BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsanlar konuşa konuşa...

İnsanlar konuşa konuşa...

Deveye “boynun eğri” demişler, sevimli hayvan büyük bir tevazu ile; “Nerem doğru ki?” demiş. Bizim ahvalimiz de bundan farksız. Asaletimizi, nezaketimizi ve en kötüsü de ‘insan’lığımızı kaybediyoruz.



Deveye “boynun eğri” demişler, sevimli hayvan büyük bir tevazu ile; “Nerem doğru ki?” demiş. Bizim ahvalimiz de bundan farksız. Asaletimizi, nezaketimizi ve en kötüsü de ‘insan’lığımızı kaybediyoruz. Her doğan güneş ve başlayan günden ümitleniyor, üzerimize zifiri karanlıklarla çöken gecelerden ‘ye’se’ düşüyoruz!.. “Gün ola harman ola!” diyerek ümitlendiğimiz gelecek de bize hiçbir şey vaadetmiyor. Bizler yarım asrı devirdik. Ancak genç nesillere bırakabileceğimiz olumlu bir icraat da görünmüyor... Olanları düşündükçe ‘insan’ın hayata bağlılığı azalıp, çaresizliğe yelken açması normaldir. Bugün ‘suç’ ve ‘suçlu’lardan şikayet etmeye hiç hakkımız yok! Yaşananların tabii sonucudur bu. ‘Keşke’lerle tamamlanmış bir ömre ilave edilecek ne kaldı ki? Biz demokrasi, uzlaşma, istikrar diye inledikçe; tepemize ‘kâbus’ çöküyor.. Milletin güveneceği ‘Meclis’te bile ölümcül kavgalar, Başbakan’ın gözü önünde ölümler yaşanan bir ‘ülke’nin gelecek beklentisi olmaz! ‘Ölüm’ hak, ‘miras’ helâl. Ancak kim, kimi öldürüp; hangi mirasa konuyor? Bu tür bir ölüm ‘takdir’de olsa müsebbiplerin ‘vicdan’ları rahat olmaz. Akıllı, uslu, tutarlı, dengeli olması gereken ‘yetki’lilerin; “yangına körükle gitmeleri” affedilemez. Hele olayları önlemesi gereken ‘DSP’li Başkan Yardımcısı’nın kendi ‘rey’i ile değil de, bir Bakan’ın direktifini içeren notuyla hareket etmesi nasıl kabul edilebilir. ‘Güdüm’lü insanların, inisiyatif kullanmaları gereken görevlere getirilmesinin acı sonucu... En emin yer olması gereken Millet Meclisi bile kavga, şantaj, entrika ve ölümlerin kol gezdiği bir mekân haline gelmiş, getirilmiş! Buna can mı dayanır? “Olan olmuş, bu işi kaşımayın!” diyenler olacaktır. İyi de onu kaşıma, buna dokunma, şuna bulaşma... Diye diye yaşanması zor bir ülke haline gelmemiz uygun mudur? Olay ‘kulis’te veya Meclis müştemilâtında değil, bizatihi Genel Kurulda oluyor. Milletin gözü önünde ihlâller, ihtilâller artık vak’ayı âdiyeden oldu... Umut yılları olmasını beklediğimiz ikibinli yıllar ne yazık ki “yaşanmamış yıllar” statüsüne düştü. Biz Adriyatik’ten Çin Seddi’ne masalları ile uyutulurken; birileri Türklük çınarının köküne ‘kibrit’ suyu ekmiş bile... Kanun, nizam ve hukuk olmayan bir mahalde ‘tüzük’ olsa ne yazar? Hele ‘iç tüzük!’. Malum birileri ‘iç tüzük’ü hiçe sayarak Meclis’te ‘haddini bildirme’ operasyonu düzenlemiş ve seçilmiş bir vekilin yemini engellenmişti. Şimdi de sözlü ‘had bildirme’ yerine bakanlık antetli kağıtla ‘direktif’ verilerek bir ‘can’a kayıldı... Başımız sağolsun!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT