BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ÇIKMIŞ İSLAM BÜLBÜLLERİ

ÇIKMIŞ İSLAM BÜLBÜLLERİ

Sizin en hayırlınız, Kur’an-ı kerimi öğrenen ve başkalarına öğretendir. Çocuklarına Kur’an öğreten anne-babaya cennette taç giydirilir.



Ramazan Günlüğü 19 RAMAZAN 1432 Kalbin itminânı zikir iledir. İsbât ve delîl ile değildir. [Se’âdet-i Ebediyye] İstisnasız her yaz Kur’an-ı kerim kursuna gider, “Rabbi yessir vela tuassir Rabbi temmim bil hayr” (Ya Rabbi işimi kolaylaştır, zorlaştırma ve hayırlı bir sonuca erdir) der, üç beş günde elifbayı bitirirdik. Bir sonraki cuma Kur’an-ı kerime geçerdik. Her gün birer sayfadan 50-60 yaprak giderdik, derken mektepler açılır ve ara verirdik. Sonraki yaz yine elifba’dan başlar, kendimizden küçüklerle birlikte “be bi bü” diye hecelerdik. Bu defa daha hızlı mesafe alsak da mektep yine bölecek, yine ara verecektik. Öyle ya da böyle cami avlusunu severdik, şadırvan başını severdik, çat çat kanat çırpan güvercinleri, kubbede çınlayan sesimizi severdik. Yalanı yok ya, okula mızıldaya mızıldaya giderdik, Kur’an-ı kerim kursuna koşa koşa... ARTIK BAHANE KALMADI Şimdi Kur’an-ı kerim öğrenmek çok daha kolay, resimli elifbalar var, dijital elifbalar var, bilgisayarda hem ses hem yazı paralel akıyor sonra. Artık Abdülbasıt Abdüssamet, Halil Husayri, Mişari Raşid, Mahmud El Bana, Saad El Ghamdi, Şeyh Minşavi, Şeyh Huziafi gibi ünlü hafızlar evinize misafir oluyorlar. (Dinimiz İslam sitesinde ve www.quranexplorer.com/quran adresine tıklıyorsunuz karşınızda.) Tamam eskiden baskı vardı, Mushaf-ı şerifler toplatılırdı, dipçik, postal, jandarma... Ama bu devirde okuyamıyorum diyen suçu kendinde aramalı. Bahane kalmadı zira... TECVİD TERTİL KIRAAT Bir kere her Müslüman’ın namazı sahih olacak kadar Kur’an-ı kerimden ezberlemesi farz. Anne babalar için de fırsat kaçmış değil, yavruları ile beraber başlayabilirler pekala... Bilenler zaten öğreteceklerdir şüphe yok. Ancak miniklerin akılları oyunda ve eğlencede kalabilir, dersi sıkmadan vermeli, sık sık ‘aferin’ demeli ödüllendirmeli. Oyunlarla tekrarlamalı neşeyle pekiştirmeli. Belli bir seviyeye geldikten sonra kıraatı düzgün bir hoca efendinin önünde diz kırdırmalıdır onlara. Mahreçler ehli tarafından verilmeli, çünkü yanlış yerleşen telaffuzu silmek kolay olmaz. Kur’an-ı kerimi hatasız okumak isteyen cemaatle namaza devam etmeli. Akşam yatsı ve sabah namazlarında sesli okunan sureler kulağınızda yer edecek, farkına bile varmadan tecvid kaidelerini kavrayacaksınız bir zaman sonra... EFENDİMİZ BUYURDU: “Kur’an okunan yere rahmet ve bereket yağar.”, “Kur’an okunan evin hayrı artar, sakinlerini sıkmaz, melekler toplanır, şeytanlar uzaklaşır. Kur’an okunmayan ev, içindekilere dar gelir, sıkıntı verir, bereketsiz olur. Melekler uzaklaşır, şeytanlar dolar.”, “Her gece on âyet okuyan, gafillerden sayılmaz.”, “Kur’an okuyun! Kıyamette size şefaat eder.”, “Kim bir âyet öğrenirse, kıyamette onun için nur olur.”, “Bir âyet öğrenmek, yüz rekat [nafile] namaz kılmaktan daha iyidir.”, “Kur’an-ı kerimi okumak sünnet, dinlemek ise farzdır. Yani dinlemek daha çok sevaptır. Mushafa bakarak dinlemek daha sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Kur’an okunan yere rahmet yağar, melekler hazır olur.”, “Kur’andan bir âyet dinleyen sayısız çok sevaba kavuşur.”, “Kur’an’ı öğrenip gece-gündüz okuyana imrenmek gerekir.”, “Kur’an okuyanla dinleyen, sevapta ortaktır.”, “İnsanların en çok ibadet edeni, en çok Kur’an okuyandır.”, “Kur’an-ı kerim okuyup, ezberleyen, helalini helal, haramını haram bilen, Cennete girer. Ayrıca akrabasından, hepsi de Cehennemlik olan on kişiye şefaat edip, onları kurtarır.”, “Kur’an okunan ev, gök ehline, yerden yıldız göründüğü gibi görünür.” KUR’AN-I KERİM OKUYAN BUNAMAZ Kur’an öğrenen ve öğreten en hayırlınızdır. Kur’an okuyan kimse, bunamaz. Kur’an ehli, Cennet ehlinin reisleridir. Büyüyünce hafız olacak... Burası Sudan Nyala... Mescidlerde sure-i celileler yazılı tahtalar göreceksiniz. Bunlar Mushaf-ı şerif bulamadıklarından değil. Afrika’ya has bir tedris usulü. Çocuklar kömür tozuyla yazıyor yıkıyor, yazıyor yıkıyor (suyuna bile hürmet ediyor ortalığa dökmüyorlar) çok kavi bir ezber yapıyorlar. Bahsi geçen tahtalar hellik ağacından. Afrikalılar bu ağacın bereketli olduğuna inanıyor. Her güne bir dua Sağlık ve afiyet için okunacak dua Resûlullah şu duâyı çok okurdu: “Allahümme innî es’elüke-ssıhhate vel-âfiyete vel-emânete ve hüsnel-hulkı verrıdâe bilkaderi birahmetike yâ Erhamerrâhimîn”. Bunun mânası, (Ya Rabbî! Senden, sıhhat ve âfiyet ve emânete hıyânet etmemek ve güzel ahlâk ve kaderden râzı olmak istiyorum. Ey merhamet sahiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için, bunları bana ver!) demektir. Biz de, ulu ve şanlı Peygamberimiz gibi duâ etmeliyiz Resûlullah, Hazret-i Alî’ye buyurdu ki: “Başın ağrıyınca, elini başına koy ve Haşr sûresinin sonunu - Lev enzelnâ’dan itibaren - oku.” Resûlullah’ın Haşr sûresinin bu kısmını okuduğu zaman, mübârek elini, mübârek başına koyduğu ve “Ölüm hâriç, bu her hastalığa şifâdır” buyurduğu bildirilmiştir. (Bu ayetler, ayat-ı hırz dualarının içinde vardır.) MENKIBELER Şifa Kur’an’da Ebû Saîd el Hudri Medine’nin en zenginlerinden biridir ancak dünyaya ve dünyalığa bakmaz, cihad için beldeler ülkeler ötesine koşar. Bir keresinde Alkama bin Mahrez komutasında çıktıkları seferde seriyyelere ayrılırlar. Ebû Saîd ve 30 arkadaşı vazifeleri gereği çölün derinliklerine dalar. Ancak erzakları tükenir, yorulur acıkırlar. O akşam dermanları kesilmek üzeredir ki bir ateş görür, ekmek kokusu alırlar. Dumanı izler, beş on bedevi çadırı bulurlar. Parası mukabilinde yiyecek bir şeyler isterler. Bedevilerin reisi ters bir adamdır, onlara yüz vermez, döner işine bakar. Aslında bu silahlı birlik dilediğini alacak güçtedir ama şanlı sahabeler “kul hakkı” dendi mi söğüt yaprağı gibi titrer, mahşer meydanında hesaba çekilmekten korkarlar. Yapacak çok şey yoktur, bir kuytuya çekilir, karınlarına taş basıp uyumaya çalışırlar. Evet bitaptırlar ama açlıktan mideleri kazınır, gözlerini kırpamazlar. Gecenin ilerleyen vakitlerinde bir bedevi nefes nefese gelir ve “reisimizi akrep soktu” der. “içinizde hekim var mı?” BİR FATİHA OKUR O KADAR Ebu Sâid el Hudrî Radıyallahü anh “bir bakalım” deyip kalkar. Reisi yerlerde kıvranırken bulur ki ayağı davul gibi şişmiş, yüzü kül kesilmiştir. İri iri açılan gözlerine ve alnında tomurcuklanan terlere bakılırsa tarifsiz acı çekmektedir. Halbuki elinde ne ilaç vardır, ne de ottan kökten anlar. Gene de ilgilenmeden yapamaz, yarayı yıkar, paklar, sarar; bu arada Fatiha-i şerif okur ve “şifa sendendir Ya Rabbi” der o kadar. Adamcağızın önce ıstırabı diner, ardından şişi iner ve rahatlıkla yere basar. Yüzüne renk gelir, gözlerinin bebeği parlar. Artık ekmeğin lafı mı olur, tutar onlara koca bir sürü bağışlar. Hadise Efendimize arz edildiğinde çok duygulanırlar. Fatiha-ı şerifin faziletinden bahs açar ve “Sana Fatiha’nın tesirli bir dua olduğunu kim öğretti” buyururlar. SEYYAHLARIN KALEMİNDEN Türkler hayvanlara karşı merhametlidirler Türkler, hayvanlara eziyet edilmesine çok kızarlar. Venedikli bir kuyumcunun başına gelen şu hadise buna iyi bir örnektir: Kuş meraklısı bir kuyumcunun tuttuğu kuşlar arasında rengi ve büyüklüğü bakımından kukumava benzeyen bir kuş vardı. Kuyumcu, bu tuhaflığından dolayı kuşu kanatlarından gererek kapısına asmıştı. Türkler hayvanın halini görünce acıdılar. Böyle zararsız bir kuşa eziyet etmenin cinayet olduğunu söyleyerek adamı evinden dışarı çıkardılar. Yaka paça hakimin huzuruna getirdiler. Hakim ona ağır bir ceza vereceği sırada, Venedik sefaretinden bir memur gelerek suçlunun kendisine teslimini talep etti. Kuyumcu, kendisini getiren Türklerin şiddetli itirazları arasında, hakimin merhameti sayesinde sefaretten gelen memura teslim edildi. O. G. Busbecq 16. Yüzyıl. Viyana Sefiri ERZURUM MUTFAĞINDAN Kadayıf Dolması Hazırlanışı: Şeker, su ve limon suyu kaynatılarak şurup hazırlanır. Kadayıftan bir miktar alınıp tabağın üzerine ince bir tabaka halinde kare şeklinde didiklenerek yayılır. Arasına dolma içi koyar gibi 1 çorba kaşığı ceviz içi koyulup sarılır. Yumurta ve süt çırpılır. Sarılmış kadayıflar iyice yumurtalı karışıma bulanır. Kızgın yağda altın sarısı renk alıncaya kadar kızartılır. Sıcak sıcak soğuk şurubun içine atılır ve servis edilir. Malzemeler > Yarım kg tel kadayıf > 1 su bardağı iri kıyılmış ceviz > 1 fincan süt > 4 yumurta > 3 bardak şeker > 2 bardak su > 1/4 limon suyu > Kızartmak için 1 su bardağı sıvı yağ. > Mercimek Çorbası, Tavuk Pirzola, Pilav, Salata, Kadayıf Dolması
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT