BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zehra, korkuyla fırladı yerinden!..

Zehra, korkuyla fırladı yerinden!..

"Şaşkındı kadın. Ne diyeceğini, ne yapacağını bilemiyordu. Çaresiz bir şekilde dolaşan gözbebekleri çocukların yattığı yere takıldı. Asiye çakır gözlerini kocaman açmış ürkek tavırlarla izliyordu olanları. Tuncer ise aksine yummuştu sıkıca. Kulaklarını da eliyle kapamıştı..."



Adam gözlerini devire devire açarak yürüdü kadının üzerine doğru. Zehra korkuyla irkilerek geri çekildi: - Sus dedim sana kadın? Kendini şehre gelince bir şey mi bilir sandın be? Nesin sen de bana hesap soruyorsun? Sustu Zehra. Bir şeyler olduğunu sezinlemişti. Yoksa bildiği, bunca senelik kocası Yakup asla böyle davranmazdı kendisine. Bütün cesaretini toplayıp sordu dünden beri kafasını kurcalayan konuyu: - Yakup! Paralar nerede, dün aradım, bulamadım... İrkildi adam. Ama endişesini karısına fark ettirmemek için arkasını döndü. Kayıtsız bir ses tonuyla: - Ne yapacaksın parayı? - Dün Asiye hastalandı. Hastahaneye götürdüm. Allah razı olsun Saadet hanım yardım etti. Evde parayı bulamayınca ona gittim. Yerini mi değiştirdin yoksa? Adam bir sigara yaktı. Yüzü hâlâ duvara dönüktü: - Yok para falan... dedi sert bir sesle. - Yok mu? Nerede ya o kadar para Yakup? Hızla geri döndü ve elini vuracakmış gibi kaldırdı havaya. Zehra korkuyla kolunu kendine siper ederek fırladı yerinden. Kalbi fırlayacakmış gibi atıyordu: - Yok dedik ya be! Yok işte, harcadım bitirdim, var mı diyeceğin? Şaşkındı kadın. Ne diyeceğini, ne yapacağını bilemiyordu. Çaresiz bir şekilde dolaşan gözbebekleri çocukların yattığı yere takıldı. Asiye çakır gözlerini kocaman açmış ürkek tavırlarla izliyordu olanları. Tuncer ise aksine yummuştu sıkıca. Kulaklarını da eliyle kapamıştı. Uyuyan bir tek Ümit'ti. Emine ise diğer odadaydı ve olan biteni anlayacak yaşta da değildi zaten. Sustu Zehra. Başını eğdi önüne. Çaresiz bir şekilde gırtlağına yerleşen hıçkırığa engel olabilmek için yutkundu. Yakup sedire oturmuştu. - Çay getir bana... Demli olsun. Başım kazan gibi. Dönüp şilteye baktı: - Kalk sen de Tuncer. Fırla, bana git aspirin al gel. Anan para versin. Bir paket de cigara al. Zehra çaresiz bir şekilde cüzdanını açtı. İçinde Saadet hanımın verdiği yüz lira vardı. Uzattı oğluna: - Üç de ekmek al oğlum. Ekmeğimiz yok. Dikkat et üzerini getir paranın. Yakup karısının verdiği parayı görünce alaycı bir ifade ile atıldı: - Oooo, bakıyorum cüzdanınızda para saklıyorsunuz artık ha? Kaşlarını kaldırdı kadın. Kısıldı gözleri ardından. Etkileyici bir sesle fısıldadı: - Onu dün Saadet hanım verdi. Çocuğum hasta, ihtiyacım olur diye... *** Önder bey gülümseyerek dinliyordu karısının anlattıklarını. Salondaki karşılıklı konmuş sünger kaplı, rahat koltuklara oturmuşlardı. Saadet hanım elinde tepsiyle kahvelerini getirmiş, yemekten sonra sohbet ediyorlardı baş başa. - Öyle güzel bir kız ki Önder. Göreceksin, bayıldım, cin gibi maşallah! Fıldır fıldır o gözler... Masmavi. Düşünsene, simsiyah saçlar, mavi gözler. Kalkık bir burun. Dünyalar tatlısı. Korkmuş yavrucak... Önder bey yakışıklı yüzünü kaplayan gülümsemeye son verdi. - Neden yapmışlar böyle bir şeyi Saadet, adam huysuz mu? Omuzlarını kaldırdı genç kadın: - Yooo, hiç de öyle anlatmadı Zehra. Yakup'um der başka bir şey demezdi. Buraya gelince bir haller oldu diyor. Ben de anlamadım. İçmiş, sarhoş olmuş, sonra da girişmiş kadına. Görsen yüzünü berbattı. Adam kahvesinden bir yudum aldı keyifle. - Yazık! Hep eğitimsizlikten bunlar... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT