BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mu ne?

Mu ne?

Dillenmeye başlayan insan yavrusu, işaret parmağını olur olmaz her şeye uzatıp “Mu ne?” diye sormaya başladı mı, ilkin ebeveynin hoşuna gider, bir iki cevap verirler. Ama insanı, diğer canlılardan ayıran en büyük özelliği “bilme, anlama, öğrenme” merakı ateşlenmeye görsün, ateşe döndürür yavruyu...



Dillenmeye başlayan insan yavrusu, işaret parmağını olur olmaz her şeye uzatıp “Mu ne?” diye sormaya başladı mı, ilkin ebeveynin hoşuna gider, bir iki cevap verirler. Ama insanı, diğer canlılardan ayıran en büyük özelliği “bilme, anlama, öğrenme” merakı ateşlenmeye görsün, ateşe döndürür yavruyu... “Mu ne?... Mu ne?... Mu ne?..” Bitmez tükenmez bir merakın bitmez tükenmez soruları inatçı bir arı vızıltısına dönüştü mü, bayrakları açar bizimkiler (Otorite ne de olsa fazla sorudan hoşlanmaz).. “Öf, aman”, “Bıktım, usandım” feryatları içinde artık hiçbir soruya cevap vermez olurlar (Çünkü soruların çoğunun cevabını kendileri de bilmezler)... Zamanla susar kalır çocuk... Merakını bastırır; ya her şeyle ilgisini kesip boş boş bakar, ya da kendisini azgınlığa vurur, kırıp dökmeye başlar. Ortada bir tatminsizlik oldu mu, ardından şiddetin gelmesi şaşırtıcı değildir. “Mu ne?”ler okul hayatında da bir türlü “Bu nedir?” olgunluğuna erişemez (Bir erişebilse ardından çalışma, araştırma ve inceleme de gelecek)... Devlet zoruyla ezberletilen bilgi yığınları içinde zamanla anlama, öğrenme merakıyla birlikte bütün sorular kaybolur gider. Çocuk artık soru sorma gereğini bile duymaz.. Bir taraftan bol miktarda Hababam kültürü yüklemesiyle gününü gün etmeye çalışan bir genç olup çıkar. Ermeni tasarısı Fransız parlamentosunda kabul edilince Türkiye’de vaveyla koptu. Ermeni diasporası harıl harıl çalışıp soykırım iddialarıyla ilgili yayınlar üretirken neden biz atıl kaldık, gerekli araştırma ve incelemeleri yapmadık diye herkes birbirini sorgulamaya başladı. Nedeni malum. Anlama ve öğrenme merakımız yok. Günlük yaşıyoruz. Günümüzü kurtarmayı kâr belliyoruz. Dünün gençlerinin çoğu böyleydi, şimdiki gençlerin de çoğu böyle... Türkiye, medeniyetler beşiği olması; stratejik önemi ve coğrafi konumu sebebiyle dünyanın göz diktiği bir ülke. Türkiye’de yaşamak iğneli beşikte yatmak gibi bir şey. Bu güzel ülkede huzur içinde yaşamak için devamlı uyanık ve teyakkuz halinde olmak, Kuvayı Milliye ruhunu sürekli diri tutmak gerekiyor. Türkiye’nin çoğu tarihten gelen bir çok meselesi var. Bunların bilimsel bir kafayla bir plan dahilinde teker teker ele alınması kaçınılmaz bir görev. Ama kim yapacak? Bu ülkenin gençleri Amerikan gençleri gibi kendilerini salma, keyfine düşme, marka peşinde koşma, bilgisayarı sadece chat yapmak için kullanma lüksüne sahip değiller. Onların kafalarını yığma bilgilerle doldurmak yerine pırıl pırıl aydınlatmamız, filizlendiği anda söküp attığımız anlama ve öğrenme meraklarını tekrar uyandırmamız gerekiyor. Yoksa şimdi bizim tepki adına yaptıklarımız sudan ve boş şeyler. Hainlerin oyunları bitmez. Hazır olmazsak her defasında şaşırır kalır, her kin anıtı karşısında parmağımızı uzatıp gelişmemiş bir merak içinde sormakla kalırız: “Mu ne?.. Mu ne?..”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT