BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cezayir’deki Fransız vahşeti ve Le Monde

Cezayir’deki Fransız vahşeti ve Le Monde

Fransa Meclisinin kabul ettiği (sözde) Ermeni soykırımı, gerek Türk medyasında gerekse kamuoyunda büyük tepkiye sebep oldu. Gösterilen tepkiler durmayacak, hatta çığ gibi artacaktır.



Fransa Meclisinin kabul ettiği (sözde) Ermeni soykırımı, gerek Türk medyasında gerekse kamuoyunda büyük tepkiye sebep oldu. Gösterilen tepkiler durmayacak, hatta çığ gibi artacaktır. 18. asır başından bu yana, geçen zaman içinde, bazı aydın ve çeşitli vasıtalarla maalesef bizlere yanlış tanıtılan Fransa, emperyalizmi ve soykırımları adeta gizlenerek Batı medeniyetinin beşiği ve sembolü olarak gösterilmiştir. Ermeni lobisi ve münhasıran Fransa mafyasına hâkim olan Ermeni mafyasının baskısı ile kabul edilen bu yasa ile Fransa’nın Türk Milleti nazarında imajı, itibarı ve güvenirliği son derece zedelenmiştir. Nasıl ki, kırılan bir cam vazonun yeniden eski haline gelmesi mümkün değilse; Fransa’nın da eski imajına kavuşması, adeta imkânsızdır. Hatta şunu da belirteyim; Fransa’nın çirkin yüzünü göstermek için milyarlarca dolar harcanıp, binlerce cilt kitap yazılmış olsaydı, yine de sözde Ermeni soykırımı yasasının kabulü ile oluşan “tepkiler ve gerçekleri görme” olmazdı. Gazetemizin Genel Yayın Müdürü Kenan Akın’ın “Cezayir’de Fransız Vahşeti” adlı dizi yazısına Fransa’nın en meşhur gazetesi “Le Monde” geniş yer vermiştir. Le Monde’un 24 Ocak tarihli sayısında yer alan gazetemize ait ifadeler, bir nevi tohum olup gelecekte Fransa aleyhine yeşerecektir. (Sözde) Ermeni soykırımının olmadığını, bu kararı meclislerinde alan Rusya, Macaristan, Kanada ve Fransa bilmektedir. Böyle bir karar çerçevesinde varılmak istenen hedef Türkiye’yi dışlamak ve tecrit etmektir. Ermenistan hükümeti, gerek Ermenistan’da gerekse dışında yaşayan (Türkiye hariç) soydaşlarıyla paslaşarak “4 T plânı”nı yani, Terör, Tanıma, Tazminat ve Toprak talebini, yavaş ama kararlı adımlarla yürütmektedir. Fransa, İtalya, Rusya, Yunanistan ve Kanada’nın dışındaki diğer AB üyeleri (başta İngiltere ve Almanya) ile Bush iktidarının ısınmasını bekleyen ABD Temsilciler Meclisi, Türkiye aleyhine karar almaya aday ülkelerdir. Türkiye’nin Fransa’ya olan güveni kaybolmuştur. Ama karşımızda sadece Fransa yoktur. Biz strateji ve taktiğimizi tayin ederek etrafımızdaki bu şer ama bilinçli (planlı ve programlı) bu kuşatmayı yarmak zorundayız. Osmanlı ve diğer arşivleri dünya kamuoyuna arz ederek, savunmadan taarruza geçmeliyiz. İkinci Dünya Savaşında Hitler’in Yahudilere yaptığı zulmü o tarihteki İngiliz Başbakanı Winston Churchill biliyordu. Ama gizlemiştir. Tolstoy’un torunu Nikolai Tolstoy’un 1978’de yazdığı “The Victims of Yalta” (Yalta Kurbanları) kitabında Avusturya’da İngilizlere sığınan Kazakları, İngiltere Stalin’e teslim etmiştir. Kurşuna dizileceklerini bilen Kazak anneler çocukların başını duvara çarparak öldürdüler, kendilerini köprüden attılar ve onbinlerce Kazak’ı Stalin, teslim edilen yerde katletti. Aynı şeyi Fransızlar da yaptılar. Böylece onbinlerce Ermeni ve diğer kişileri Stalin’e teslim ederek bu Ermeni ve diğer millete mensup kişiler (yeni doğmuş çocuklar ve yaşlılar) dahil kurşuna dizildiler. Gerçek soykırım yapan ve soykırıma göz yumanlar şimdi soykırım karşıtı gibi rol yaparak aşağılık kompleklerini tatmin etmektedirler. Nikolai Tolstoy’un İngiliz Başkanı Harold Mac Millan’ın, Rusya’nın soykırımındaki rolünü anlatan (Bakan ve katliamlar) “The Ministen and the Massacres” kitabı İngiltere’de yasaklanmıştır. 1 Temmuz 1853 tarihinde Londra’da bulunan Ermenistan prensi Leo, Ermenilere hitaben yaptığı çağrıda: “Zalim Ruslara karşı insanlık sahibi Türklerin yanında savaşın. Rusya’da zulüm, Türkiye’de insanlık var. Dininizi Ruslar değiştirir. Türkiye’de ise onu yaşarsınız” demektedir. Fransa meclisinde 18 Ocak 2001 tarihinde kabul edilen ve Chirac’ın onayladığı “Fransa, Ermenilerin 1915 yılında maruz kaldığı soykırımı resmen tanır.” ifadesinin arkasında Postmodern faşizm, yabancı düşmanlığı, Türk ve İslâm düşmanlığı ve Türkiye’yi tecrit ve AB’ye girişini önlemek hedefleri vardır. Danimarkalı parlamenterlerin öncülük ettiği bir teşebbüs ile Avrupa Parlamentosunda Fransa bir karar alınması muhtemeldir. Fransa’nın kararı bu ülkenin Ermenilerin uşağı olduğunun ispatıdır. Fransa son tavrı ile Türkiye’ye ilân edilmemiş bir savaş açmıştır. Osmanlı Devletinin Dahiliye Nezareti Emniyet Umum Müdürlüğünün gizli 5274 sayılı belgesine göre devlete isyan eden ve teröre katılan Ermeniler tehcire tabi tutulmuşlardır. Fransa son kararıyla Türkiye ile ipleri koparmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT