BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gözümün nuru namaz

Gözümün nuru namaz

Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu amellerin en faziletlisidir. Rızkın bereketi, duanın kabulüdür. Kabirde ışıktır. Sıratı yıldırım gibi geçiricidir.



CEMAATLE NAMAZ AHIRETİ KAZANDIRIR Yatsı namazını cemaatle kılan, gecenin yarısını, sabahı da cemaatle kılan, gecenin tamamını ibadetle geçirmiş sayılır. Aramızda namazını kılmayanlar, aksatanlar olabilir. Biliyorum onlar hep ilinti içindeler, bunun boşluğunu, eksikliğini hissediyorlar. Namaz kılanlara gıptayla bakıyor “inşallah bir gün ben de” diye mırıldanıyorlar. İşte o fırsat geldi, çattı: Ramazan! Yeni bir başlangıç için bundan güzel vesile olmaz. Her şey bir besmele çekmenize bağlı, şeytana hayır diyeceksin “ertelemeyeceğim artık, an bu an!” Sahura kalktınız, yemeğinizi yediniz, etliler, sütlüler, tatlılar. Çayınızı da yudumladınız. Ohh yarasın, güç kuvvet olur İnşallah... Mideniz doldu gidip yatsanız zaten uyuyamayacaksınız. Yemekten sonra kırk adım atmalıymış... Evet mescide doğru atıyoruz o adımları... Gerekirse bir kırk daha... Adımına sevap var zira... Şadırvan başına varıyorsunuz bir serinlik, bir letafet, küçük havuzda yıkanan kumrular... Her şey eskisi gibi yolunda, bir siz eksiktiniz o da tamamlandı sonunda... Su hayatmış, yıkadığınız uzuvlar şimdi daha zinde. Kan başka akıyor damarlarınızda... İhtimal hoca efendi mukabele okuyor olacak o sıra... Kur’an-ı kerim tilaveti taş kubbede çınlamakta... HAYDİ KURTULUŞA... Allahın kitabı bu, Allahın hitabı... Bu âyetleri Resulullah efendimiz de okudular. Hazret-i Ebubekir okudu, Hazret-i Ömer okudu, Hazret-i Osman okudu ve Ali-yül Mürteza... Şüphesiz onlar daha fazla feyz haz aldılar. Mânâ içinde mânâ... Bize de kırıntı düşer mutlaka... Ve müezzin efendi minarede... Hayyealel (s) salah! Bilal-i Habeşi Radıyallahü anh 1400 küsur yıl evvel haykırmıştı, böylesi bir ses tonuyla... Allahümme Rabbe hazihi’d-da’veti’t-tamme... İki rekât sünnet, iki rekât farz. Hepsi on dakika... Camiden çıkıyorsunuz. Vazifesini yapan insanların huzuruyla... MİRAÇ GECESİ Namaz, Her dinde farz. Hazret-i Âdem’den beri kılınıyor. Mirac günü bizim üzerimize de farz oluyor. Abdullah-i Dehlevi hazretleri “Bütün ibadetler namaz içinde toplandı” buyurmuşlar: Evet Kur’an-ı kerim okumak var, tesbih söylemek (Sübhanallah) var, Resulullaha salevat (Salli ve barik) var, istiğfar var, yakarış var, hamd var (Fatiha-i şerif). MÜJDELER İKAZLAR Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.” “Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibadet, namazdır. Namazı düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez.” “Namazı doğru kılanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.” “Her Peygamberin ümmetine son nefeste vasiyeti namazdır.”?“Namaz kılmayan, kıyamette, Allahü teâlâyı kızgın olarak bulur.”?“Münafıklara en ağır gelen namaz, yatsı ile sabah namazını cemaatle kılmaktır. Bunlardaki ecri bilen, sürünerek de olsa, cemaate gelir.” “Cennetin anahtarı namazdır.” “En faziletli amel, vaktinde kılınan namazdır.”?“Kalk namaz kıl, namaz elbette şifadır.” “Ümmetimin fesadı zamanında sünnetime yapışan ve beş vakit namazı cemaatle kılanın amel defterine her gün yüz şehid sevabı yazılır.” “Namaz, her hayrın, her iyiliğin anahtarıdır.” “İman, namaz demektir. Namazı itina ile vaktine, sünnetine ve diğer şartlarına riayet ederek kılan, mümindir.”? “Peygamber efendimizin son sözlerinden biri, “Namaza dikkat edin” idi.” Allahü teâlâ buyuruyor ki, “Söz veriyorum ki, namazlarını vaktinde, doğru olarak kılana azap etmem, onu sorgu suale çekmeden Cennete koyarım” BURASI SOMALi Namaz kılana her yer mescid Burası, güvenlik ve kıtlık sebebiyle başkent Mogadişu’ya göç eden Somalililerin kaldığı kamp. Onlar, açlık ve susuzluğun kol gezdiği bu kampta bile oruçlarını ihmal etmiyor. BM’den alabilmişlerse hurma ve hancera (bir çeşit ekmek) ve suyla iftar yapıyorlar. Bu kamplarda sahurda da bir şeyler yemek hayli lüks. Onlar, iftardan iftara yiyor, sahurda bir yudum su bulan bayram ediyor... Kampta mescit veya cami bulunmuyor. “Su yok, abdest de yok” demiyor, isyan etmiyorlar. Ziya her yer Allah’ın mescidi... Onlar da öyle diyor, namazlarını aksatmıyor. Günün Sözü Gerçek oruç, yiyip içmeyi değil, boş ve hayasızca sözü terk etmektir. [Hâkim] Allah yolunda bir gün oruç tutan kimsenin yüzünü, Allah yetmiş yıl ateşten uzaklaştırır. [Müslim] Mü’minlerin dünyâda elem çekmesi, âhıret ni’metlerinin kıymetini bilmek içindir. Ve büyükler için, sevgilinin istediği belâları, kıymetlidir. Ve dünyâda mü’minler mihnet çekerse, dost düşmandan mütemeyyiz [ayrılmış] olur. Ve belâlar günâhlara keffârettir. [Se’âdet-i Ebediyye] Her güne bir dua Namazdan sonra okunacak dualar Yalnız kılmış olan veya imamla kılan kimse, selamın akabinde, (Allahümme entesselamü ve minkes-selamü tebarekte ya zel-celali vel-ikram) der. Bundan sonra, 3 kere (Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüv elhayyelkayyume ve etübü ileyh) der. Buna istiğfar duası denir. Sonra Âyet-el-kürsi okunur, 33 kere (Sübhanallah), 33 kere (Elhamdülillah) ve 33 kere (Allahü ekber) denir. Bir kere (La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve ala külli şeyin kadir) denir. Bundan sonra dua edilir. İmam ve cemaat ile beraber kollarını, az ileriye uzatıp ve göğüs hizasına kaldırıp, avuçları tam açık olarak semaya çevirip dua et ve âmin de. (Ey Oğul İlmihali) Bir cemaat topluca dua eder, bir kısmı da âmin derse, Allahü teâlâ o duayı kabul eder. [Hakim] İmam âmin dediği zaman siz de âmin deyin. Çünkü birinin âmin demesi meleklerin âmin demesine tesadüf ederse onun geçmiş günahları mağfiret olunur. [Buhari] Duadan sonra 11 kere İhlas-ı şerif, bir kere Kuleuzüler okunur ve 67 Estağfirullah denerek yetmişe tamamlanır. On kere (Sübhanallah ve bi-hamdihi sübhanallahilazim) denir. Sübhane Rabbike âyeti okunur. MENKIBELER KİM İSTEDİ DE RABBİN VERMEDİ Horasan valisi Abdullah bin Tahir, çok Adil idi. Muhafızlar birkaç hırsız yakalamış, valiye bildirmişlerdi. Hırsızlardan biri kaçtı. Nişâbûr yolunda Heratlı bir demirciyi tutukladılar. Hırsızlarla beraber, valiye çıkardılar. Vali; “Hapsedin!” dedi. Demirci, hapishanede abdest alıp namaz kıldı. Ellerini uzatıp; “Ya Rabbi! Günâhım olmadığını biliyorsun. Beni bu zindandan, ancak sen kurtarırsın!” diye dua etti. Vali, o gece rüyada dört kuvvetli kimse gelip, tahtını tersine çevirecekleri vakit uyandı. Hemen abdest alıp, iki rekat namaz kıldı. Tekrar uyudu. Yine aynı rüya... Kendisinde, bir mazlumun ahı bulunduğunu anladı. Binlerce top ve tüfek, yapamaz asla, Gözyaşının seher vakti yaptığını. Düşman kaçıran süngüleri, çok defâ, Toz gibi yapar, bir müminin duası. Derhal hapishane mesulünü çağırdı “bir mazlumun ahını almış olabilir miyiz acaba?” “Onu bilemem. Yalnız, biri namaz kılıp, çok dua ediyor. Gözyaşları döküyor” deyince, yanına getirtti. Halini sorup anladı, özür diledi. “Hakkını helal et ve bin gümüş hediyemi de kabul et ve herhangi bir arzun olunca bana gel!” diye rica etti. Demirci; “Hakkımı helal ettim ve hediyeni kabul ettim. Fakat işimi, dileğimi senden isteyemem!” - Neden? - Çünkü, benim gibi bir fakir için, senin gibi bir sultanın tahtını tersine çeviren sahibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına götüremem. Seyyahların kaleminden... Bu ülkede kapıları kilitlemek gerekmez “... yankesicilik, dolandırıcılık, anahtar uydurma, kırıcılıkla çalma, pencereden girme vesair süretle yapılan hırsızlıklara gelince, işte o gibi vakalar son derece nadirdir. Bu muazzam payitahtta dükkancı herkesçe malum olan namaz saatlerinde dükkanını açık bırakıp gittiği ve geceleri evlerin kapıları alelâde bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vak’ası bile olmaz. Ahâlisi sırf Hıristiyanlardan mürekkep olan Galata ve Beyoğlu’nda ise hırsızlık ve cinâyet vak’alarının duyulmadığı gün yoktur. Son zamanlarda Daily News gazetesinde neşredilen mektubunda bir İngiliz seyyahın anlattığı şu menkıbeyi lütfen dinleyin: Bugün kendi eşyamla yol arkadaşım olan eski bir Macar zâbitin eşyasını nakletmek üzere bir köylünün yük arabasını kiraladım. Sandıklar, portmantolar, paltolar, kürkler, atkılar hep açıktaydı. Bu sırada bir Türk bana refâkat teklifinde bulundu. Köylü de öküzlerini koşumdan çıkarıp bizim bütün eşyamızla beraber sokağın ortasına bıraktı. Ben onun uzaklaştığını görünce: - Burada birisi kalsın!, dedim. Yanımdaki Türk hayretle sordu. - Niçin? - Eşyalarımızı beklemek için. Müslüman Türk şu cevabı verdi: - Aa! Ne lüzum var. Eşyalarınız bir hafta gece gündüz burada kalsa bile dokunan olmaz. Bu vak’a bütün Londra kiliselerinin kürsülerinden Hıristiyanlara ilân edilmelidir; içlerinden bazıları rüyâ gördüklerini zannedeceklerdir: Artık uykudan uyansınlar!” A. Ubicini (La Turquie actuelle - 1855) DENİZLİ MUTFAĞINDAN Ekşili Kutırma Hazırlanışı: Patlıcanları alacalı soyup ikiye ayırın. Bunları dibine gelmemek kaydıyla 4 parçaya bölün. Acısını bırakması için tuzlu suda yarım saat bekletin. Kuşbaşı etleri bir tencereye koyup üstüne yağı ve ince doğranmış soğanları ilave ederek et suyunu çekinceye kadar hafifçe kavurun. Etin üzerine ikiye böldüğünüz sarımsakları, rendelenmiş domatesleri, tuz ve karabiberi ekleyip biraz da su katarak etler iyice yumuşayıncaya kadar pişirin. Ayrı bir tepsi veya tencereye patlıcanları dizip bunların arasına etleri eşit şekilde doldurun. Üzerine koruk ekşisi veya limon suyunu ve etin suyunu ilave edip fırın veya ocakta 15 dakika pişirin. Üzerine maydanoz doğrayıp servise sunun. Malzemeler > 1 kilo kuzu veya dana eti > 3 adet patlıcan > 1 kahve fincanı sıvı yağ > 2 adet domates > 2 adet soğan > 5 diş sarımsak > 1 çorba kaşığı koruk ekşisi veya limon suyu > Yeteri kadar tuz, karabiber, maydanoz
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT