Ney sesi ayrılığı ve hasreti dile getirir!

Özlemin sesi...
"Neyzenden bir nefes neyde bin sesle
karşılık bulur. Olsaydı kavuşmak aceleyle,
ney neye inlerdi o vakit"
"Özlemin sesidir ney; içinize işler; hüznünüzün nedenini anlayamazsınız" diyor Burcu Karadağ. Daha 11 yaşından itibaren çok usta ellerde işlenmiş, ülkemizin yetiştirdiği çok genç ve başarılı neyzenlerden kendisi. Üstelik işin otoriteleri tarafından da ismi literatüre geçirilmiş tek kadın neyzenimiz. Gencecik yaşına rağmen dünya kendisini tanıyor. Ülkemizin en değerli sanatçıları, hocaları ile birlikte çalışıyor. "Bu yetenek bana bahşedilmiş, ben de elimden geleni yapmaya çalışıyorum" derken gözlerinin içi gülüyor. 9 yaşında bir oğlu var. TRT Radyosunda görev yapıyor. Üniversitedeki derslerinin yanı sıra yurt içi, yurt dışı birçok konserde yerli yabancı sanatçılarla birlikte çalışıyor. Bizim röportajımızı yaptığımız günün akşamı da yine uluslararası bir temsil için Hindistan'a gidecekti. Yine de kırmadı, buluştuk ve Türk Musikisi'nin sade ama bir o kadar da kuvvetli enstrümanı ney ve kendi çalışmaları üzerine, bakın neler konuştuk;


Müziğe nasıl başladınız?
Herkes zannediyor ki babam neyzendi ve benim de neye ilgim böyle başladı; 22 yıldır bana sorulan sorulardan biridir bu. Oysaki babam yurt dışından bana bir org getirmişti. Kendi kendime çalarak parçalar çıkartabiliyordum. Çok ilgiliydim. Ailem bu ilgimi fark edince, "Bu kızda müzik kulağı var" dediler ve beni konservatuvar sınavlarına girmem için yönlendirdiler; 11 yaşındaydım.

Niye ney?
Konservatuvar sınavlarına girerken bana bütün enstrümanları gösterdiler. Ud çok ilgimi çekiyordu o zamanlar ama öyle çalmak için yanıp tutuştuğum bir enstrüman yoktu. Yalnız şunun ayrımındaydım; Batı Müziği ilgimi çekmiyordu; Halk müziği de düşünmüyordum, Klasik Türk Müziği istediğim kesindi. Konservatuvarda her enstrüman için bir puan vardı. Ney en yüksek puana sahipti. Aldığım puan neye yetiyordu. Hocalar "Bu kız ney de üfleyebilir" dedi ve benim maceram böylece başladı. Derslere başlayıp neyi elime alınca "Eğer zorlanırsan, nefesin yetmezse enstrümanını değiştirebiliriz" dediler. Salih Bilgin, hocamızdı. O sıralar uda geçebilirdim belki ama ud sınıfına gidebilmem için ney sınıfının önünden yani Salih Hoca'nın sınıfının önünden geçmem gerekiyordu. Kendisini çok seviyordum ve sınıf değiştirmeyi ona karşı saygısızlık olarak görüyordum. O zamanki çocuk kafamla böyle bir şey yaparsam bir daha Hocanın yüzüne bakamam diye düşündüm ve kaldım. Kendisi neyi bana çok sevdirmişti. Sürekli azarlaması ve sert nidalarına rağmen neye başlamamın ve bir daha bırakamamamın en büyük nedeni kendisidir. Üniversitede çalgı yüksek eğitimine başladım. Niyazi Sayın'dan birebir ders alma şansım oldu, 4 yıl boyunca. Yıllarca ismiyle, kayıtlarıyla büyüdüğümüz Hocamızın öğrencisi olmak hayatımın en önemli şanslarından birisidir.

Ney gerçekten de bir erkek çalgısı mıdır?
Bir kere teknik olarak nefes vermesi fiziksel anlamda bir güç gerektiriyor; o açıdan zor bir üflemeli enstrüman. Erkeklerin daha serbest bir alanı var ve kadınlar biraz daha geride kalmışlar.

Sizin için "Tek kadın neyzenimiz" diyorlar.
Evet, öyle diyorlar. Belki başkaları da var ama öğrenciler yetiştirmiş, konserler vermiş, kayıtlar yapmış, literatüre girmiş birisini ben de bilmiyorum. Beşir Ayvazoğlu'nun "Neyin Sırrı Hala Hasret" diye Niyazi Hoca'nın hayatını anlatan bir kitabı vardır. Kitapta Neyzenler Silsilesi diye bir kısım vardır. O silsilede hocalarımın adının yazılmasını uygun gördükleri tek kadın Neyzen de ben oldum. Hocalar bir araya gelip, "Burcu'nun adı da burada olmalı" dediler. Benim de bayan öğrencilerim var, beni kendilerine örnek aldıklarını söylüyorlar; çok hoşuma gidiyor ama benim kendime örnek aldığım bir kadın neyzen olamadı maalesef. Niyazi Hoca, Salih Hoca ve Sadrettin Özçimi'yi örnek aldım; onlar benim icramı şekillendirdiler.

Neyin hikâyesi nedir?
Geleneksel söylemlerde rolleri değişen bir hikâyede şöyle anlatılır; Bir çoban göl kenarındaki, saz kamışlarını kopartır, içini oyar deliklerini açar ve ney olarak üflemeye başlar. Derler ki neyin sesinin bu kadar etkili olmasının nedeni, ayrılığı anlattığı içindir. Hep bir hasret vardır, neyin sesinde, özlemi dile getirir.

Adeta insanın içine işleyen bir sesi var.
Ben bu sesle büyüdüğüm için sizin kadar ayırt edemiyorum belki ama üflerken bazen ben de çok etkileniyorum. Özellikle öğrenciyken hocalarımdan çok etkilenirdim. Niyazi Hocamın bir üfleme sesinden günlerce niçin ağladığımı bilmeden, ağladığımı bilirim. Ne derdim var ki o zamanlar öğrenciyim, çok bir derdim de yok aslında.

"Neyin demlenmesi" ne demektir?
Ney bir kamış olduğu için onu üflediğiniz ilk yarım saatte kamış sürekli üflerseniz ısınır ve nemlenir. Daha güzel ses çıkartır. Neyin hazırlık dönemidir. Neyzenler buna "neyin demlenmesi" derler. Bu sebepten ben öğrencilerime hep derim ki ilk üflediğiniz yarım saat aslında çöpe giden zamandır. O çalışmadan sayılmaz çünkü ney ısınır ve kendini hazırlar bu süreçte. Ney, insan nefesiyle yavaş yavaş ısınır ney, yani demlenir. Nemlendikçe şişer ve başpare yerine oturur. Öğrencinin yanına gittiğinizde başpare oynamıyorsa ney ısınmış demektir. Biz öğrencinin çalışıp çalışmadığını böyle anlarız.

Avrupalı neye nasıl bakıyor?
Neye çok ilgi gösteriyorlar. Birçok konserimde "Neyi ilk defa gördüğünü ama sesinden çok etkilendiklerini söylüyorlar. Neyde hep bir metal düğme aradılar. Özellikle orkestralarda müzisyenlerin neyi ilk defa gördüklerine şahit oldum. Neyi, fantastik ve inanılmaz bir ses olarak değerlendiriyorlar. Böyle bir sesin, çok basit, sade bir kamıştan çıkmasına çok şaşırıyorlar.

Avrupa'da neler yaptınız?
Fazıl Say'ın son konserlerinde kendisinin bestelediği "İstanbul Senfonisi" ve benim çalmam için bestelediği ney konçertosu ki bu Hezarfen'in Galata'dan uçusunu temsil eden ney konçertosuydu, bir kadın sanatçının icra ettiği ilk eser olma özelliği taşır. Mannheim'da yapıldı. İki günde yaklaşık 500 bin kişi izledi ve çoğunluk Alman'dı. Çok güzel tepkiler aldık. Türk Müziği Avrupa'da Türkiye'dekinden daha fazla ilgi görüyor. İsviçre, Avusturya, Belçika, Almanya, Macaristan, Lüksemburg gibi birçok Avrupa ülkesinde konserler verdim. Bizde Türk müziği konserine kaç kişi gelir acaba diye düşünürken dışarıda bilinçli bir kitle konserinize gelir. Oturur bu enstrüman nedir, nasıl ses çıkartır, diğerleriyle uyumu nasıldır diye anlamaya çalışır sizi. Marifet iltifata tabidir, böylece mutlu oluyorsunuz.

Avrupa ülkeleri dışında da konserler verdiniz sanırım.
Dubai'de Global Fusion diye bir konser organizasyonu yapılır her sene. Dünyanın dört bir yanından kadın müzisyenlerin davet edildiği bu projeye beni de çağırdılar. Amerika'dan bir baterist ve saksafoncu, Hindistan'dan bir tabla sanatçısı, İspanya'dan bir gitarist, Türkiye'den bir neyzen ve İngiltere'den Bond Girls bir araya geldik. Repertuarımızı kendimiz oluşturduk. Tüm yabancı Gruba "Üsküdar'a giderken" ve "Şol cennetin ırmaklarını" çaldırttım. Konseri üç bin kişi izledi. Çok yoruldum belki ama hayatımın en güzel ve kendimle gurur duyduğum sayılı anlarından birisiydi.

Hindistan seyahatinizden bahsedelim; konser için mi gidiyorsunuz?
Evet, orada Dünya Flüt Festivali kapsamında ülkemizi temsil edeceğim. Neyi biz flüt grubunda görmüyoruz elbette ama hadiseye dünya çapında bakıldığında bazen bu grupta adlandırılabiliyor. Orada Udi arkadaşım Gülcan Yaman'la beraber bir solo konser vereceğiz. Ertesi gün de Cumhurbaşkanlığına bir konserimiz olacak.

Yeni projeleriniz neler?
İki aya kadar bir albümüm çıkacak. Tamamen ney sesini duyabileceğiniz klasik sanat müziğinden oluşan bir albüm yaptım. Kemençe sanatçısı, Derya Türkan ve kanun sanatçısı Turgut Özüfler bana birkaç parçada eşlik ettiler. Salih Bilgin Hocamızla beraber Ney Metodu üzerine çok yakında bir kitabımız çıkıyor.


ÖRNEK ALDIĞI ÜSTADLARI
Ülkemizin yetiştirdiği tek kadın neyzen Burcu Karadağ, "Benim de bayan öğrencilerim var, beni kendilerine örnek aldıklarını söylüyorlar; çok hoşuma gidiyor ama benim kendime örnek aldığım bir kadın neyzen olamadı maalesef. Ben, Niyazi Hoca, Salih Hoca ve Sadrettin Özçimi'yi örnek aldım; onlar benim icramı şekillendirdiler" diyor.


TEBRİK
Pazar Kahvesi olarak Ramazan Bayramınızı kutluyorum. Bu bayram sevinci, bir ömür boyu sürsün ve inşallah ebedi âlemde de bayram eden kullardan olalım.

19.8.2012