BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şiddetin yerine sanat, dayatmaya da demokrasi

Şiddetin yerine sanat, dayatmaya da demokrasi

Balalayka kadar başarılı değil ama yine de keyif almak mümkün Hemşo’dan. Yerli dramalarımız, yabancılardan daha fazla ilgi görüyor bu ara. Kutlamak gerek tüm sanatçıları.



Balalayka kadar başarılı değil ama yine de keyif almak mümkün Hemşo’dan. Yerli dramalarımız, yabancılardan daha fazla ilgi görüyor bu ara. Kutlamak gerek tüm sanatçıları. Hemşo bir güneydoğu hikayesi. Sanatçılar sırtlamış götürüyor filmi. Görüntüler yer yer dikkat çekici. Ancak efekt, senaryo, mekan, müzik bekleneni vermiyor. Diyaloglar sanatçıların gayretiyle artı not alıyor. Filmin hikayesi Yirmi yıl önce Cebrail’in (Okan Bayülgen) babası, kan davalılarının oğlu Yaşar (Mehmet Ali Erbil) tarafından öldürülmüştür. Dede ise bunun intikamını almaktan yanadır, aile bireyleri istemese de. Hatta büyük ağabey, tabancasını satıp cep telefonu almıştır. Küçük de GS topu istemektedir. Köyünde törelere ve geleneklerine sıkı sıkı bağlı olan Cebrail, dedesinin öğüdüne uyar, Yaşar’ın Romanya’dan İstanbul’a geldiğini öğrenir. Atladığı gibi trene “Ver elini İstanbul” Soluğu hemşehrisi Zülfikar Pehlivan’da (Yılmaz Köksal) alır. Pehlivan kadın fotoğrafları biriktiriyor. Cebrail bunadığını anlar Pehlivan’ın, Yaşar’ı kendisi aramaya başlar ki, bir tesadüf onu ayağına getirir. Kapının önünde öldüresiye dövülen Yaşar’dır. İki kişinin, tek başına olan birini dövmeleri kanına dokunur. Yardım eder. Yaralanır. Böylece de aralarında bir dostluk başlar. Ancak Yaşar’ın tilki yanı sürekli diridir ve Rimen Dr. Asufte Tatyana’yla (Demet Şener) yaşamaktadır. Yaşar’a mahalle sakinleri “çavuş” demektedirler, “Çavuşesku”dan mülhem. Romanya’dan geldi ya! İyi bir dolandırıcı ve yalancıdır. Başı belâdan hiçbir zaman kurtulmaz Yaşar’ın. Şimdi de Cebrail yapışmıştır yakasına. Ayrıca gayri meşru ilişkiye girdiği kahveci Hamit (Sümer Tilmaç) ve eşi Gözde (Yıldız Kaplan) ile de ters düşmüştür. Aranmaktadır, Yaşar. İki polis de Rumen fahişelerin bulundukları yerleri basmakta, pasaport sürelerini dolduranlara tacizde bulunmaktadır. Tatyana da bunlardan biridir. Arkadaşı Meşanka (Özlem Yıldız) ile beraber otelde polisleri razı etmeye çalışırlarken silah patlar. Meşanka ölür. Tatyana kaçar. Kovalamaca başlar. Durum vahimdir. Bir gemiyle kaçmaya çalışırken, başta Hamit hem polisler, hem Yaşar, hem de Cebrail hayatlarını kaybederler. Küfürler bir hayli fazla Hemşo’da. Ancak iyi ve kötü örflerin birbirinden ayrılmasını öne çıkarması başarılı. Ezan okunurken silah kullanılmaması, bu durumda kalan Yaşar’ın ezanı bile okuyamaması önemli bir görüntüydü. Gülmek için iyi bir fırsat Hemşo. Ayrıca düşünmek için de. Dün sanatçılar Ulusoy’un emirlerine tahsis ettiği bir otobüsle Çankaya’ya çıktılar. Ülke meselelerine ilişkin görüşlerini aktardılar. Keşke Halit Refiğ’in Kemal Tahir’den beyazperdeye aktardığı Devlet Ana’nın gösterime girmesini de isteselerdi. Acaba yakıldı mı, değil mi? Cumhurbaşkanı Sezer’in grafiği hızla yükseliyor. YÖK’ün iki üyelik dayatmasını görmesi de alkış aldı. Cin bürokratlar yenik düştü. Kamuda Sezer ile şimdi hızlı denetim başlıyor. Her ne ise. Vizontele’nin galası Yılmaz Erdoğan, Demet Akbağ ve Okan Bayülgen’in bir kente televizyonun girişini konu alan “Vizontele”nin galası da filmi kadar görkemliydi. Alâka fazlaydı. Ekonomik sıkıntılardan biberli günlerin fazlalaştığı bir dönemde, tatlı tatlı gülmeyi yeniden hatırlamak hoştan da öte pek hoş. Bu ara filmlere hükümet canibi de gitse faydasını görecek. İlaç gibi gelecektir. Belki de Tanıtma Fonu’ndan Fransız işgalini ve katliamını, Ermeni mezalimini anlatan dramalar teklifine destek olacaklardır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın genelgesi Büyük boy bir kitapçık genelge. Önce kamu kuruluşlarına gitti. Özeti de “artık her türlü kursu MEB ve buraya bağlı kuruluşlar verecek!” Bakanlıklar; sivil savunma kursu, Türk süsleme sanatları, folklor, spor, müzik aklınıza ne gelirse hiçbirini veremeyecek. Gerek duyarsa MEB bu ihtiyacı karşılayacak! Sonra sivil toplum kuruluşlarının kurslarına gelecek sıra. Onun da genelgesi hazır. Her şeyi devlet kontrol altına alacak. Kendi kurumuna bile itimat etmeyecek! TBMM müzakereleri sırasında hayatını kaybeden DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu olayında, başkanvekili Ali Ilıksoy’a “Ali devam et..okut..oyla” diye not gönderen Milli Eğitim Bakanı DSP’li Metin Bostancıoğlu, okullardaki boş öğretmen kadrolarını doldursa ya, üniversitelerimizde yasaklar değil, ilim tahsil ettirse ya! Yasak genelgesinden daha faydalı iş yapmış olmaz mı? Parasını al ve yapma Trafik kazası olmasın dilerim. Ama bilin ki kazalarda devlet, verdiğiniz her zararın parasını alıyor. Ankara-Eskişehir yolunda araçların çarpıp yere indirdiği elektrik direkleri ve trafik ışıkları da buna dahil. Şimdi bölgede onca böyle manzara var. 160 milyon alınıyormuş her direk için. Gerekçe yenisini yerine dikecekler. Fakat öyle olmuyor, yollardaki bu yıkık direkler yeni trafik kazalarına neden oluyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT