Osman SAĞIRLI İSTANBUL

Irak Parlamentosu'nda 'Musul'un düşme sebeplerini araştıran komite' tarafından suçlu bulunan ve mahkeme önüne çıkması beklenen eski Irak Başbakanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Nuri el Maliki, Musul'un düşmesinin Ankara ve Erbil'in komplosu olduğunu iddia etti. Maliki, sosyal medya sitesi Facebook'ta yer alan açıklamasında, Kuzey Irak'taki özerk Kürt yönetiminin başkentine de atıfta bulunarak, "Musul'da olan Ankara'da planlanan bir komploydu, daha sonra bu komplo Erbil'e taşındı" dedi. İran merkezli Fars ajansına konuşan Maliki, "IŞİD ve El Kaide'nin en büyük destekçileri Türkiye ve Suudi Arabistan. Bu iki ülke olmasaydı IŞİD de var olmazdı. Avrupa kapıları Türkiye'nin yüzüne kapandığında Ankara, Osmanlı İmparatorluğu rüyasıyla Orta Doğu'ya yönelip Irak ve Suriye'de yayılmacı politikalar başlattı" diye konuştu. Aslında Maliki, başbakanlığı döneminde yaşananlardan dolayı yargı önüne çıkmaktan endişe duyduğu için Türkiye'yi hedef gösteriyor. Çünkü Maliki'nin başbakanlığı döneminde Suriye'ye giren, Musul'da IŞİD adına operasyon yapıp şehrin düşmesine, hatta Türk konsolosluk çalışanlarının rehin alınmasına sebep olan kişilerin tamamı, Maliki'nin Irak'taki cezaevlerinden kaçırılmalarına göz yumduğu El Kaide mensuplarından oluşan tutuklular. İşte bugün Türkiye'yi suçlayan Maliki'nin gelinen süreçte sebep olduğu olaylar zinciri;
ADIM ADIM FİRAR
Irak'taki ayaklanan Sünni aşiretleri bastırmak için askeri operasyonlar yapan, görev yaptığı 8 yıllık sürede mezhepler arasındaki kavgayı alevlendiren Maliki, son çare olarak cezaevlerindeki tutuklu El Kaide mensuplarının firarlarına göz yummakla suçlanmıştı. Irak'ın Tikrit'te bulunan Tasfirat Cezaeevi'ne 26 Eylül 2012 tarihinde düzenlenen silahlı saldırıda 90 mahkûmun kaçtığı duyurulmuştu. Irak Meclis Güvenlik Komitesi Üyesi Hakim El Zamili, "Kaçmayı başaranlar arasında önemli El Kaide militanları da var" diyordu. Öyle ki kaçan mahkûmlar kendileri hakkında bilgi veren kişilerin isim listesini ele geçirmiş, kendi dosyalarını imha ederek izlerini kaybettirmişti. Hatta bazı silahları da beraberlerinde götürmüşlerdi. 21  Temmuz 2013'e yine benzer bir eylem bu defa Ebu Gureyb ve Taci hapishanelerinde yaşanıyor, iki hapishaneye düzenlenen baskınla yüzlerce tutuklu ve hükümlü firar ediyordu. El Zamili yine benzer cümleler kuruyor, "Ebu Gureyb'den 500 civarında tutuklu ve hükümlü kaçtı. Firar edenler arasında ölüm cezasına çarptırılmış olan üst düzey El Kaide militanları var" diyordu. Bütün bu yaşananlara baktığınızda Suriye'ye müdahalenin kapıda olduğu, dahası Türkiye'nin Suriye konusunda sert açıklamalar yaptığı, Irak Başbakanı Maliki ile de karşılıklı restleşmelerin yaşandığı bir dönem! 
ÖNCE MUSUL SONRA SURİYE
Suriye'deki muhalif direnişini kırmak amacıyla cezaevlerinden çıkarılan o dönem Musul'da operasyon yapan daha sonra Suriye'ye geçen El Kaideciler kimlerdi? Suriye'de birbirinden farklı üstelik ikisi birbiriyle çarpışan üç farklı El Kaide grubu var. Bunlardan en etkili olanı IŞİD, elemanlarının büyük çoğunluğu Irak'tan özellikle de cezaevlerinden kaçırılanlardan oluşuyor. Yani Suriye'nin içişlerine karışmayın diye kafa tutan, olur olmadık zamanlarda Türkiye'ye nota veren Maliki'nin topraklarından sızan/sızdırılan kişiler. Cephetül Nusra, bir kısmı Suriye'nin içinden ancak büyük çoğunluğu Avrupa ülkelerinin vatandaşı. Tanzimül Cephetül Kaide (Afgan El Kaidesi) Afganistan'dan gelen ve sayıları 300-500 arasında tahmin edilen kişilerden oluşuyor. El Kaide gruplarının arasındaki anlaşmazlıklarda ve görev taksiminde hakem görevi yapıyor. Bir nevi çatı yapı. 
İRAN'DAN BAHSEDEN YOK
Maliki'nin suçlamalarına sebep olan o günkü ismiyle El Kaide şimdiki ismiyle IŞİD olan örgüt mensuplarının Suriye'ye geçişlerinin hikâyesi orada olmalarından daha da enteresan. Bugüne kadar her fırsatta El Kaide'den şikâyet eden, her nedense El Kaide ile hiç karşı karşıya gelmeyen İran, bu insanları kendi topraklarından?bizzat?geçirmiş.?Bu bilgi de 2013?yılında?Suriye'de?muhalifler tarafından gözaltına alınan İranlı üst düzey subaylardan. Gerekçesi ise "Suriye'ye operasyon yapması beklenen ABD ile çarpışacaklarını söyledikleri için geçişlerine izin verildi." Yani Türkiye kanlı olduğu, bugünlerde tehditler?aldığı?IŞİD'e?(eski?El?Kaideciler) yardım ve yataklıktan suçlanırken her zamanki gibi yine İran görmezden geliyor.