BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kulaklarınıza sağlık

Kulaklarınıza sağlık

Alvin Toffler’in ve diğer birçok düşünen beyinlerin bundan on-on beş yıl önce söyledikleri üçüncü dalga tüm dünyada ve özellikle iş dünyasında kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı.



Alvin Toffler’in ve diğer birçok düşünen beyinlerin bundan on-on beş yıl önce söyledikleri üçüncü dalga tüm dünyada ve özellikle iş dünyasında kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. İnsanların kazıklar çakarak su üstüne kurdukları yuvalarında balık avlayıp, kuş tutup, sebze-meyve toplayarak asude bir hayat sürdükleri yaşayış tarzından, yerleşik tarım toplumları olmaya geçince kadar çektikleri yabancılık birinci dalga idi. Sonra tarım çağının nispeten sakin ortamından gürültülü makinalarla dolu iş hayatına geçişte yaşadıkları sıkıntılı dönem ikinci dalga oldu. Bu ikinci dalganın insanları en fazla sıkıntıya sokan yönü, “insanlarla makinaların aynı muameleyi görmeleri, hatta makinalara daha fazla ihtimam gösterilmesi idi.” Dahası insanların makinalarla uyumlu çalışabilmeleri ve yeni kurulan sistemlere uyum sağlayabilmeleri için zorunlu eğitime tabi tutuldukları hissi onlara bayağı sıkıntı vermişti. Sonra Toffler’in on yıl önce “Dünya elektronik bir köy olacak, herkes birbiriyle hiçbir kısıtlama olmadan, elektronik ortamda bilgisayarlarla haberleşecek, muhteşem şirket merkezleriyle makam ve mevkilere dayalı organizasyonlara gerek kalmayacak, insanlar yalın bir yönetim anlayışıyla evlerinden şirket faaliyetlerine katılacaklar, daha esnek, daha insanca bir iş hayatının düşünülmesi gündeme gelecek...” diye tarif ettiği “üçüncü dalga”yı hepimiz hissediyoruz. Dünyanın büyük kesimi bu arada ister istemez bütün ülkeler bilgi çağına adım atıyorlar. İşte bu arada çağa adını veren “bilgi” yeni kurallar koymaya başladı bile. Bilgi insan beyninden kaynaklandığına göre insan kaynağı bu çağda öne çıkıyor. Dolayısıyla sanayi çağının “makinalar insanlardan daha değerlidir” paradigmasını terkedemeyenleri büyük sıkıntılar bekliyor. Diğer taraftan “İnsanları sisteme uydurmaya yönelik eğitim” paradigmanın da “İnsan kaynağını daha fazla bilgi üretebilir, daha yenilikçi ve buluşçu hale getirmek için, nasıl bir eğitim gereklidir” konusuna kafa yormayanların da geleceklerinin karanlık olduğunu söylemek için “füturolog” olmaya gerek yok. Zaten böyle paradigmalarla yönetilen şirketlere bilgi çağının insanlarının tahammülü yok. Ya gelmiyorlar ya da en kısa zamanda böyle şirketleri terkediyorlar. O zaman... O zaman yeni ekonominin ayak seslerine kulak vermek zorundayız. Kulaklarınıza kuvvet. İyi haftalar, efendim...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT