BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gergedanlaşmak!..

Gergedanlaşmak!..

Eh!. Yeniden sahneye konduğuna ve bugünlerde "yazarların çoğu bahsettiğine göre", biz de modaya uyalım ve Rumen asıllı Fransız oyun yazarı Ionescu'nun "Gergedan" adlı eserinden söz edelim!.



Eh!. Yeniden sahneye konduğuna ve bugünlerde "yazarların çoğu bahsettiğine göre", biz de modaya uyalım ve Rumen asıllı Fransız oyun yazarı Ionescu'nun "Gergedan" adlı eserinden söz edelim!. "Faşizmin tarafına geçen insanları" eleştiren ve bunu "gergedanlaşan insanlar" olarak sahneye koyan Ionescu'nun "özellikle ideolojik ve siyasi literatüre geçen" ünlü "Gergedanlaşmak" benzetmesini, kimse kırılmasın, gücenmesin ama, "bugünün Türkiye'sine, spor penceresinden bakarak" adapte edebiliriz! Adeta "bütün spor branşlarını unutarak ve elimizin tersiyle bir yana iterek", sadece futbolun peşinde koşmayı "Galatasaray'dan başka bir şeyle sevinememeyi", daha da ileri giderek "Fatih Terim histerisine tutulmayı" ve bunu "milyonlarca insanımıza medya yoluyla enjekte etmeyi" doğrusu ya, çok iyi başardık! Bunu İspanya'da Franco ve Portekiz'deki "ağababası" Salazar da çok iyi yapmıştı! Daha da ileri gideyim; Sanki Orwell'in 1984 adlı eserindeki "Büyük ağabey" futbol olmuş, bizi gözetliyor ve yönlendiriyor! Futbolla kalkıyor, Fatih Terim'le, Galatasaray'la yatıyoruz! Diğer spor branşlarına yapılan "insafsızca haksızlığı yaza yaza gelen bir insan olarak", ben bile Türkiye Gazetesi'nin arşivinde "kendi yazılarıma şöyle bir göz atınca", kendimi "bu çarpık havaya nasıl kaptırdığımı", kısacası "Gergedanlaşmaya başladığımı" açıkça görüyorum! "Meslek ve kimliği konusundaki yazılarımı" ayırırsam, "sporla ilgili olarak yazdığım" 10 yazıdan 8'i futbol! "Tam bir gergedan olmama" kala kala "10'da 2 kaldı!." Çok örnek vermeyeceğim; "biri yeter!." Yıllardır Fatih Terim'iyle, Hagi'si, Emre'si, Taffarel'i, Okan'ı ve diğerleriyle, şampiyonluklarıyla, UEFA ve Süper Kupaları ile, Şampiyonlar Ligi'ndeki mücadeleleriyle spor sayfalarımızın ve TV'lerdeki spor programlarının nerede ise "yarısına el koyan" Galatasaray'da "en geride kalan" futbolcu Marcio için yazılan yazılar, yapılan yorumlar bile, "bir zamanların yenilmez armadası" Galatasaray basketbol takımının düştüğü "hazin duruma ait yazı ve yorumlardan" çok fazla!. Futbol takımında doğru dürüst 4 maç oynatılmayan bir Serkan'la ilgili tartışmalar, yazılar ve yorumlar, "Galatasaray gibi bir Dünya kulübünü" hacizler ve icralarla inim inim inleten, "futbolcuları kazan kaldırmaya kadar, iten", stad, şirketleşme, AIG, borçlar konularındaki açıklamalarının nerede ise "bir tanesi gerçekleşmeyen", adeta "yağmur gibi yağan" milyonlarca dolara rağmen, "yüksek faizli banka borçlarını bitiremeyen" bir yönetimin "ekonomik ve mali hataları için yazılanların, söylenenlerin" nerede ise 10 misli!. "Gergedanlaşanların içine kendimi de kattığım için" rahatça yazıyorum, kimsenin de kırılıp gücenmesini istemiyorum; "Spor medyamızın yönetimleri, yazar-çizerleri bu hale gelirse", siz varın mesleğimizin gençlerini ve "her gün medyanın spor penceresinden beyinleri yıkanan" vatandaşlarımızı hesap edin! Eleştiriyoruz: Basketbol salonlarının trübünleri bile boşaldı! Atletizm yarışmalarını kimse izlemiyor!. Bunlar böyle olunca varın, diğer spor branşlarını hesap edin, siz! Peki, suçlu kim? "Futbolun gergedanları olan" ve herkesin de "futbolun gergedanı olması için" beyinlerini yıkayan bizler değil miyiz? "Spor programlarını ve sayfalarını", önce yavaş yavaş, sonra hızlı hızlı "futbolun gergedanlarının koşuştuğu arenalar haline" bizler getirmedik mi? Bizler gergedanlaşmasak, insanları gergedanlaştırmasak, kim çıkıp da "futbol naklen yayınları için", hem de bu "ekonomik bunalımda 600 milyon doları" gözden çıkarırdı? Soruyorum: "Acaba atletizmde Türkiye'ye ilk defa Dünya Şampiyonluğu getiren" gencimizin adını kaç spor yazarı biliyor? Kaç vatandaşımız biliyor? Kapı açılıp, odamıza girse, kaçımız onun "o olduğunu bilebileceğiz?" Emre gibi bir yeteneğe, bir gence "kaatil" diye tempo tutulan trübünlerin, Alpay'ları Avrupa'ya kaçıran trübünlerin, Süleyman Seba gibi bir anıt adama" küfür yağdıran trübünlerin, milli takım kaptanı Rüştü'yü döven, Beyoğlu'nda iki İngilizi öldüren trübün zorbalarının aslında "gergedanlaştığını" söylemek bile "onlara iltifat", gergedanlaşan "bizlere ise hakaret" olmaz mı? Ne hale geldiğimiz, ne halde olduğumuz ortada! "Sporu unutanların", söyleyin bana "sporcu ve sportmen olmaları" mümkün mü? TV'lerin spor programlarında, gazetelerin spor sayfalarında birbirimiz için yazıp söylediklerimiz bile, "nasıl gergedanlaştığımızı çok iyi gösteriyor!" Saygıyı ve sevgiyi unuttuk; "kim kime daha çok hakaret edecek, nasıl edecek", işte o yarışı yapıyoruz! Bilmem ki "gerçek gergedanlar" bunu yapıyor mu? RTÜK gider tersine!. Aylardır "Dijital yayın" konusunu çözemeyen RTÜK, kendisi için "çağdışı bir kuruluş" diyenlere hak verdirecek bir tutarsızlığın içinde!. Dünyanın en geride kalmış ülkelerinde bile "dijital kanallarda ve pırıl pırıl ekranlarda" TV seyredilirken, "bizimkiler" hâlâ "izin verelim mi, vermeyelim mi" diye "papatya falı açıyorlar!" Türk futbolunu ve kulüpleri kurtaracak bir "naklen yayın ihalesini" bozmak isteyenlerle, RTÜK Başkanı'nı "aynı cephede görmek", insana hüzün veriyor! "Olayı çözmek için atılan büyük bir adımı" geçersiz saymak ve naklen yayınlar konusunu kördüğüm haline getirmek için "özel bir gayreti yoksa", ne yapmak istiyor RTÜK başkanı? "Oldurmak için değil, oldurmamak için" mi uğraşıyor, acaba? Kim hazır? Türkiye Kupası maçları gösterdi ki, ligin ikinci yarısına "en hazır takım" Galatasaray... Sonra, Fenerbahçe ile Gençlerbirliği geliyor... Beşiktaş'ın işi zor!. "İyi çalıştırılmıyor, fizik kondisyonu düşük" denilen Fenerbahçe'nin 120 dakikanın son beş dakikasında ortaya koyduğu "efor ve tempo gösterisi" dikkatle incelenmeli... Gençlerbirliği'nin de öyle... "Orta sahasız görünen" Beşiktaş'ın defanstaki gediklerinin de, ofanstaki eksiklerinin sebebi de zaten bu!. Giderilememiş!. İstanbulspor maçındaki gibi "Nouma iyi olmaz ve orta sahaya alışılan yardımı yapmazsa", Scala'nın da, başkan Bilgili'nin de tribünlerden çok çekeceği var! "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" diye bir sözümüz var; Ahmet Hamoğlu'nun ve Erol Kaynar'ın başına gelenler, tam bu söze uyuyor! "Doğruyu söylemek istemeyenler ya da söylemeyenler" ile "çevrelenmiş bir lider", inişe geçmiş demektir! Bilgili dikkat!. Galatasaray'a gelince... Herkes diyor ki ve görüyor ki; "O başka!." Doğru; takım başka da... Ya yönetim? Ya para? Ya verilen ve tutulmayan sözler? "Grip olan", "sinüzit olan" Jardel ve benzerlerine taviz üstüne taviz verilirken, "herkesin gözünün üzerinde olduğu" ve "gitmeleri çok mümkün" Emre'lerin, Okan'ların, Fatih'lerin devamlı atlatılmaları? İşte "O başka" denilen takımın "başına çorap örecek olan" acı gerçekler... Devamlı "para duasına çıkan" bir yönetim ve "cebi akrepli" yöneticilerle Galatasaray'ın işi zor! Taze para bulamazsa, Galatasaray gemisi zor yürür! Zira artık, futbolcu da, yönetime güvenmiyor; işte bütün mesele! Garip bir tablo!.. Fatih Terim'in İtalya'daki işi giderek zorlaşıyor!. Hemen hemen her yerde olduğu gibi, İtalya'da da medyanın "kavga körükleme ve bununla rating - tiraj alma tutkusu", Terim'in işini zorlaştıran sebeplerin başında geliyor. Üzülerek yazmam gerekirse, Terim de medyanın bu yöndeki dolduruşlarına gelmiş, çok hatalı bir adım atmış bulunuyor. Sonradan yaptığı hatayı anlayıp, geriye çekildiyse de, ok yaydan çıkınca, olan olmuş gibi görünüyor. Aslında Terim'in İtalya'daki "ikinci hatasıdır", çıkıp "Ayrılıyorum" demesi! Birincisinde, daha başta "Ben de konuşurum arkadaş" diyerek yapmış, Gori'yle medya üzerinden hesap kesmeye çalışmış, ama "yukarından gelen tepki üzerine" susmak zorunda kalmıştı! Terim'in asıl hatası, İtalya ile Türkiye'yi karıştırmak oldu! "Eleştirilere karşı çok duyarlı, hiç alışmak istemeyen, hemen aşırı tepki koyan" ve "sinirlenince de bol bol hata yapan, sağlıklı karar veremeyen" yapısıyla Terim'in İtalya'da en çok ihtiyacı olan şey, onu "sakin ve soğukkanlı olmak için motive edebilecek" bir danışman, bir uzman ya da en azından "güvenilir yakın bir dosttur!." Sadece Gori değil, hemen hemen hiç bir "patron", devamlı baş kaldıran, hırçınlaşan, hırçınlaşınca da ağzına ve aklına gelen herşeyi söyleyen bir "üst düzey yönetici" istemez! Hele hele "her gün Dünya'nın üzerinde kurulmaya başladığı" bir futbol arenasında!.. Firontina takımında "oyun ve sonuç olarak" işler iyi giderse, Gori - Terim kavgasının "kaplanmış ve kapanmış görüntüleriyle" karşılaşmaya devam edeceğiz! Ama, "oyun ve sonuçlar bozulmaya başlarsa" ve bu devam ederse, kavgayı örten kapak çabuk yırtılacak, kavga bütün çıplaklığı ile medyanın sayfa ve ekranlarına "yeniden" yansıyacaktır, hem de daha şiddetli olarak! Gori'nin hem medyada, hem siyasette, hem futbolda rakibi olan Berlusconi'nin kanatları altındaki TV'ler ve gazeteler, "kavgayı büyütmek için" ellerinden geleni artlarına koymuyorlar! Terim'in "mayın dolu bu yolda" çok dikkatli olması gerek! "Şimdilik" dikkatli olduğunu söylemek zor! Emre'yi nereye koşturuyoruz? Evet, Emre'yi "daha olmadan yoketmek için" elimizden geleni ardımıza koymuyoruz! Bakın "sırtında" neler var? Çok maçta Galatasaray orta sahası... Bazı maçlarda Galatasaray takımı... Talihsiz bir kazanın kolay atlatılamayacak ve doğrudan morali vuran ağır yükü... Her gün gazetelerde "Milan... Real Madrid... İnter... Juventus... Fatih Terim... Fiorentina... Onu istiyor... Alacak..." haberleri... Gencecik adamı aylardır oyalayan ve anlaşılıyor ki, "parasızlık sebebiyle" daha uzun sürede oyalayacak olan bir yönetim... Nihayet, trübünlerin "iğrenç tezahüratı..." Rakip oyuncuların "sert hareketleri..." Ve de, "en ufak hatasında" onu yerden yere vuran "bizler", babası, hatta dedesi yaşındaki "spor yazarları..." "Futbolculuk hayatlarında", Emre'nin yaptığı hataların belki de 5-10 mislini yapmış olan "eski futbolcu, eski teknik direktör" futbol yorumcuları... Sahada onu "tekmelerden ve tribün tacizlerinden korumak için" kılını bile kıpırdatmayan hakemler... İşte sonucu olay... Maçın hakemi acaba "tribünlerde kendisi için öyle bir tempo tutulsa idi", ne yapardı? Sahada bir hakemle, bir futbolcuya karşı işlenen suçlar arasında "hakemlere karşı yapılanlar değerlendirilir, futbolculara karşı yapılanlar es geçilir" diye bir yönetmelik maddesi mi var? Elbette, şeref tribünlerinde, spor yazarları tribünlerinde "isyan etmek, küfür etmek, hatta tekme tokat kavga etmek" mümkündür... Elbette "maçlardan, olaylardan sonra" bilgisayar ya da daktilo başına geçip, hem de düşüne düşüne "başka bir spor yazarına, bir teknik direktöre, bir futbolcuya, bir hakeme, Federasyona, Merkez Hakem Komitesi'ne hakaret etmek" de mümkündür... Amma... "Bunca yük ve bunca baskı altındaki gencecik bir adam", hem hakemlerin de müsamahası ile "trübünlerin önüne atılmış silâhsız bir yarışmacı olarak", nihayet dayanamaz ve tepki gösterirse, "affı mümkün olmayan" bir hata yapmıştır; "sarı kart" ne demek, hatta "Disiplin Kurulu'na da verilmeli ve çok ağır şekilde cezalandırılmalıdır!" Kimse dönüp, "olup olmadığı bile şüpheli" bir faulü vermedi", diye, hakeme "alkışlıyarak" tepki veren ve gördüğü sarı kartla yarı final maçında oynamayacak olan K. Hakan'a bakmaz ve "Ne yapıyorsun arkadaş?" diye sormaz bile! Türk futbolu göz göre göre Emre'yi kaybediyor... Galatasaray göz göre göre Emre'yi kaybediyor... Bizler göz göre göre Emre'yi kaybediyoruz... Çare arayan ve bulan yok! Emre, "yukarda yazdığım tablonun içinde" tek başına... Çırpınıyor!.. Yazık, hem de çok yazık!.. Doğru olamaz!.. Trabzon'dan gelen haberler kötü!. Hele ligin ikinci yarısının başlayacağı ve Galatasaray'la Kupa için "ya var ya yok" mücadelesine girileceği günlerde bazı futbolculara "İstekli oynamayın, işler kötü gitsin, bir-iki ay içinde gene biz geleceğiz" denildiğine dair iddialar korkunç!. Bu iddialara inanmak güç! Hatta bu iddialara, "kulaklarımla konuşmaları duysam bile" inanmam güç! "Herhalde kötü bir rüya görüyorum" der, hayra yormaya çalışırdım! Trabzonspor yönetim kurulu ve başkan Özkan Sümer, gazete ve TV'lerde bütün yurda duyurulan bu "çirkin ve korkunç iddiayı", bir an önce sonuçlandıracak bir soruşturma ile aydınlatmalıdır! Trabzonspor'un ve "eski yönetimin" üzerinde "böyle bir söylenti" günlerce, haftalarca, aylarca bırakılamaz! En kısa sürede "gerçek bulunmalı" ve açıklanmalıdır! "Kıvırmak" yok!. Aksi halde yeni yönetim "çamur atıp, arkasını dönenlere benzer" böyle bir yönetimi de Trabzonspor taşıyamaz!. İddialar ya gerçektir ya değildir! Gerçeği bilmek Trabzonlular'ın ve spor kamuoyunun hakkıdır; bekliyoruz!.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT