BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sabır acı, meyvesi tatlı

Sabır acı, meyvesi tatlı

Belâlara, sıkıntılara hatta gönüle hoş gelecek şeylere karşı sabırlı olmak, kurtuluşa sebep olan güzel huylardandır. Sabır; şikâyet ve feryatta bulunmadan, hoşnutsuzluk göstermeden belâ ve sıkıntılara katlanmaktır.



İslâm büyükleri sabrı çeşitli şekilde tarif etmişlerdir: "Sabır, acı şeyi yüzünü ekşitmeden içmektir. Yâni, şikâyet ve feryatta bulunmadan, hoşnutsuzluk göstermeden, gelen belâya katlanmaktır." "Sabır, muhalefetten sakınmak, belâların acılığını yudum yudum tadarken, sâkin olmak, geçimde fakirlik başgösterince zengin görünmektir." "Sabır, belâ gelince güzel edeple durmak, şikâyetsiz olmak, belâda, fâni, yok olmaktır." "Sabır, âfiyet gibi belâ ile de arkadaş ve ahbab olmak, onunla bulunmaktır." Belâlara sabretmek, kurtuluşa sebep olan güzel huylardandır. Sabır, Peygamberlerin hasletlerindendir. Allahü teâlâ, habîbine sabrı buyuruyor ve Ahkâf sûresi onbeşinci âyetinde (O halde "Ey Resûlüm, kâfirlerin eziyetlerine karşı," ulûl'azm peygamberlerin sabrettikleri gibi sabret ve onlar hakkında azâb için acele etme!) buyuruyor. Bir farzı yapmak veya bir günâhtan kaçınmak sabırsız ele geçmez. Çünkü, Peygamber aleyhisselâma (îmân nedir?) diye sorulduğunda (Sabırdır) buyurdu. Sabrın büyüklüğü ve fazîleti sebebiyle Kur'ân-ı kerîmde yetmişten fazla yerde sabır ve sabredenlerin sevaplarının hesapsız verileceği bildiriliyor. Allahü teâlâ buyuruyor ki: (Elbette sabredenlerle beraberim.) (Muhakkak biz, sabredenlerin mükâfatını, yapmakta olduklarının daha güzeliyle vereceğiz.) (Fakr ve meşakkat külfetlerine ve kâfirlerin eziyetlerine sabredenlerin elbette ecir ve mükâfatını, amellerinden güzel ve çok ederiz.) Sabrın fazileti büyüktür (Ey habîbim, dâima sabredici ol! Senin sabrın ancak Allahü teâlânın tevfik ve yardımı iledir.) Sabrın fazîleti o kadar büyüktür ki, Allahü teâlâ, sabrı çok aziz eyledi. Herkes sabır ni'metine kavuşamaz. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Size verilen en az şey, yakîn ve sabırdır. Bu ikisinin kendisine verildiği kimse, çok nâfile namaz kılmasa da, oruç tutmasa da korkmasın! Bugünkü hâlinize sabredin, değişmeyin! Bu sabırlı hâlinizi, bir kimsenin, bütün insanların iyi amellerini yapmasından daha çok severim. Sabreden tam sevâb alır.) (Sabır, Cennet hazinelerinden bir hazinedir.) (Eğer sabır insan olsaydı, çok kerîm ve cömert olurdu.) Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Allahü teâlâ buyurdu ki: Belâ gönderdiğim kimseler sabredip insanlara şikâyet etmezse, onlara îmânla ölmeyi nasîb ederim.) (Malı gitmeyen, parası bitmeyen ve hasta olmayan kimsede hayır yoktur. Zîrâ Allahü teâlâ bir kulunu severse, onu belâya müptelâ kılar. Ona belâ verdiğinde, ona sabır ihsân eder.) Kul, her anda nefsinin hoşuna giden veya gitmiyen bir işten ayrı değildir. Her iki halde de sabra muhtaçtır. Mal, ni'met, makam, sıhhat ve buna benzer şeylerde kendini tutmayıp, bu ni'metlere dalar ve kalbini bunlara bağlarsa ve bu halde durursa, onda ni'metlere aşırı derecede dalmak ve haddi aşmak meydana gelir. (Herkes mihnete katlanır, ama sıddîklar hariç, âfiyette sabreden pek azdır.) demişlerdir. Eshâb-ı kiram, "Mihnet ve sıkıntı içerisinde bulunduğumuz zamanlar sabretmek, bugün içerisinde bulunduğumuz nimet ve zenginliklere sabretmekten kolay idi." dediler. Bunun için Allahü teâlâ (Mal ve çocuklarınız ancak imtihan içindir.) buyurdu. Ni'mete sabır, kalbi ona bağlamamak, ona sevinmemektir. İyi ameller işlemek gibi kendi isteği ile olan şeylerde de sabra ihtiyâç vardır. Çünkü ibâdetlerin namaz gibi, bir kısmı tembellikten, zekât gibi, bazısı cimrilikten, hac gibi bazısı da her ikisinden dolayı zor gelir ve sabırsız yapılamaz. Her iyi amelin başında, ortasında ve sonunda sabra ihtiyâç vardır. Başında olan, niyyeti ihlâsla yapmak, riyâyı kalbinden çıkarmaktır. Bunlar ise zordur. Tâ'at esnâsında sabretmek ise, şart ve edeplerini hiçbir şeyle karıştırmamaktır. Meselâ namazda ise, hiçbir tarafına bakmamalı, hiçbir şey düşünmemelidir. İbâdetten sonraki sabır da, yaptığını izhâr etmekten, söylemekten kaçınmak ve bununla ucuptan sabreylemektir. Sabır günahları engeller Günâhlara gelince, sabretmeksizin el çekmek imkânsızdır. Şehvet ne kadar kuvvetli ve günâh işlemek ne kadar kolay olursa, o günâhı işlememeye sabretmek o kadar zor olur. Bunun için dil ile işlenen günâhlara sabretmek daha zordur. Çünkü dilin hareketi kolaydır. Hele çok konuşursa, âdet hâline gelir. Dil ucuna gelip, kendisini başkalarına beğendirecek bir kelimeye sabretmek büyük eziyet olur. Hadîs-i Kudsîde buyuruyor ki: (Kazâ ve kaderime râzı olmıyan, beğenmiyen ve gönderdiğim belâlara sabretmiyen, benden başka Rab arasın. Yeryüzünde kulum olarak bulunmasın!) Dünya ve âhıret hayatını kazanmak istiyenin geçim sıkıntısına, insanların kötülemesine ve çeşitli musîbetlere sabretmesi lâzımdır. Kim Allah'tan korkarak sabrederse sıkıntılardan kurtulur. Sabreden murâdına erer. Eyyüb aleyhisselâmın sabrı, dillere destan olmuş ve Allahü teâlâ onu sabrından dolayı övmüştür. Allahü teâlâ sabredenleri sevdiğini ve ecirlerinin hesapsız ödeneceğini bildirmiştir. Sabır, erişmek istenen şeylerin anahtarıdır. Her hayra sabırla ulaşılır. Ne mutlu sabredenlere...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109119
    % 1.11
  • 3.8237
    % -0.3
  • 4.5067
    % 0.03
  • 5.1299
    % -0.14
  • 153.794
    % -0.17
 
 
 
 
 
KAPAT