Mısır’daki bazı târihî eserler -2-

İftara doğru
Ahmed Doğrusözlü

“CÂMİÜ’L-EZHER”, İslâm dünyâsının en köklü ilim müesseselerinden ve dünyânın en eski üniversitelerindendir...

Kâhire’de Fâtımîler zamanında yaptırılmış ve “CÂMİÜ’L-EZHER” diye bilinen câmi ve yanındaki medrese, İslâm dünyâsının en köklü ilim müesseselerinden ve dünyânın en eski üniversitelerindendir.
Fâtımîlerin Mısır’ı işgâlinden sonra 970’de inşâsına başlanıp iki senede tamamlandı. Fâtımî Halîfesi’nin emriyle Fustât’ı fethederek yakınına Kâhire’yi kuran vezîri ve kumandânı Cevher es-Sıkıllî (es-Saklâbî) tarafından 970-972 yılları arasında şehrin cuma câmii olarak yaptırılmıştır. “Çok parlak” ma’nâsına gelen “Ezher” ismi, Hazret-i Fâtıma’nın “Zehrâ” lakabından ilhâmla konulmuştur. Ezher Medresesi, Fâtımîler tarafından Şîa mezhebinin öğretilmesi ve propagandası için kurulmuştur.
Memlûkler zamanında “Ezher” bir külliye hâlini aldı. 1309 senesinde ana kapının sağında Şâfiî fıkhı okutulmak üzere “Taybarsiyye Medresesi” yaptırıldı. Çok değerli mermer işleme ve süslemeleriyle meşhûrdur. Osmânlıların esâslı ta’mîr ettiği bu medrese, bugün Ezher Üniversitesi Kütüphânesi ve Lecnetü’l-Fetvâ (Fetvâ Hey’eti) olarak kullanılmaktadır.

KÜLLİYE HÂLİNİ ALDI...
Sultan Baybars zamanında 1440 senesinde câmiye bitişik olarak yaptırılan “Cevheriyye Medresesi” ile Ezher tâm bir külliye hâlini aldı. Osmânlılar da “Ezher Külliyesi”ne alâka gösterip ta’mîr ettiler; talebe ve hocalarına ihtimâmda bulundular. Ayrıca İslâm dünyasının çeşitli beldelerinden gelen talebelerin ücretsiz kalması için ayrı ayrı yurt binâları inşâ edilmiştir. Bugün beş minâresi, dokuz kapısı, altı hamâmı, üç şadırvanı, altı sarnıcı, üç medresesi, yirmi dokuz revâkı, etrâfında teşekkül eden on üç mahallesi ile İslâm dünyâsının en mühim tahsîl müesseselerinden ve mi’mârî eserlerinden birisi sayılır.
Ezher, Fâtımî Devleti’ni yıkıp Mısır’da yeniden Sünnî hâkimiyetini kuran Eyyûbîler zamânında, eski husûsiyetini kaybetti. Memlûklerden i’tibâren Ehl-i Sünnet i’tikâdı üzere ilim tahsîli yapılan bir üniversite hâline geldi. Çok kıymetli İslâm âlimlerinin ders verip, talebe yetiştirdiği bir ilim müessesesi oldu.
Bilhassa, doğudaki İslâm ülkelerinin Moğollar tarafından işgâli, İspanya Müslümânlarının da Hristiyânlar tarafından katli üzerine İslâm âlimleri, ilim öğretmek için en sâkin yer olarak Mısır’ı seçtiler. Bunda, Memlûklerin zamanın en kuvvetli İslâm devleti olmasının da büyük rolü oldu.
İngilizlerin Mısır’ı işgâli üzerine Mısır Müftülüğüne getirilen Muhammed Abduh, üniversitenin ders programında reformlar yapmış, bu reformlar hem müessesenin an’anevî husûsiyetlerini kaybetmesine, hem de seviyesinin düşmesine yol açmıştır. Bu arada dünyâda revaç bulan ve İslâm modernizmi denilen düşüncenin merkezi hâline gelmiştir.
“Ezher Şeyhi” denilen bir rektörün idâre ettiği “Câmiatü’l-Ezher (Ezher Üniversitesi)” bünyesinde pek çok fakülte, yüksek okul ve enstitü vardır. Eskiden ders sırasında talebeler, hocanın etrafında yarım dâire şeklinde diz çökerek otururlardı. Üniversitenin ihtiyaçları, vakıflar sâyesinde karşılanırdı. Ayrıca herkesin faydalandığı büyük bir Kütüphânesi de vardı.

DÎNÎ TEDRÎSATIN YANINDA...
Ezher Üniversitesi’nin modern bölümü, 1908 senesinden itibaren eğitim ve öğrenime başlamıştır. Zamanımızda burada öğretim ilk, orta ve yüksek olmak üzere üç kademeye ayrılır. İlk kısma alınan talebe başarılı olursa, sırayla tahsîline devâm eder. İbtidâî (ilk) kısmı bitiremeyen talebeler, bu okulda okuyamazlar. Ya’nî dışarıdan bu üniversiteye öğrenci alınmaz. İlk (iptidâî) kısmın öğrenim süresi 4, orta kısmın 5, yüksek kısmın 4 senedir. Dînî tedrisât yapan fakülteler yanında Tıb, Eczâcılık, Ticâret, Zirâat, Edebiyat gibi 44 fakülte vardır. [Yalnız dînî tedrîsât yapan fakültelerin yanında, diğer fakültelerin de bulunması, bu üniversiteden diploma alan herkesin dînî konularda bilgi sâhibi sayılmayacağını göstermektedir.]
İslâm ülkelerinden pek çok talebenin okumak için rağbet ettiği Ezher Üniversitesinde beş binin üzerinde hoca, seksen binin üzerinde talebe vardır. Yetmiş altı ülkeden altı binin üzerinde yabancı talebe vardır. [İnşâallah öbür hafta da bu konuya devâm etmek istiyoruz.]

17.4.2010