüz sadece kendine ve partine değil, Türkiye'ye zarar veriyorsun. Son sözümüz: Sistem zorlanıyor. Farkında mısınız bilmiyorum ama Ankara'da 12 Eylül öncesi şartları var gibi... Hayır, hayır hayır aksak da olsa demokrasiden hiç mi hiç vazgeçemeyiz...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT