BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fransa'nın bir başka çirkin yüzü

Fransa'nın bir başka çirkin yüzü

Fransa'nın uluslararası arenada, sabıkası o kadar çok ki, hangisi gündeme getirilirse, bir çirkin yüzü daha ortaya çıkıyor. Çeşitli rezaletleri, kanlı terör eylemleri yavaş yavaş gün ışığına çıkan veya yeniden gündeme getirilen, Fransa'nın, Türkiye'yi bölmek için, "Taşnak" ve "Hoybun" örgütlerinin hamisi olduğunu biliyor muydunuz?



Fransa’nın uluslararası arenada, sabıkası o kadar çok ki, hangisi gündeme getirilirse, bir çirkin yüzü daha ortaya çıkıyor. Cezayir, Tunus, Fas, Vietnam, Ruanda, Madagaskar ve Anadolu’da giriştiği vahşet eylemleri zaten onu, tarih huzurunda insanlık suçu işlemiş bir devlet haline getiriyor. Bu arada, tam 1 milyon Musevi’yi gaz odalarına tıkmanın da, suçluluk telaşı ve aşağılık duygusu içinde kıvranan Fransa’nın, hiçbir şekilde, insan hakları savunuculuğuna soyunmaması gerektiğini gösteriyor. Taşnak ve Hoybun Çeşitli rezaletleri, kanlı terör eylemleri yavaş yavaş gün ışığına çıkan veya yeniden gündeme getirilen, Fransa’nın, Türkiye’yi bölmek için, “Taşnak” ve “Hoybun” örgütlerinin hamisi olduğunu biliyor muydunuz? İşte, çok önemli belge ve kaynaklardan derlenen bir çalışmayı sunuyoruz... Fransa Parlamentosu’nda kabul edilen sözde “Ermeni soykırımı” tasarısı, dikkatleri, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında Fransa’nın Türkiye’yi bölmek için sarf ettiği çabalara çevirdi. Fransa’nın, 1. Dünya Savaşı’nın akabinde, Ortadoğu’da Osmanlı mirasından daha fazla pay alabilmek için sömürdüğü Ermeni meselesiyle birlikte Kürt meselesini de sürekli istismar ettiği bilinmektedir. Bunun en çarpıcı örneği, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından, İtilâf Devletleri’nin başını çeken İngiltere ve Fransa’nın Anadolu’nun paylaşımını öngören Paris Barış Konferansı’nda (1919-1920) sergiledikleri tutumdur. Paris Konferansı’nda... Fransa ve İngiltere, Paris Konferansı’nda açıkça, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, kendi himayelerinde sözde “Ermenistan” ve “Kürdistan” devletlerinin kurulmasını savunuyorlardı. Fransız Temsilcisi Berthelot’un teklifine göre; “Kürdistan ikiye ayrılacak, bir kısmı Irak’ta İngiliz mandası altına girecek, diğer bölge ise Fransa’nın gözetimi altında aşiretler federasyonundan oluşacaktı.” İngiliz Lord Curzon’a göre ise; “Kürt bölgelerinde sembolik olarak dahi Türk egemenliğine müsaade edilmeyecekti, ‘Kürdistan’ sorunu, ‘Ermenistan’ konusu çözüm yoluna bağlanmadan halledilemezdi, Kürtlere tek bir devlet mi yoksa küçük devletler mi kurmak istediklerinin sorulması gerekiyordu, fakat bu aşamaya henüz gelinmemişti.” (1) Yeni metotlar... Gerçekten de İngiliz ve Fransızlar’ın Kürtler’e ilişkin politikaları çok ilginç bir seyir takip ediyordu. Kürt aşiretleri arasında ittifak sağlayamayan ve onlardan umdukları desteği alamayan bu güçler, yeni yeni yöntemler geliştirmekteydiler. 13 Nisan 1920’de, İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan “Orta Doğu Meselesi Üzerine Bölümler Arası Konferans”ın tutanaklarında yer alan; “Musul Vilâyeti’nin çevresinde birkaç özerk Kürt devletinin oluşturulması” şeklindeki ifadelerden, İngilizlerin Kuzey Irak’ta, her Kürt aşireti için bir “devlet” kurmayı düşündükleri anlaşılmaktadır. (2) Hiç şüphesiz, İngilizlerin, Fransızların ve diğerlerinin düşündükleri tek şey, çıkarlarıydı. Sevr Antlaşması... Bu arada; 20 Kasım 1919’da Paris Konferansı’na, “Ermeni Millî Delegasyonu Başkanı Boğos Nubar, Ermenistan Cumhuriyeti Delegasyonu Başkan Vekili Dr. H. Ohanciyan ve Kürt Millî Delegasyonu Başkanı Şerif Paşa” imzalarıyla, “Ermenistan” ve “Kürdistan”ın teşkili konusunda ortak bir önerge sunuldu. (3) Nitekim bu talepler, 10 Ağustos 1920 tarihinde, Fransa’nın başkenti Paris’in yakınlarındaki Sevres kentinde imzalanan “Sevr Antlaşması”nın maddeleri arasında da yer aldı. Öte yandan Fransa’nın; kendi himayesi altında, “Kilikya” adı ile bir “Ermeni yurdu” oluşturmak maksadıyla Adana, İçel, Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay gibi Güney Anadolu illerini ele geçirmek için bölgedeki Ermenileri Türkiye aleyhinde örgütleyip isyana teşvik ettiğine dair belgeler, Fransız-Ermeni işbirliğini çok çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermektedir. (4) Fransa’nın Çukurova’daki hezimetinin ardından, bölgedeki Ermeniler’in de Fransa’nın mandası olan Suriye ve Lübnan’a yerleşmeleri sonrasında, bu yenilgiyi hazmedemeyen Fransa, 1925’te patlak veren Şeyh Said isyanı sırasında Suriye’ye kaçan bazı kandırılmış Kürtçü unsurlara kucak açtı ve onları Taşnakçı Ermeniler’le bir araya getirip, Türkiye’ye karşı “Hoybun” isimli bir örgütün oluşturulmasını sağladı. (5) Kürt-Ermeni ittifakı Kürtçü-Ermeni ittifakının bir sonucu olarak 1927’de Lübnan’da kurulan Hoybun örgütünün destekçisinin Fransa ve İngiltere olduğunu, M. Nuri Dersimi gibi bazı Kürtçü liderler de itiraf etmektedirler. Hoybun, 1927’de yapılan ilk kongerisinin ardından yayınladığı ilk bildirisinde; “FRANSA ve İNGİLTERE’ye minnettarlığını” sunduktan sonra şöyle diyor: “Herkese duyurulur ki, Ermenistan ve Kürdistan’da asırlardan beridir Ermeniler ve Kürtler yaşamaktadır. Onlar kendi bağımsızlıkları uğrunda çalışırken, ülkelerinin herhangi bir yabancı hakimiyetine bağlı olmasını reddederler. Çünkü bu iki ülke yalnız ve yalnız Kürt ve Ermeniler’e aittir.” (6) Hoybun ayrıca; “Kürdistan sınırının dışına en son Türk atılıncaya kadar mücadeleye devam edilmesi ve Ermeniler’le olan bütün anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması” yönünde de kararlar almıştır. Örgütler arası işbirliği... Bu arada, Taşnak ve Hoybun örgütleri arasında 19 maddelik bir işbirliği anlaşmasının imzalandığını da belirtelim. Ermeniler adına Taşnak lideri Vahan Papazyan, Kürtçü unsurlar adına da Hoybun lideri Celadet Ali Bedirhan’ın imzaladığı söz konusu anlaşmada; “bağımsız bir Kürdistan ve birleşik bir Ermenistan’ın kurulması için, ortak düşman olan Türk Hükümeti’ne karşı savaşmanın temel amaç olduğu” açıkça ifade edilmektedir. Son madde ise aynen şöyledir: “Madde-19: Bu anlaşma FRANSIZCA yazılmış olup iki nüshadan oluşmaktadır.” Kürtçü yazar Rohat Alakom’un “Hoybun Örgütü ve Ağrı Ayaklanması” (İstanbul, 1998) adlı kitabında anlaşmanın tam metni yer almaktadır. M. Nuri Dersimî... Hoybun’un yöneticilerinden M. Nuri Dersimi, 1952’de şunları ifade eder: “Suriye, Mısır ve Irak’a iltica eden Kürtler tarafından 1927 yılında Lübnan’da kurulan Hoybun Cemiyeti’nin birinci kongresine Ermeni Taşnak Cemiyeti lideri Vahan Papazyan (Goms) da iştirak etmişti. Hoybun, Ermeni Taşnak Cemiyeti ile işbirliği yapmayı zaruri görmüştü.” (7) Bu önemli araştırmanın bir bölümünü daha yarın yayınlayacağız. Böylece, Fransa’nın çirkin yüzünü bir kez daha sergilemiş olacağız. *** Dipnotları: 1. Şeyhmus Elçi, Sevr ve Lozan Sürecinde Doğu Anadolu Aşiretleri, Ankara 1998, s. 22 2. Foreign Office, 371/5068, Nisan 1920; Ahmet Mesut, İngiliz Belgelerinde Kürdistan (1918-1958), İstanbul 1992, s. 125. 3. Garo Sasuni, Kürt Ulusal Hareketleri ve 15. Yüzyıldan Günümüze Ermeni-Kürt İlişkileri, İstanbul 1992, s. 177. 4. Erdal İlter, İçel’de Ermeni Faaliyetleri, Ankara 1974; Cezmi Yurtsever, Ermeni Terör Merkezi: Kilikya Kilisesi, İstanbul 1983; Süleyman Hatipoğlu, “Fransız İşgali sırasında Çukurova’da Ermeni Mezalimi (1918-1922), I-II”, Türk Yurdu, Sayı: 9 (Ekim 1987), s. 24-28; sayı: 12 (Ocak 1988), s. 40-42. 5. Taşnak-Hoybun, Ankara 1931. 6. Rohat Alakom, Hoybun Örgütü ve Ağrı ayaklanması, İstanbul 1998, s. 29. 7. M. Nuri Dersimi, Kürdistan Tarihinde Dersim, Halep 1952, s. 253.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT