BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sünnete uymak için iftarını tiritle yapardı

Sünnete uymak için iftarını tiritle yapardı

Eğirdir sultanı olan İshak Bey, Peygamber efendimizin sünnetine uymak için iftarını tirit ile yapar, “Efendimiz, tiridi diğer yemeklerden üstün tuttuğu için biz de ona uyuyoruz” derdi.



Ramazan Günlüğü 8 RAMAZAN 1432 > Tolga USLUBAŞ Eğirdir sultanı olan Dündar Beyoğlu İshak Bey, Anadolu’nun ileri gelen hükümdarlarından biridir. Babasının sağlığında Mısır’da bulunmuş, hacca gitmiştir, iyi huylu bir kimsedir. Her gün ikindi namazlarına camiye gelir. Namazı kıldıktan sonra sırtını kıble duvarına dayar, yüksek bir kürsüden Fetih, Mülk ve Amme surelerini okuyan hafızları dinler. Bu hafızlar, Kur’ân-ı kerîmi öyle güzel tilavet ederlerdi ki, onları dinlerken kalpler coşar, vücutlar titrer, gözlerden yaşlar akar. RESULULLAH AŞKINA... Meşhur seyyah İbn-i Battûta şöyle anlatır: “Ramazan ayını İshak Bey’in yanında geçirdik. Sultan, ramazan boyunca her akşam yere serili bir halı üzerine oturur, büyük bir yastığa yaslanırdı. Yanında Fakîh Muslihiddîn otururdu. Onun yakınında bir yerde de ben otururdum. Bizden sonra da devlet erkânı ve ileri gelen askerler otururlardı, iftarda yemekler getirilir, küçük tabaklara konmuş, üzerinde yağlı ve şekerli mercimek bulunan tiritle iftar edilirdi. Bunlar tiridi Resûlullah efendimizin sünnet-i seniyesi ile bereketlenmek için öncelikle yerler ve ‘Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, tiriti diğer yemeklerden üstün tutmuş olduğundan biz de ona uyarak yemeğe tiritle başlarız’ derlerdi. Bundan sonra diğer yemekler gelirdi. Bütün ramazan gecelerinde böyle yapılırdı.” İŞTE PADİŞAH SOFRASI Sultan Bayezid ve Yavuz Sultan Selim’in iftar sofrasında da çeşit çok değildir. Sultan Murad verdiği bir iftarda konuklarına yahnili pilâv ve şerbet ikram eder sadece. Bir keresinde Yavuz Sultan Selim’in önüne 23 çeşit yemek çıkar ama o yalnız birini seçer ve doyuncaya kadar onunla yetinir. 1573 yılı ramazanında kayıtlara geçen II. Selim’in iftar menüsü de pek abartılı olmayıp, pilav, tavuk, bir sebze yemeği ve tatlıdan ibarettir. İçecek olarak da şerbet sunulmuştur. II. Sultan Murad’ın verdiği bir yemeğin menüsünde ise koyun eti ve pilav vardır. Yemekler dört kişiye bir büyük tabak olacak şekilde bakır kâselerde sunulmuştur. Sofrada ekmek ve içecek yoktur. Sultan Abdülhamid de sade yemekleri tercih eder. En çok sevdiği yemek ise çılbırdır. MENÜ ÇOK SIK DEĞİŞMEZ Fatih Sultan Mehmed de öyle ihtişamlı sofralarda oturmaz, yanında cariyeler falan da yoktur. 1469 tarihli bir belgeye göre sultan günde iki öğün yemek yer, birincisi ve en önemlisi sabah, ikincisi ise güneş batımındadır. Ne ilginçtir ki ikinci öğün, belli bir perhizin uygulandığı izlenimini verecek kadar sadedir: çorba, etli bir yemek, yoğurt ve genellikle çiğ yenen salata cinsinde otlardır. Daha ilginci bu söz konusu esas yemek öyle günden güne değişmez. Ne hikmettir bilinmez o koskoca padişah ayın ilk 15 günü her akşam şalgamlı ve yumurtalı kuzu ve geriye kalan 14 gün ise soğanlı tavuk kebabı yer. Sultan Mehmed’in en sevdiği yemek ise ıspanaktır. SADECE PİLAV VE ŞERBET Padişahların iftar menüsü öyle abartıldığı gibi değildir. Sultan Murad, verdiği bir iftarda konuklarına sadece yahnili pilav ve şerbet ikram eder. Günahların affı için dua Her günahın affı için, kalp ile tövbe etmek ve dil ile istiğfâr etmek ve beden ile kaza etmek lazımdır. Yüz kere tesbîh etmek, yani “Sübhânallah-il-azîm ve bi-hamdihi” demek ve sadaka vermek ve bir gün oruç tutmak, çok iyi olur. ‘Sübhânallahi ve bi-hamdihi sübhânallahil-azîm’ Bunu, her gün ve her gece yüz kere okumalıdır.Hadis-i şeriflerde buyruldu ki: “Sabah-akşam 7 defa ‘Allahümme ecirni minennar’ diyen cehennemden kurtulur”Sabah-akşam 7 defa, ‘Hasbiyallahü la ilahe illa hu, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil-azim’ okuyanın dünya ve ahıret işine Allah kâfi gelir. Sabah akşam yüz defa ‘Sübhanallahi ve bihamdihi’ diyenin, günahları deniz köpüğü kadar da olsa affedilir.” RAMAZANDA FiYATLARA dikkat edile! Ramazan ayı başlamadan evvel halkın bu ayı daha rahat ve huzurlu bir şekilde geçirmesi için hükümet tarafından bazı tenbihnâmeler neşredilirdi. Bunlar, bazı kuralları içeren bir nevi yönetmeliklerdi. Ramazan günleri ve gecelerinde bu aya hürmeten evlerin, sokakların ve dükkanların temizliğine itina gösterilmesi, padişahın şehri ziyaretleri sırasında ahalinin nasıl davranacağı ve sosyal hayatın düzenini bozacak hareketlerden ve tavırlardan kaçınılması bu tembihnamelerle açık bir şekilde halka duyurulurdu. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde rastladığımız 1807 tarihli belge ise bu tenbihnâmelere ilginç bir örnek. Ramazan-ı şerifin yaklaşmasından dolayı gerek ekmek, gerekse eşya fiyatlarının inip çıkmaması hususunda koyulan narha dikkat edilmesini tembihleyen belge, nahr defterinin mahalle imamları ile bakkallara gönderilmesini emrediyor. (4. Mustafa dönemi, Hat-ı Hümâyûn, No: 53351) Seyyahların kaleminden... Bu ülkede hükümet fazla zam yapmaz Hükümet, ekmek de dahil olmak üzere her türlü yiyecek maddesinin fiyatını tanzim etmekle mükelleftir; bunlar İstanbul’da ve imparatorluk şehrinin çoğunda vergiden de muaftır. Ekmek, et, yağ gibi birinci derecedeki ihtiyaç maddelerinin daima cüz’î bir fiyata satılmasına dikkat edilir. İstanbul kadısının yardımcılarından “muhtesip” yahut “ayak nâibi” haftada iki üç defa şehri dolaşarak çeşitli dükkanları teftiş eder. Bu teftişler sırasında yiyecek fiyatlarının sabit olup olmadığını, ekmeklerin ağırlık ve kalitesini, et veya başka maddeleri tarttıkları terazileri kontrol eder. Suç işleyen esnaflardan hemen oracıkta falakaya yatırıldığı olur. Padişahın şehrin muhtelif yerlerinde yaptığı tebdil gezintilerin de asıl maksadı budur. Umumiyetle halkın ihtiyaç maddeleri padişahın ülkesinde pek pahalı değildir. İstanbul’da sekiz on hizmetçili iyi bir evin masrafı yılda asla on, on iki bin kuruşu geçmez.” İsveç Konsolosu d’Ohsson (1789) Günün Sözü Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır. [Nesâî] Ramazân ayındaki nâfile ibâdet, sâir zamândaki farz gibidir. Ramazândaki farz, sâir zamândaki yetmiş farz gibidir. Ramazân ayının her gecesinde birkaç bin cehennemlik kişi, cehennemden azâd olur. [Se’âdet-i Ebediyye] MENKIBELER Resûlullah’tan iLiM ÖĞRENDi I. Mahmut Han, Medine-i Münevvere’ye gitmişti. O zaman Medine’de Harem muhafızı olarak bulunan Hacı Beşir Ağa’ya, “Harem-i şerifte, kaldığın bu zaman zarfında önemli bir olay oldu mu?” diye sordu. O da şöyle anlattı: “Ravza-i Mutahharedeki Cibril kapısı bazı geceler seher vakti açılır, fakat içeri kimsenin girdiğini göremezdim. Bir defasında kararımı verdim, her gece sabaha kadar uyanık kalacak, ne pahasına olursa olsun bunun hikmetini öğrenecektim. Epey gün böyle bekledim. Bir gece kapı yine açıldı. Hemen koştum, içeride bir zat vardı. Kim olduğunu sordum. Bana, Konya Hadim’den olduğunu söyledi. İmam-ı Birgivi’in (Tarikat-ı Muhammediyye) isimli kitabını şerh ettiğini, şüphe ettiği bazı yerleri Resûlullah’ın bizzat kendisinden öğrenmeye geldiğini söyledi. Kendisini odama götürdüm. Bir müddet kaldıktan sonra benden izin isteyerek ayrıldı. Ben, sabah namazından sonra gene odama şeref vermesini rica ettim. ‘Memleketimde imamlık vazifem var! Bana izin ver’ dedi ve ayrılıp gitti. Bundan sonra da arada sırada gelirdi, kendisiyle görüşürdük...” I. Mahmut Han, olayın doğruluğuna iyice kanaat getirmek için de memleketin birçok âlimleri ile beraber Hadimli Muhammed efendiyi davet etti. Sonra Hacı Beşir Ağa’yı çağırdı. Hacı Beşir Ağa, o kadar topluluk içinde Muhammed Hadimi hazretlerini tanıyarak yanına varıp selâm verdi. BOLU MUTFAĞINDAN Mengen Pilavı Malzemeler > 250 gram pilavlık pirinç > 100 gram mantar > 100 gram ceviz içi > 150 gram kuru üzüm > 150 gram kuzu eti > Maydanoz ve tere otu > 4 yemek kaşığı yağ > 3 çay kaşığı tuz Tavada yağı erittikten sonra küçük küçük doğranmış kuzu etini ilave edip kavurun. Sonra ince doğranmış mantar ile beraber ceviz ve üzümü de ilave ederek kavurun. Kavrulduktan sonra bir kenara alın. Başka bir tencereye yağ koyun. Önceden 20 dakika tuzlu suda beklettiğiniz pirincin suyunu süzerek yağda kavurun. Tuz ve su ilave ederek hafif ateşte pirincin suyunu çektirin. Yaptığınız pilavı tencerenin kapağını kapatarak 10 dakika dinlendirin. Daha sonra kapağı açarak önceden yaptığımız harcı içine karıştırın. Maydanoz ve dereotu doğrayıp servis yapın. Mercimek Çorbası, Mengen Pilavı, Kol Böreği, Ayran, Keşkül
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT