BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayvanın da hakkı var

Hayvanın da hakkı var

Enes bin Malik (Radıyallahu anh) anlatır: “Biz bir konaklama yerine geldiğimizde önce hayvanların yüklerini çözer, onları istirahata terk etmeden namaza başlamazdık.”



Ramazan Günlüğü 2 RAMAZAN 1432 BBir insanın canını yakmış, kalbini kırmışsınızdır ama her şey bitmiş sayılmaz, helalleşmek gibi bir şansınız vardır daha. Peki ya hayvanla? Ağzı var dili yok. Hadi git barış, kolaysa... Efendimiz, “Her hak sahibine hakkını vereceksiniz. Hatta boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan kısas suretiyle hakkı alınacaktır” buyuruyor, gel de korkma. *** Şu anda meriyette olan hukuk sistemlerine göre (AB, ABD vs) hayvanlar mal olarak görülür, dilediğinizi yapabilirsiniz onlara. Halbuki Müslümanlar hayvanların üstüne titrer, mahşer meydanında hesap vermekten korkarlar. Kur’an-ı kerimde bir çok yerde hayvanların adı geçer. Bakara, Nahl, Ankebut, Neml gibi sureler bizzat ilgili mahlûkun ismini taşırlar. Biz bütün yaratıkların (ve bilhassa kuşların) zikr ettiğine inanırız ki, Allahü teâlâyı zikr eden bir hayvana el kalkmaz, yuvası bozulmaz. Ecdadımız hayvanların rahat yaşaması, beslenmesi, üremesi için çabalar. Karda kışta ekmek yemek artıklarını onların istifadesine sunar, sıcak günlerde öteye beriye tas tas su koyar. Hayvanını otlatırken, sağarken hoş tutar, sütünden yavrusunun da hakkını ayırır. İyi besler, temizliğini iyi yapar, hastalığını ciddiye alır, ilaç arar. Hatta keserken de üzmez, gözünün önünde bıçak bileylemez, kan göstermez. Avcılığı ihtiyacı olan yapar, dedelerimiz zevk için can yakmaz. Kesinlikle hayvan dövüştürmez, birbirini parçalayan hırpalayan horozlardan, köpeklerden, develerden, koçlardan, boğalardan keyf almazlar. (Ne yazık ki bu hastalık pek yaygın, üstüne üstlük bahis oynuyor, kumara da bulaşıyorlar.) Bir hayvanı döven, yüzüne vuran, kulağını çeken, dağlayan, eziyet eden, hedef tahtası yapan hesabını verecektir mutlaka... Büyüklerimiz Mektubat’ın özü ikidir buyuruyorlar, Biir: Şer-i şerife ittiba. İki: Mahlukâta şefkat... ACIYANA ACINIR “Bir kadın susuzluktan bitap olmuş bir köpeğin nemli zemini yaladığını görünce dayanamaz. Yanında kap yoktur, kuyuya iner kundurasını suyla doldurup köpeğe içirir. Ki sırf bu hareketi yüzünden bağışlanıp cennete kavuşur.” Efendimiz bunu anlatınca Sahabe-i kiram sorar: “Hayvanları sulamakta bize de sevap var mıdır Ya Resulallah?’ “Yaşamakta olan her canlıyı sulamakta sevap vardır” buyururlar. Mekke’nin fetih günü. İslam ordusu şehre doğru ilerlemektedir, yavrularını emziren bir köpek huzursuz olur. Efendimiz, Cuayl bin Süraka’yı vazifelendirir. Hazret-i Cuayl köpeğin önüne siper olur, hayvanı teskin eder. Ta ki ordu geçinceye kadar. Sorarlar: Ey Allah’ın resulü, ahırımızda beslediğimiz merkepten dolayı Allah’la bir hesabımız var mı? Efendimiz Zilzal suresi ile karşılık verir. “Kim zerre miktarı iyilik yaparsa karşılığını görecektir. Ve kim de zerre miktarı kötülük yaparsa karşılığını görecektir.” AKSİ TAKDİRDE Başta Hulefâyi Râşidîn devri olmak üzere İslam devletlerinde hayvanların çalıştırılması ve dinlendirilmesi ile ilgili talimatlar vardır. Uymayanlar ikaz edilir, cezalandırılır. *II. Bâyezid devrinde hazırlanan Belediye Kanunnamesinde: “Ve ayağı yaramaz bârgiri işletmeyeler. Ve at ve katır ve eşek ayağını gözedeler ve semerin göreler. Ve ağır yük urmayalar; zira dilsizdir canı vardır” satırları yer alır Sultan III. Murad taşımacılıkta kullanılan at ve katırların haklarını korumak için ferman yayınlar (1587) *”Müslüman Türklerin hayvanlar için vakıf ve hastaneler kurduğunu görünce çok şaşırdım” Montaigne *Şam’da Yeşil Mera (şu anda şehir stadı) yaşlı ve aciz hayvanların otlaması için vakfedilmişti. Şamlılar kediler için de benzer mekanları tesis etmişlerdi. Leylek, kumru gibi kuşları da korur kollarlardı. Prof. Sibai *Müslümanlar canlı ve cansız mahlukatla geçinirler: Ağaçlara, kuşlara, köpeklere, velhasıl Allah’ın yarattığı her şeye hürmet ederler. Bazıları vakıf kurar, öldükten sonra da güvercinlere yem serpilmesini sağlar. Biz ise eziyet ediyoruz hayvanlara. Lamartine * Venedikli bir kuyumcu, kuşlara çok meraklıydı. Satın aldığı papağanı kanatlarından gererek kapıya astı, gagasına çubuk sokup açtı. Dükkanın önünden geçen Türkler onun canlı olduğunu farkedince kadıya koştular, eğer Venedik elçisi araya girmemiş olsa sarraf kurtulamazdı asla... Busberg Günün Sözü “Hayvanlarınıza, yormadan güzelce binin ve güzel bir şekilde bırakıp istirahat ettirin! Onları, yollardaki ve sokaklardaki konuşmalarınız için kürsü edinmeyin (sırtına oturup muhabbet etmeyin). Nice binilen hayvan vardır ki, binenden daha hayırlıdır. Allah - Tebâreke ve Teâlâ’yı ondan daha çok zikreder.” Her güne bir dua İftar duâsı İftar vakti yaklaşıp güneşin battığı iyi anlaşılınca, önce E’zü ve Besmele okuyup, “Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb” denir. Bir iki lokma iftârlık yiyip, “Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâl┠denir ve yemeğe başlanır. Yemek duâsı Yemeğe başlarken besmele çekmek yani “Bismillahirrahmanirrahim” demek ve sonunda “Elhamdülillah” demek sünnettir. Yemeklerden sonra şu duâ okunur: “El-hamdü-lillahillezî eşbeanâ ve ervânâ min-gayri-havlin minnâ ve lâ kuvveh. Allahümme at’imhüm kemâ at’amûnâ. Allahümmerzuknâ kalben takıyyen, mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve şekıyyen velhamdülillahi rabbilâlemîn” MENKIBELER SERÇE, KARINCA, SİNEK Muhammed bin Muhammed anlatır: Hazret-i Ömer’i vefatından sonra rüyâda görenler sorar: Hak teâlâ sana nasıl muamele etti? Beni bir serçeye bağışladı. Şöyle ki, bir çocuk onu yakalamış. bağlamıştı. Ben de elinden alıp kurtarmıştım. Hazret-i Alî’ye de aynısını sordular: Bir karıncacık suya düşmüştü. Onu sudan alıp kuru bir yere koydum. Bu sebeple affa kavuştum. İmâm-ı âzam hazretlerine de aynı suali sordular. Kalemime bir sinek konmuştu. Kovmayıp, uçmasını bekledim. Bu hareketim Rabbimize hoş geldi. Ey kardeşlerim, Hak teâlâ, bir serçe, bir karınca, bir sinek için affeder de, Habîbi’nin aleyhissalâtü vesselâm şefaatiyle af etmez mi? HASSASİYETE BAKIN Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri istirahat yerinde üstüne çıkan karıncaları fark edince onca mesafeyi göze alıp döner, onları yuvası civarına bırakır ve rahatlar Ezan-ı Muhammedi okunmuştur. Seyyid Ahmed Rifai Hazretleri kalkmaya yeltenir, cübbesi üzerinde uyuyan kediyi farkedince hiç tereddüt etmez, eteğini keser, hayvanı uyandırmaz. Bir gün Kanunî Sultan Süleyman, Zembilli Ali Efendiden fetva sorar “Dırahta (ağaca) ger ziyân etse karınca / Zarar var mıdır ânı kırınca?” Cevap da şairanedir “Yarın Hakk’ın dîvânına varınca / Süleyman’dan hakkın alır karınca!” Eskiden İstanbul evlerinde çok tahta kurusu olur. Ecdat onları bile öldürmeye kıyamaz, salıverse gelip yine musallat olacak. Yakaladıklarını su dolu bir tasın içine konan taş (bir nevi ada) üzerinde toplar sabah götürüp kıra bayıra bırakırlar. “Hizmet ettiğim, yarasını, beresini tedavi ettiğim aciz bir köpek, sırtını yere koydu. Ayağını semaya çevirerek öyle bir boyun büktü ki ben dahi ellerimi kaldırıp amin dedim. İşte ne olduysa o anda oldu.” Şah-ı Nakşibend Ramazan davulcuları Endonezya’da da var Sahurda bile özel yemeklerin bulunabileceği restoranların açık olduğu Endonezya’da iftardan sonra ‘Casava’ denen bir tür yulaf lapasının yenmesi adettir. Ramazan ayında yemeğin ayrı bir yeri vardır. Özel ve zengin sofralar hazırlanır. Oruç, tatlı yiyeceklerle bozulur, onun devamında akşam yemeği ve sahur için hazırlanan yemekler gelir. Ramazanda marketlerde dahi akşam ve sahur için özel yemekler bulunur. İftar, ezan ve davulla birlikte yapılır. İftardan sonra erkekler camiye gider. Sahurda davulcular arabayla caddelerde dolaşır. Balıkesir Kaymaklısı Malzemesi: > 10 adet odun ateşinde pişmiş yufka > 1 kilo Balıkesir manda kaymağı > 2 kilo toz şeker > 1.5 litre su > Yarım limon suyu > Tepsileri yağlamak için bir miktar yağ > 1 kilo un > 4 adet yumurta > Yarım litre süt > Yeteri kadar tuz > Yufkaları açmak için yeteri miktarda nişasta Hazırlanışı: Önce un, yumurta, süt ve tuzdan oluşan malzemeyi yoğurun. Bu yoğurduğunuz hamurdan 10 adet beze yapın. Bezeleri orta boy tepsi ebatlarında nişasta yardımıyla açın. Mümkünse odun ateşinde ve saçta pişirip, kurutun. Tepsiyi bolca yağlayın. 5 yufkayı üst üste koyun. Kısık ateşte ocakta altını kızartın. Diğer 5 yufkanın da aynı şekilde başka bir tepside altını kızartın. Birinci tepsiye kaymak döşeyin ve diğer tepsinin üzerine kapatın. Kızaran kısım üstte olur. Ayrı bir kapta koyu bir şerbet hazırlayın. Pişen hamuru soğutup şerbeti bu hamura sıcak olarak dökün. Bir iki saat bekletip tatlının hazır olmasını sağlayın. Börek dilimleri şeklinde kesip servise sunun.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT