BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cezayir'de Fransız vahşeti -13-

Cezayir'de Fransız vahşeti -13-

Yıllarca Fransızlar'ın yönetiminde kalan Cezayirliler bürokraside aktif görevlerde bulunmadıklarından dolayı, birden boşalan ülkede inanılmaz bir başıboşluk ortaya çıkmıştı. Ne su ve elektrik faturaları tahsil ediliyor, ne de posta hizmetleri yürüyordu. İşte sömürgeci zihniyet geride böyle bir ülke bırakmıştı..



Akılları Cezayir'de kaldı Cezayirliler'e 1.5 milyon şehide malolan hürriyet, yanında bağımsızlığı da getiriyordu. Bağımsızlık ise idarî kargaşalığı ve bazı otorite boşluklarını... Her şeyden önce, sömürgeci Fransızlar Cezayir'i bir türlü terketmek istemiyordu. Terkedenler ise "Benden sonra tufan zihniyeti ile günlük hayatı bile etkileyecek, kargaşalara sebep olacak eylemlerde bulunuyorlardı. Su, kanalizasyon ve gaz şebekelerinin planlarını yakan veya beraberlerinde götüren Fransızlar, Cezayir'de büyük bir salgının çıkmasına da sebep olmuşlardı. Özellikle elektrik şebekesinin planlarının Fransa'ya kaçırılması işleri altüst etmişti. Sömürgeci Fransız, döktüğü kandan sonra şimdi de masa başında vahşetine devam ediyordu. Bazı Fransızlar, Cezayir'i terkederlerken yanlarında götüremedikleri çamaşır makinelerini, buzdolaplarını, mobilyalarını denize atmaktan kendilerini alamamışlardı. Yıllar yılı aktif görevlerde çalıştırılmayan Cezayirliler'in Fransızlar'ın ülkeyi terketmesiyle bütün vazifeleri üstlenmek mecburiyetinde kalmaları inanılmaz boşluklar oluşturuyordu. Herşeyin bittiğini anlayan Fransızlar'ın valizlerini toplayıp gruplar halinde ülkeyi her terkedişlerinde bu boşluk daha fazla kendini hissettiriyordu. İnanılması güç boşluklardan biri de musluk tamiri gibi basit işlerde ortaya çıkıyordu. Aylar ilerledikçe, bu boşluk tam bir kargaşaya dönüyor, bazı semtlerde kullanılabilen su, elektrik gibi maddelerin paraları bile tahsil edilemiyordu. Halk yıllardan beri tutarını ödemediği faturaları şimdi de görmezlikten geliyordu. Posta hizmetleri ise tam felce uğramıştı. Cezayir şimdi hürdü. Fakat gerçekten de tam bir kargaşanın ortasındaydı. Ne var ki, kolları sıvayan yöneticiler bunun da üstesinden gelebileceklerini halka ispatlamak mecburiyetini duyuyor ve hissettiriyorlardı. Bu yüzden de alelacele alınan kararlar daha işin başındayken yürürlükten kaldırılıyor yerine başkaları konuyordu. 132 yıllık esaret kolay değildi. Etkilerini musluk tamirine kadar gösteriyordu. Sömürgeci zihniyeti Fransızlar Cezayir'e bağımsızlığı vermişlerdi ama ekonomik alanda ilişkilerini kesmek istemediklerini her fırsatta belirtiyorlardı. Zaten Evian anlaşmasında bile bu niyetlerini açık açık belli etmişlerdi. Her ne kadar Evian anlaşmasından sonra Fransızlar aldıkları birçok tavizi terketmek mecburiyetinde kalmışlarsa da, bu ilişki 1986'lara kadar süregelmekte... Evian anlaşmasında 15 yıl askerî amaçla kullanılma izni verilen üsler 5 yıl sonra boşaltılmış, nükleer denemeler için koparılan taviz olan Sahara çölünün kullanılması ise araştırmaların Pasifikler'e kaydırılmasıyla vazgeçilmişti. En önemlisi Cezayir'de zengin petrol yatakları üzerindeki imtiyazın zamanla Cezayirliler'e terkedilmesiydi. Fransızlar bir tavizden vazgeçerlerse mutlaka ilerisi için bir başka taviz koparıyor, mümkün olduğu kadar Cezayir'den kopmamaya çalışıyorlardı. Zaten 132 yıllık sömürgecilik döneminde sağladıkları altyapı onların rahatça at koşturmalarını sağlıyordu. Her şeyden önce, yerleştirdikleri Fransızca, Fransız âdetleri birtakım evlilikler, aile bağları Fransızlar'a yardımcı oluyordu. Yıllar sonra bile... Fransızlar'ın etkisi yıllar sonra bile hissediliyordu. Özellikle başşehir Cezayir, Oran ve diğer büyük şehirlerde Fransız mimarisinin yanısıra bulvarların, parkların düzenlenmesi, ışıklandırma, trafik işaretleri hep Fransız etkisindeydi. Bulvarlardaki, caddelerdeki dükkânlar bir Fransız şehrindeki "bonmarşe"leri andırıyordu. En fazla da çiçekçi, kitapçı dükkâncıklarına rastlanıyor, pastaneler ise her köşebaşını işgal ediyordu. Lokantalardaki yemek, Fransız mutfağından başka bir şey değildi. Yemek sırası ve düzeni de Fransızlar'ı andırıyor, "ordövr" ve Aantre"den sonra yanında salatası eksik olmayan kallavi bir et yemeği sofrayı süslüyordu. Fransızlar'dan kalan kötü bir alışkanlık ise ne yazık ki şarap içimiydi. Yemek, tatlı, arkasından meyve ve kahveyle yemek tamamlanıyordu. İşin en üzüntü verici yönü ise halen Fransızca'nın egemen olması idi. Gerçekten de Cezayirliler Arapça'dan ziyade Fransızca konuşuyor ve Fransızca anlaşabiliyorlardı. Her ne kadar son yıllarda Arapça öğrenmek ya da konuşmak bir moda haline getirilmişse de sömürge mirası maalesef kendini hissettiriyordu. Yarın: Havadan bombalanan köydeyiz
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT