BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Önce komisyonlarda tartışılmalı

Önce komisyonlarda tartışılmalı

Türkiye'de her değişim için önemli faturalar ödenmiştir. Yenilikler öyle birden bire kabullenilemiyor.



Türkiye'de her değişim için önemli faturalar ödenmiştir. Yenilikler öyle birden bire kabullenilemiyor. Taraflar da kendi doğrularından yola çıkarak, haklılığını ispata çalışıyorlar. Nereden bakarsanız bakınız TBMM'deki iç tüzük değişiklikleri de böyle. Bu değişikliğe hangi parti iktidarda olursa olsun kendisini mecbur bilecekti. Muhalefet de öyle. Yapının hantallığından hep şikayet eder durulur. Şimdi fırsat, o halde buyurun. İktidar da haklı muhalefet de Uzlaşma kültürü henüz ülkemizde çok yeni. Kolaycılık var iken kimse elini taşın altına sokmak, zaman ayırmak, ikna etmeye çalışmak nezaketini ve nezahetini göstermeye üşeniyor. Yanaşmıyor. Eski ve kötü bir geleneği canlı tutmaya çalışıyorlar. TBMM Başkanı Ömer İzgi İç Tüzük Değişikliği konusunda uzlaşma diyalogları başlatabileceğini açıkladı. Muhalefet de bunu bekliyor. Gerilimli hava biraz olsun yumuşadı. Bazı DYP'lilerin "Tasarı aynen gelirse 85 şehit verir, yine geçirmeyiz" biçimindeki yaklaşımları da günün duygusallığının ötesinde yorumlandı Grup Başkanvekili Ali Rıza Gönül tarafından. FP kurmaylarından Avni Doğan da araladıkları kapıdan iktidarın girmesini beklediklerini belirtiyor. Muhalefet FP ve DYP mevcut haliyle iç tüzük değişikliği yasalaşırsa seslerinin kısılacağından endişe ediyor. Çünkü görüşülen maddelerin geneli üzerinde görüş bildirebilecekler, şıklarıyla ilgili düşüncelerini açaklayamayacaklar! Maddenin gerekçesi bile okunmayacak, oylamaya geçilecek. Muhalefete tanınan süre iyice kısılıyor. İktidar ise TBMM'nin daha hızlı çalışması için, engellemeye yönelik hususları kaldırmak istediklerini, tasarının tümü üzerinde muhalefete söz hakkı verildiğini, ancak 500 şıklık bir teklifin bütün maddelerinde ayrı ayrı konuşulunca, zaman kaybının fazlalaştığını savunuyor. İki tarafın da zaten doğrusu bulunmazsa, arkalarında taraftarları olmaz. Gelişmiş ülke ve özellikle batılı parlamentolarda nasıl oluyor müzakereler? Araştırdım, bulabildiğim belgelere baktım, iktidar haklı. Ancak, teklif veya tasarı parlamentoya geldiğinde komisyonlarda iğneden ipliğe her şey tartışılıyor, değerlendiriliyor, gereği yapılıyor ve öyle sevkediliyor Meclis'e. Birincisi komisyonları güçlendirmek gerek. İkincisi de komisyon üyesi parlamenterlerin 20'ye yakın danışman ve müşavirleri bulunuyor. Sahalarında uzman ve iddialı eski-yeni bürokrat çoğu. Onlar da daha önceden milletvekillerini bilgilendiriyor, yasalaşması halinde uygulamada beklenen sonuçları yorumluyorlar. Bunların hiç biri sözkonusu milletvekilinin oğlu, kızı, gelini, damadı, dünürü veya yakını falan değil. İşinin uzmanı. Sıkıntı da, çözümsüzlük de burada yatıyor. Amerika'nın sesi Washington'dan yayın yapan Amerika'nın Sesi Radyosu Kürtçe Yayınları'na daha bir ağırlık verdi. Türkçe yayınları ise azaldı. Esasında tamamen kaldırılıyordu. ABD Dışişleri'nin müdahalesiyle kurtuldu. Sadece günlük yayın süresi azaltıldı, eleman sayısı 9'dan üçe indirildi. Amerika'nın Sesi 50 dilde yayın yapıyor. Amerika'nın Sesi Radyosu Direktörü Sandy Unger Türkiye'de internet'in yayına başlamasıyla, halkın dış kaynakları izleme imkanlarının arttığını belirtiyor. Türkçe Bölümler Şefi Taçlan Süerdem de Türkçe bültenlerle ilgili hafta sonlarında 1, içinde 1.5 saat yayının sürdüğünü, ancak bir bekleyiş içinde olduklarını, kesin kararın da Ağustos'ta uygulamaya konulacağını söylüyor. Ankara'ya karşı hızlı bir değişim var. Bazısı yavaş ve derinden, bazısı ise programlı, plânlı, etkili ve ağır. Yavaş yavaş su yüzüne çıkıyorlar. Yunuslar gibi deniz üstüne çıkıp hemen atlayıp dalanları ise görmesi gerekenler göremiyor. Vichy rejimi ve Cezayir savaşı Alman Başbakanı Gerhard Schröder, Rudolf Von Thadden'i Fransız Almanya İlişkileri Koordinasyonu'yla görevlendirdi. Thadden, Dışişlerinde hem önemli bir diplomat, hem de ünlü bir tarihçi. İki yıldır da konuya ilişkin çalışma yapıyor. İşte geldiği nokta: - Fransa kendi tarihi ile yüzleşmeli.. Yapılanı reddeden bir Fransızın, temelde Hitler ve Nazi Dönemi'ni eleştirmeyen Almandan bir farkı yok. Fransa'nın Alman işgali altındaki Vichy rejimi ve Cezayir Savaşı'nı ciddi biçimde ele almasını umuyorum.. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac 1995 yılında ulusu adına Yahudi toplumundan özür dilemişti. Ancak Chirac, Cezayir'in bağımsızlığını kazanmasıyla son bulan süreçte 1954-1962 yılları arasında Fransız askerlerinin Cezayir'deki yaptıklarından özür dilemedi. Alman Tarihçi ve Dışişleri yetkilisi Rudolf Von Thadden diyor ki özet olarak; tespitlerimin gereği yerine getirilmezse, Fransız-Almanya ilişkileri de gerektiği gibi olmaz. Bu ünlü Alman diplomat tarihçisini Ankara keşfetmedi, Die Tageszeitung'a demeç verince, meslektaşlarımız farkına vardı. Yani gazeteciler.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT