Iraklı Şii merci Seyyid es-Sarhi el-Hüseyni'nin Temsilcisi Musab et-Temimi, Irak'ın, dini mercilerin hakimiyet kurmadığı, sivil yasanın hakim olduğu sivil bir ülke olması gerektiğini vurgulayarak, ülkedeki dini mercilerin (Şii) yolsuzluk yapanları meşrulaştırdığını ve yönetimi ele geçirmelerini sağladığını iddia etti. Temimi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Irak'ta halihazırda iktidarda bulunanların hepsinin ABD tankları üzerinde (2003) ülkeye giriş yaptığını" dile getirerek, "bunların İran'daki 'mezhepçi mercilerin fetvaları' doğrultusunda bu yetkileri elde ettiğini ve halkı anayasayı kabul etmeye mecbur bıraktığını" savundu. "Merciler, yolsuzluk yapanların iktidarda kalmasını sağladı ve 2003'ten beri yaptıkları yolsuzlukların üzerini örttü" diyen Temimi, bu durumun çoğu Iraklıyı yanılttığını ve iktidarın mercilerin fetvasıyla hareket ettiği için "dini iktidar" izlenimi uyandırdığını söyleyerek, bazı vatandaşların bu yüzden gösterilere katılarak haklarını savunmaktan çekindiğini aktardı.
SARHİ'NİN ÇAĞRISI
Temimi, temsilciliğini yaptığı dini mercii Sarhi'nin Irak'ta sivil hükümetin inşa edilmesi yönündeki çağrısını anımsatarak, şunları söyledi: "Sarhi, esasında dini olmayan bu 'dini yönetimin' sivil yönetimle değiştirilmesi, şeriat ve ahlakla çelişmeyen, dini mercilerin ve din adamlarının hakimiyet kurmadığı, adalet ve sivil hukukun hakim olduğu sivil bir hükümet ve devletin tesis edilmesi gerektiğini vurguladı."
GÖSTERİLER
Irak halkının 2003'teki ABD işgalinden günümüze kadar çektiği sıkıntılar yüzünden hükümet ve onu destekleyen ülkelere karşı isyan ettiğini belirten Temimi, bu isyanın kamudaki hizmet aksaklıklarını protesto etmekle başlayıp hükümet ve parlamentonun lağvedilmesi ve yerine "teknokrat hükümetin" kurulmasına kadar uzandığını söyledi. "Irak'taki kitlelerin bilinçlenmesi sayesinde genel durumda belirli ölçüde bir gelişmenin söz konusu olduğunu" belirten Temimi, "çok cüzi ve tüm sorunların çözümünü karşılamasa da Başbakan Haydar el-İbadi'nin aldığı ve meclisin onayladığı reform kararlarını memnuniyetle karşıladıklarını" ifade etti. Temimi, 2003'ten bu yana yolsuzluğa bulaşanların yargılanması için hükümete baskı oluşturacak gösterilerin devam etmesini ve değişimin "gerçek" ve "köklü" olmasını istedi.
İBADİ'NİN İRAN İLE İLİŞKİSİ
Reform kararlarıyla İran'a yakın bazı isimlerin görevden alınmasının İbadi'nin bu ülkeyle ilişkilerinin etkilenip etkilenmeyeceği sorusuna ise Temimi, "İbadi, selefi Nuri el-Maliki'den görevi devraldıktan sonra genel politikalarda ve yöntemde somut hiçbir değişim gözlemlemedik ancak bu değişimin gelecekte gerçekleşmesini, İran'ın boyunduruğundan çıkılmasını ve bunun yerini Tahran'ın Bağdat'a yönelik siyasetine karşı çıkan onurlu ve nezih bir milli vizyonun almasını umuyoruz" yanıtını verdi.
"SORUNLARIN ÇOĞU İRAN YÜZÜNDEN"
Irak'ta yaşanan sorunların çoğu İran'ın müdahalesi ve bazı siyasilerin İran rejimine eğilim göstermesinden kaynaklandığını savunan Temimi, şunları söyledi: "Bölgede İran ile ABD arasında eskiye dayalı bir çatışma var ve bu çatışmanın bir sonucu olarak İran'ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki nüfuzu arttı. Bu çatışmaya ve tarafların bölgeye yönelik müdahalelerine son verilirse sadece Irak'ı değil tüm bölgeyi huzur ve güven kaplayacaktır."
İran'ın Irak'a müdahalesi ve bölgedeki rolüne de değinen Temimi, şunları kaydetti: "İran, Irak'taki mezhepçi müdahalesiyle nüfuzunu genişletmek amaçlı 'mezhepçi denge' oluşturmak istiyor. Biz kimden gelirse gelsin mezhepçi müdahaleye ve sorunların yüzeysel çözümlerine karşıyız. Zira bu tür çözümler sorunların artmasına yol açacaktır. Sarhi'nin temsilcisi Temimi, Türkiye ve uluslararası çevreleri Irak'ta yolsuzluklara bulaşmamış ulusal güçleri desteklemesi çağrısı yaparak, "Gerçek ulusal güçler Irak'ı yönetirse bunun olumlu yansımaları tüm bölgeye yansır çünkü bu güçler hem ülkenin çıkarlarını hem de iyi komşuluk ilişkisini gözetecek" diye konuştu.
DAEŞ İLE MÜCADELE
Temimi, terör örgütü DAEŞ ile mücadeleye de değinerek, şunları söyledi: "Uluslararası koalisyon güçlerinin DAEŞ'i yenilgiye uğratması mümkün değildir. Çünkü bu koalisyon, örgütle savaşın sağlam temellerinden yoksundur. Örgütü bitirmek ise bu olguyu iyi okuyabilecek ve doğru teşhis koyabilecek nezih, tarafsız çevreler tarafından gerçekçi bir analize ihtiyaç duymaktadır. DAEŞ, olağanüstü bir durum değil, Irak ve tüm bölge ülkelerinin çektiği empoze edilmiş bir emrivaki'dir. Savaş tek başına DAEŞ'in yayılmasını durduramadı, aksine örgütün daha da yayılmasının önünü açtı "