BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yolsuzluklar ve denetim

Yolsuzluklar ve denetim

Ülkemizde endişe verici şekilde hükmünü yürüten Kamu sektöründeki yolsuzluk ortamı giderek yoğunlaşmada, sık sık yeni iddialar ortaya atılmaktadır.



Ülkemizde endişe verici şekilde hükmünü yürüten Kamu sektöründeki yolsuzluk ortamı giderek yoğunlaşmada, sık sık yeni iddialar ortaya atılmaktadır. Ayrıca, devleti soymaya yönelik hayali ihracat, gümrük kaçakçılığı gibi tatsız olaylar da kamuoyunu rahatsız edici bir nitelik kazanmış bulunmaktadır. Bütün bunların toplumda meydana getirdiği genel kanaat, ülkemizin ahlaki ölçülerinin, geçmişe nazaran oldukça değiştiği, birçok manevi ve kutsal değerlerin endişe verici şekilde azaldığı şeklindedir. Biz bunu toplumumuzun ahlaki bünyesinde olşan bir çöküntü diye adlandırabiliriz. Bu genel girişten sonra ortaya çıkartılan yolsuzlukların birinci sebebi kanaatimizce, ahlaki sarsıntı, diğeri de denetime verilen önemin 1984'ten itibaren giderek azalmasıdır diyebiliriz. Kamu hizmetine Maliye Müfettişliği ile başladığımız için denetime farklı bir gözle bakmaktayız ve bu sebeple konu ile ilgili olarak denetim fonksiyonu üzerinde durmak istiyoruz. Bilindiği gibi toplumların hukuki bünyesi olan devlet teşkilatında tıpkı, insanlarda olduğu gibi çeşitli organlar vardır. Devlet, birer çark gibi faaliyet gösteren organlarının birbirini tamamlayan müşterek çalışmaları sayesinde mevcudiyetini sürdürür. Bu çalışmaların tamamına devlet icraatı denir. Bunun bir bölümünü fiilen iş görmek diğer kısmını da bunun amacına uygun olup olmadığını araştırmak teşkil eder. Bunlardan birincisine, idari ya da icrai işler diğerine de denetim faaliyetleri ismi verilir. Görülüyor ki, bir inasanın yürümesi için nasıl iki ayağa ihtiyacı varsa, devlet bünyesinin çalışması için de gereken görevleri ifa eden iki esas organın mevcudiyeti gerekir. Ancak, her ikisinin birbiriyle ahenkli olarak çalışmaları şarttır. Bahsettiğimiz, devlet bünyesi içinde iş yapanlarla denetim görevi ifade eden elemanları kamu hizmetinin görülmesi için vardırlar ve amaçları aynıdır. Bundan dolayı, idarenin denetimi adı altında ifade edeceğimiz faaliyetler kanaatimizce icrai işler kadar önemlidir. Bunun gereği gibi, yapılmaması birçok bakımlardan olumsuz sonuçlar meydana gtirir. Kamu hizmetine başladığımız zaman ilk aldığımız görev Maliye Müfettiş Muavinliği idi. Yanında ilk olarak bulunduğumuz eski bakanlardan Maliye Başmüfettişi olan Merhum Emin Kalafat'ın bize ilk öğrettiği husus, teftiş edenle edilenin görev amaçlarının birbirinden farksız başka bir ifade ile kamuya hizmet olmasıdır. Kanaatimizce bu kural, denetim faaliyetlerinin ana unsurunu oluşturur. Buna uygun tutum ve davranışlar ülkeye yarar sağlar aksi ise zarar verir. Kamu görevi yaptığımız uzun yıllar sonunda bizde oluşan kanaat, yürütme ile denetim arasında mevcut bulunması gereken ahengin son 15 yılda yeterince sağlanamadığı şeklindedir. Bahsettiğimiz istenmeyen bu duruma yürütme organlarının bazen, siyasi güç dengelerinden faydalanarak murakabedan kaçmaya çalışması kadar ideolojik ve siyasi sebepler dahil birçok beşeri nedenlerle uzaklaşması da sebep olmaktadır. Sözünü ettiğimiz ahenk bozukluğuna kamu görevlilerinin ülkeye yararlı hizmet etmek amacıyla bazen suç denilmeyecek şekilde hukuk kurallarını zorlamalarını denetim organlarının bize göre yanlış yorumlayarak savcılıklara suç duyurusunda bulunmalarını da eklemek gerekir. Esas mesleği Maliye Müfettişi olan merhum büyüğümüz, eski Tarım Bakanlarından Nedim Ökmen, bu bahsettiğimiz son durumu şu sözleriyle en iyi şekilde ifade etmişti: "İdari hayatla müfettişlik adeta iki ayrı aleme ait gibidirler. Bu sebeple ben eski Maliye Müfettişi Nedim Ökmen, tarım bakanı Nedim Ökmen'in işlemlerini teftiş etseydim, şimdiye kadar kim bilir kaç defa mahkemeye verirdim." Ama merhum Nedim Ökmen, Tarım Bakanlığı zamanında "Türk çiftçisine ne kazandırırsan o kârdır." diyerek gecesini gündüzüne katıyordu. Ülkemizdeki yolsuzluklarla savaşta, ahlaki yönden yeni yeni atılımlar gerekli olmakla beraber, denetim konusundaki dilediğimiz memlekete hizmet aşkıyla gecesini gündüzüne katanların, dirseklerini çürütenlerin, başka bir ifade ile "acı yemedim ki karnım ağrısın" diyenlerin şevk ve cesaretini kırmayacak fakat devletin tek kuruşunun kaybını önleyecek bir denetim anlayış ve düzenin gerçekleştirilmesidir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT