BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > MİSAFİR RIZKIYLA GELİR

MİSAFİR RIZKIYLA GELİR

Yedirmekle, sadaka vermekle, insanın eli daralmaz. Peygamber efendimiz, yemin ederek buyurdu ki: Sadaka vermekle mal azalmaz!



Ramazan Günlüğü 21 RAMAZAN 1432 Herkesin ene [ben] diye hitâbından [söylemesinden] kastedilen kişi kendi nefsidir. [Se’âdet-i Ebediyye] Bizim milletimiz misafire bayılır, ağırlamaktan hoşlanır. Yemez yedirir, içmez içirir, yolunuza halılar serer, sırtınıza yastıklar koyar. İbrik getirir peşkir tutar, hediye verir, izzet ve ikramdan kaçmaz... Kendi ayran ekmekle öğün geçiştirir ama sizin için baklava börek açar. Ana yemek mutlaka etli olacak, altına çorba, üstüne tatlı yanında zeytinyağlı ve pilav... Hem hoşaf, hem cacık yapar, hem de salata. Üstüne mutlaka çay, kahve, kuru yemiş, meyve, dondurma... Bu arada güler güldürür, şakalar yapar, vaktinizin neşeli geçmesi için kendini hırpalar. İslam âlimleri misafirden kaçan, evinde olanı saklayan, cimrilik yapanlar hakkında da vaaz ve nasihatte bulunmuşlar. Lakin Anadolu insanı ilgili başlığın altına girmiyor. Aksine bizim ayarımız ikram ederken bozuluyor... Abartıyoruz kantarın topuzu kaçıyor. Bazen iftara iki kişi davet ediyor, bir orduluk yemek hazırlıyoruz. Halbuki insan midesinin alacağı miktar belli, güzelim yemekler, canım tatlılar el dokunmadan kalkıyor, telef oluyor. YEDİĞİMİZDEN İÇTİĞİMİZDEN Normalde iftarımızı neyle yapıyoruz, diyelim çorba, menemen ve karpuzla. İşte misafirimize de onu çıkaracağız. Konuğumuz kendini kasmayacak, bakacak külfet yok, masraf yok rahatlayacak. Hatta mefruşat da ezici olabiliyor. Düşünün masa örtüsü öyle değerli ki bir şey damlayacak diye ödünüz kopuyor. Ya da kar beyaz koltukları süt beyaz halıları olan bir mekâna alınmışsınız, çay bardağını alıyorsunuz, elinizde titriyor, bir kaysa var ya facia! Sağda solda antika vazoları, cam sehpaları olan evler de sıkıcı. Allah muhafaza ayağınız takılacak olsa... Halbuki yere bir kilim atsalar, üç beş şilte, birkaç ot minder ve tahta sofra. Makul yemekler, vasat tabaklar, sıradan bardaklar... Ohh dünya var... Eskiden evlerimize sık sık yatılı misafir gelirdi, garibin istediği bir yastık bir battaniye ama biz pahalı çarşaflarla, afilli nevresim takımlarıyla, kullanılmamış pijamalarla misafiri bunalttık. Tabii bunlar sil baştan yıkanacak ütülenecek, katlanacak. Bir süre sonra kadınlar misafirden korkar oldular, misafir ise onlardan. Hazret-i Ali, “Arkadaşın en kötüsü, külfete giren, seni özür dileyici işlere itendir” buyuruyor. Misafire (ye) diye üçten fazla teklif etmemeli. Hele (Allah aşkına ye) diye zorlamamalı. Böyle zorlamalar misafiri gücendirebilir. Misafiri gücendiren Allahü teâlâyı gücendirir. Misafir, güler yüz, tatlı dil, hoş sohbet ister. Bunlar yapılınca memnun olur. Misafiri kapıya kadar uğurlamalıdır! PEYGAMBERİMİZ BUYURDU: “Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: Misafir rızkı ile gelir, ev halkının günahlarının affına sebep olur.”, “Misafir, bin bereket ve bin rahmetle gelir.”, “Allah’a ve kıyamete inanan, misafirine ikram eylesin!”, “Allahü teâlâ hayır murat ettiğine hediye olarak misafir gönderir.”, “Misafir istemeyende hayır yoktur.”, “Misafirle yenilen yemekten sorgu sual olmaz.”, “Misafire ikram etmek, güzelce ağırlamak gerekir. Misafire yedirilecek şeylerden korkmamalı, misafire ikram etmeyi ganimet bilmelidir!”, “Sofra misafirin önünde bulunduğu müddetçe, melekler ev sahibi için istiğfar ederler.”, “Misafiri 7 adım geçirene, Cehennemin 7 kapısı kapanır. 8 adım geçirene, 8 Cennet kapısı açılır ve dilediği kapıdan girer.” (Şir’a) Eskiler bol kepçeydi 1500’lerin başında bir akçeye alınan bir porsiyon şiş kebap 360 gram geliyordu, şimdi ise en lüks yerde 180 gr ya var ya yok... Günümüzde en lüks lokantada bile şiş kebabın bir porsiyonu 180 gramı bulmaz. Etler tabağın ortasında kaybolmasın diye yanına bulgur pilavı, domates, maydanoz gibi yeşillikler eşlik eder. 1502 yılında 1 akçeye alınan şiş kebap ise tamı tamına 360 gram gelir... Velhasıl Osmanlı’nın porsiyonu bugünün tabiriyle dubledir... O dönem 576 gr böreğin içine tam 224 gr kıyma konur, çiğer kebabının porsiyonunda ise 40 iri lokma vardır. Vasıfsız işçi o dönem günde 4-7 akçe, usta ise 8-12 akçe para kazanmaktadır. Vasıfsız işçinin şimdiki asgari ücret kadar kazandığını kabul edersek ayda eline 658 TL geçer. Bu rakam da günde 22 TL’ye tekabül eder. Bu şahıs kazandığı parayla ancak kenar mahallelerdeki bir lokantada günde en fazla 2 porsiyon şiş kebap yiyebilir. 1502 yılına gidildiğinde bu kazancıyla yenebilecek şiş kebap 4-7 porsiyon arasıdır. BUNLAR 1 AKÇE > Şiş Kebabı (360 gram) > Tava Biryan (360 gram) > Asma Koyun Biryan (320 gram) > Kemikli Tandır Kebabı (400 gram) > Ciğer Kebabı (40 iri lokma) > Pencevüş Kebabı (3 şiş dolusu) > Kelle, 4 Paça ve yanında ekmek > Lahana Sarması (20 tane) > Pirinç pilavı (320 gram) > Çörek (1120 gram) > Börek (576 gr içinde 224 gr kıyma) BURASI YEMEN Ramazanın son 10 günü tatil Yemen’de oruç ayının önemli bir bölümü, diğer İslam ülkelerinden farklı olarak resmi tatille geçiyor. Ramazanın gelmesiyle eğitim ve öğretime ara verilirken, son on günde tatil tüm devlet dairelerinde uygulanıyor. Sahurdan iftar saatine kadar şehir hayatının neredeyse tamamen durduğu Yemen’de, ancak iftar ve teravih namazından sonra sokaklarda canlılık başlıyor. Teravih namazının birçok camide hatimle kıldırıldığı Yemen’de Mescid-i Kebir, ramazan ayında adeta dolup taşıyor. Öğle namazından sonra buraya gelmeye başlayan vatandaşlar, iftar saatine kadar Kur’an-ı kerim okuyor. Onlarca hatmin indirildiği bu camide, Kur’an-ı kerim kursları da düzenleniyor. Her güne bir dua VESVESEDEN kurtulmak için... İmam-ı Gazalî hazretleri buyurdu ki: Her insana musallat olan en az bir şeytan vardır. Şeytanın vereceği vesveselerden korunmaya çalışmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Kanın damarlarda dolaştığı gibi, şeytan da, insanın vücudunda dolaşır. Açlıkla [az yemekle, oruç tutmakla] onun yollarını daraltın!” “Şeytan, kalbe vesvese verir. Allahü teâlânın ismi söylenince hemen kaçar. Söylenmezse vesvese vermeye devam eder.” Vesvese, duâ ederek, zikrederek azalır ve yok olur. Bunun için, bilhassa günah işleme meyli olduğu zaman, hemen Allahü teâlâyı hatırlamaya, onu anmaya çalışmalı, istiğfar, salâvat ve duâ okuyarak şeytanı uzaklaştırmaya çalışmalıdır! Günahlara tövbe etmelidir! Şeytanın vesvesesinden ve sıkıntılardan kurtulmak için, her gün şu duâyı okumalıdır: “Ya Allah-ür-rakib-ül-hafiz-ür-rahim. Ya Allah-ül-hayy-ül-halim-ülazim-ür-rauf-ül-kerim. Ya Allah-ül-hayy-ül-kayyüm-ül-kaimü ala külli nefsin bima kesebet, hul beyni ve beyne adüvvi!” MENKIBELER KÜLFET HIYANET ZULÜM Dini inanışı, siyasi görüşü farklı olsa da, misafiri üzecek sözler söylememelidir! İbrahim aleyhisselam, misafir olarak gelen Mecusiye, “İnanırsan sana çok ikramda bulunurum” dedi, Mecusi darılıp gitti. Allahü teâlâ, Hazret-i İbrahim’e, “Neden onu misafir etmek için dinini değiştirmeyi şart koştun? O beni inkâr ettiği halde, yetmiş yıldır rızkını veriyorum” buyurdu. Hazret-i İbrahim, koşup Mecusiye yetişti. “N’olur bana misafir ol” diye rica etti. Mecusi şaşkın: “Hayrola Ne değişti?” Hazret-i İbrahim, olup biteni nakletti. Mecusi’nin kalbi yumuşadı, severek isteyerek iman etti... Hazret-i Ömer, misafirine bizzat kendisi hizmet ederdi. Niçin diye sorulduğunda: Efendimiz, “İçinde misafir bulunan evde, melekler ayakta durur” buyurdular, “Melekler ayakta dururken oturmaktan hayâ ederim!” Hazret-i Ali, yemeğe davet edilince, “Üç şartla kabul ederim” dedi. “Bir şey almak için çarşıya gitmeyeceksiniz. Evinizde olanı da esirgemeyeceksiniz. Benim yüzümden çoluk çocuğunuzu da aç bırakmayacaksınız!” Tekellüf: Evinde olmayan şeyleri zahmet ve masrafa girerek almak. Hıyanet: Evinde olanı misafire ikramdan sakınmak. Zulüm: Evde bulunan her şeyi misafire verip, çoluk çocuğu aç bırakmak. AYDIN MUTFAĞINDAN Tavuk Yahni Hazırlanışı: Öncelikle butları yıkayıp temizledikten sonra süzdürün. Ayrı bir kapta 2 çorba kaşığı zeytinyağı koyup soğanları küp şeklinde doğrayarak soteleyin. Küp doğranmış domatesleri ilave edin. Tavuk butlarını ilave edin. Biraz daha kavurup tuz, haşlanmış nohut ve karabiber ilave edip 2 su bardağı sıcak su ilave ederek kısık ateşte pişirin. Ocaktan almaya yakın bir çay kaşığı kırmızı toz biber ilave edip sıcak olarak servise sunun. > 4 adet tavuk but > 2 adet soğan > 2 adet domates > 4 tane kırmızı biber > 2 çorba kaşığı zeytinyağı > 1 çay bardağı haşlanmış nohut > Tuz, karabiber, toz kırmızı biber > Yayla Çorba, Tavuk Yahni, Bulgur Pilavı, Çacık, Profiterol
Reklamı Geç
KAPAT