BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "Sevr"i vazo sanan

"Sevr"i vazo sanan

Diplomatlar dünyanın hemen hemen her ülkesinde, her fırsatta eleştirilen hedef tahtalarıdır. Çoğu zaman, diğer memurlardan daha iyi koşullarda yabancı ülkelerde görev yaptıkları için kıskanılırlar.



Diplomatlar dünyanın hemen hemen her ülkesinde, her fırsatta eleştirilen hedef tahtalarıdır. Çoğu zaman, diğer memurlardan daha iyi koşullarda yabancı ülkelerde görev yaptıkları için kıskanılırlar. Kokteylden kokteyle koştukları, ülke konularından bihaber oldukları sanılır. Hele, mesela Ermeni konusu gibi bir olay patlak versin, bunun suçu otomatik olarak diplomatlarımızın görevlerini layıkıyle yapmadıklarına hamledilir ve bu arada kırka yakın diplomatımızın bu konu yüzünden Ermeni teröristler tarafından şehit edildikleri unutulur. Haklı sebepler Bu "diplomat düşmanlığının", bazı dayanakları da yok değildir. Yabancı ülkelerde diplomatların ve özellikle konsolosluk memurlarının vatandaşlarla ve problemleriyle fazla ilgilenmedikleri, iyi muamele etmedikleri zaman zaman görülmüştür. Ama vatandaşların da diplomatların görev alanları, yapıp yapamayacakları hususunda pek bilgili olmadıkları ve haksız tepki gösterdikleri de vakidir. Benim tecrübelerim Uzun zaman, yabancı ülkelerde Büyükelçilikler bünyesinde görev yaptım. Bu tespitler de kendi tecrübelerime dayanır. Bu arada "kariyerden" gelmeyen temsilcilere, mesela benim gibi Basın ataşe ve müşavirlerine ve diğer Bakanlık temsilcilerine "yabancı" muamelesi yapan bazı Büyükelçiler ve müsteşarlar görmüşümdür ve kendimi kabul ettirinceye kadar bunun ıstırabını çekmişimdir. Amerika'da görev yaparken, en önemli olaylarda medyanın sorularına muhatab olduğum halde, bazı büyükelçiler, müsteşarlar vb. bana gerekli "background" bilgilerini sanki yabancıymışım, memur değil de basın mensubuymuşum gibi, özellikle vermemişler, ben de hem yabancı basın mensuplarına karşı mahcub olmamak, hem de ülkenin görüşünü yansıtabilmek için çıkarlarını anlatabilmek için, inisiyatifimi kullanmak zorunda kalmışımdır... Deformasyon profesyonel Fakat diplomatlarımızın bazılarının çok şükür ki küçük bir azınlığın en büyük zaafları, "profesyonel deformasyonla" malul olmaları, görevli bulundukları ülkelerle mesele çıkarmamak için aşırı -ve çıkarlarımıza aykırı- bir itina göstermeleridir. Ancak, hemen söylemeliyim, bu kusurlara ve muayyen bir azınlık olan klasik diplomat tipine karşın, özellikle genç diplomatlarımzın çoğu, ülke çıkarlarına ehliyet ve vukufla hassasiyetle sahip çıkan gerçekten vatansever, milliyetçi ve kıymetli, kişilerdir. Son görevim New York'ta -Orta Elçi sıfatıyla Birleşmiş Milletler Daimi Temsilci Yardımcılığı idi. Bir süre yardımcılığını yaptığım Coşkun Kırca, engin bilgisi ile birlikte ülke çıkarlarını savunan, vatansever ve örnek bir Büyükelçi idi. Aynı dönemde, gene çok bilgili çok vatansever genç diplomatlar vardı... Faruk Loloğlu, Tugay Uluçevik ve Gündüz Aktan gibi... Bu gençler, ülke çıkarlarındaki hassasiyetlerinin yanıbaşında, bilgi ve dirayetleri ıle Birleşmış Milletler'deki yabancı diplomatların gıptasını çekmişlerdir.. Tugay Uluçevik, Faruk Loloğlu halen hassas görevlerdeler. Gündüz Aktan çok başarılı bir köşe yazarı olarak özellikle dış politika konusunda, misyonuna köşesinden devam ediyor. Kıbrıs ve Ermeni meselesi konusundaki son yazıları gerçekten bu çapraşık konulara ışık tutuyor... Evet o eski bir diplomat: Ermeni meselesi, Fransa'nın son kararı konusunda gerçekçi yazıyor ve diyor ki: "Pandora kutusu açılmıştır bir kere, kısa bir zaman sonra Fransa'nın yanına diğer AB ülkeleri parlamentolarının aldığı karar ve yasalar katılacak, bunu ABD Kongresi izleyecek, ardından da biz "meleklerin cinsiyeti" gibi, sözleşme geriye işler mi?" sorunu üzerinde skolastik bir tartışma içindeyken, Ermenilerin kişisel tazminat talepleri, biribiri ardından gelmeye başlayacak." Ve Aktan ilave ediyor "Pandoranın kutusunu açtılar ve içinden korkunç tarih çıktı." Bu tarihin içinde Türklerin uğradıkları mezalimler de var, Türkün hızını kesmek çabalarının simgesi olan Sevr var. Aktan'ın anti tezi Ama Gündüz Aktan gibi, tarihi bilen ve doğru değerlendiren, duyarlı diplomatlarımızın karşısında, maalesef adını vermek zorunda kalacağım, gene bir süre yardımcılığını yaptığım ve Dişişleri Bakanlığı da yapmış, şimdi köşe yazarı İlter Türkmen gibiler de var. Aktan'ın Ermeni meselesi hakkındaki gerçekçi iddialarını hayali diye reddediyor, yabancıların Sevr koşullarını canlandırmak eğilimlerine karşı haklı duyarlığımızı "Sevr vazosu" diye alaya alıyor ve "milli mazoşizm" addediyor. Kendisi kadar biz de biliyoruz ki Sevr Anlaşması, bizim direnişimiz karşısında, hiç uygulanamış ve kadük olmuştur... Ama anlayamadığı anlamak istemediği de, Sevr'in temsil ettiği ve Avrupalıların hareketlerinde emarelerini yaşamakta olduğumuz "zihniyettir"... Aslında "Ataerkil" ve halen kendi bakımlarından gerçekçi olan "Türkün gücünü kesmek" zihniyetidir!. Evet, bunu farketmeyen, Avrupa Birliğine hoş görünmek için Türk yargısına müdahale etmek isteyen diplomatlar, Dışişleri Bakanları da var ama daha çok, Coşkun Kırca ve Gündüz Aktan gibiler de var!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT