BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Oyunu kurallarına göre oynamak!..

Oyunu kurallarına göre oynamak!..

İktisat profesörü Atila Gönenli'nin yapmış olduğu konuşmanın can alıcı noktalarını, bu hafta da sizlerle paylaşırken, ilgililerin dikkatlerini çekiyoruz...



İktisat profesörü Atila Gönenli'nin yapmış olduğu konuşmanın can alıcı noktalarını, bu hafta da sizlerle paylaşırken, ilgililerin dikkatlerini çekiyoruz... "Bu yapı içerisinde biz 99 sonunda üç yıllık uyum programını kabul edip IMF desteğini aldığımız zaman bir kısım taahhütte bulunduk. Taahhütlerimizi özetlersek, 2000, 2001, 2002 için yıllık enflasyon oranları tespit ettik. Bunlar hedef rakamlar. Bu rakamlar bu sene TÜFE 25, TEFE 20, 2001 için 12 ve 10, 2002 için 7 ve 5. Bunlar hedef enflasyon oranlar. Bu sene 25 ve 20'ye karşılık neler elde ettiğimizi biliyoruz. 39 ve 33'teyiz. Bu rakamlar gerçekte çok büyük bir başarı. Eğer biraz evvel bahsettiğimiz çarpık ekonomik yapıyı göz önüne alırsak Türkiye'nin 80'li yıllardaki enflasyon oranı %40'lardaydı. 90'lı yıllarda 10 yılın ortalaması % 69 oldu. Biz 2000'li yıllarda birinci 39 veya 33'e çekmemiz çok büyük bir başarı. 2001 bütçemizi de yeni hedef oranlara göre, yani 12 ve 10'a göre oluşturduk. Beklenen rakamlar biraz daha yukarıda ama hedef enflasyon bütçede esas alındığı için devlet bütçesini bu rakamlara göre oluşturduk. Bütçe biliyorsunuz Ağustos-Eylül aylarında hazırlandı, Kasım ayında tartışıldı, Aralık'ta Meclisten geçti. Dolayısıyla bu kriz sırasında bütçe geçmişti. Geçen bütçeye göre kriz yokmuşcasına olayı götürdük. Bu bütçenin çok önemli sorunları var. Sorunların başında faiz. Bozuk ekonomik yapımız nedeniyle elli milyar dolar dolayında iç borcumuz var. Devletin 56 milyar dolar. Eğer bütün ülke olarak bakarsanız devlet ve özel kesim olarak 100 milyar dolar dış borcumuz var. Ama devletin sorumlu olduğu kısım olarak 50 milyar borcumuz var ve dolayısıyla faiz yükümüz var. Bu faiz yükü geçen yıl % 31'e indi. Bu bütçede % 31 olarak ele alındı ama son yapılan ihale 6 aylık % 67 olarak, 14 aylıkta % 65 civarında faizle bağlandı. Bu 2001 yılında bütçede faiz yükünün tahminden fazla olacağını ortaya koydu. Bütçemizin çok küçük bir kısmını %7'sini yatırım için kullanıyoruz. %13-14'ünü personel giderleri için kullanıyoruz. Bütçenin büyük çoğunluğu faiz ve transfer ödemeleri. Bu sorunu aşmak için elimizdeki imkanlar neler? Gelir artırıcı kalemlere bakmak gelir imkanları aramak. Gelir imkanları dendiği zaman bütün iş adamları gibi herkes endişeli. Bir de tabii piyasa ekonomisinde kuralları bozan tarım kesimindeki sübvansiyonlar var. Sosyal güvenlik kurumlarının sorunları. Biz her tarafı yamuk yumuk bir arabanın içerisinde gitmek zorundayız. Şoför ne kadar arabaya hakim olmak isterse istesin zaten iş zor. Böyle bir zor ortamda mali sistem en önemli gözetilmesi gereken sistem. Mali sistem dediğimiz zaman üç unsur ararız. Birincisi mali sistem faiz ve fiyattır. Faiz sayesinde ekonomide hangi kaynaklar nereye ne kadar tahsis edilecek ve buradan çıkacak ürünü kim nasıl tüketecek belirlenir. Yani siz faizi 31 yapıp ertesi gün 61 yapamazsınız. Faiz çok dikkatle gözetilmesi gereken bir fiyattır. Amerikan ekonomisinde yarım puan değişince dünya yerinden oynadı. Bunun çok dikkatle gözden geçirilmesi gerekiyor. İkinci çok önemli unsur. İşlev etkinliği. Parasını aldığınız tasarruf erbabına ödediğiniz parayla parayı sattığınız yatırımcı arasındaki farkın çok küçük olması lazım. Bizde bu rakam çok büyük. Böyle bir ortamda etkinlik olmaz. Hepsinden önemlisi: Kırılganlık. ABD borsası böyledir. Kim çekerse çeksin ABD borsası yine doğruyu bulur. Ama Türk borsası böyle değil. Kırılgan. Esnek değil...1954 senesinde bir enflasyon yaşadık. Ondan sonra bir daha başımızı kaldıramadık. Şöyle bakıyorum hiçbirimiz 40 sene sonunda "ne güzel geçti 40 yılım" diyemiyoruz. Biz buna müstahak değiliz. Mutlaka bunu değiştirmemiz gerekiyor. Bize yabancılar daha yardımcı oluyorlar. Bizi içlerine almaya çalışıyorlar fakat alamıyorlar. Biz zannediyoruz Müslüman olduğumuz için almıyorlar. Biz oyunu kurallarına göre oynamadığımız sürece adamlar bizimle oyun oynayamıyor. 2001'i de inşallah arabanın içerisinde, kafamız gözümüz yarılmadan geçiririz." Evet, bu işi bilenler böyle söylüyor. Biz de, yetkililerin bu sese kulak vermelerini diliyoruz...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT