Peygamber Efendimize ilk vahyin geldiği Hira Dağı'ndaki mağara, uzaklardan gelen yüzbinlerce hacı adayının en önemli ziyaretgahları arasında yer alıyor. 'Bana nasip oldu bu güzel mekanlara geldim, bütün akrabalarıma da buraları göster' diye dua eden hacılar yorulmak bilmiyorlar. Mağaranın içerisinde dua ederken gözyaşlarına hakim olamayanlar, sıranın kendisine gelmesi için sessizce bekliyorlar. Kabe-i Muazzam'ının 5 kilometre kuzey doğusundaki Nur Dağı'na 1 saatlik yürüyüşle çıkan hacı adayları birbirlerine büyük bir hürmet gösteriyorlar. Akşam gün batarken mağara içerisinde şükür namazı kılmak isteyenleri, Afganistan, Pakistan gibi ülkelerden gelen hacılar, "Grup vakti namaz kılmak mekruhtur' diyerek ikaz ediyorlar. Zilhiccenin başlayıp başlamadığını, yani ilk hilali görmek için de konunun hassasiyetini bilen Türkiye, Yemen, Pakistan, Endonezya, Afganistan ülkelerinden gelen hacıları bir taraftan gözlerini gruptan ayırmıyorlar. Ancak hava genelde puslu olduğu için güneşin batışı da hilalin çıkmasını da görmek ayın ilk iki gününde çıplak gözle görmek mümkün olmuyor. 
Kutlu mağarayı ziyaret edenler, vakit namazlarını da mağaranın içerisinde, önünde ve üstünde eda ediyorlar. Geceleri ışıldamaya başlayan mükerrem şehir Mekke ve Harem-i Şerif manzarası, manevi atmosferi daha da sıcaklaştırıyor. Kayaların üzerinde Kâbe'yi karşılarına alan hacı adayları büyük bir huşu ile akşam namazlarını eda ediyorlar. Yolda hacılara soğuk su, çay ve meşrubat satan dükkanlar bulunuyor. Bu mekanlar sıcak havada yorulan hacılara Mekke manzarası eşliğinde ikramlarda bulunuyorlar. Yol güzergahında tespih satıp hac masrafını çıkaranlar ise beyaz patiskalardan yaptıkları bebek salıncağı gibi bir düzenekte yatsı namazlarını eda edip uyumaya başlıyorlar. Hava aydınlıkken olduğu gibi karardığında da yüzlerce hacı yollarda kalabalık bir şekilde gibi aşağı yukarı hareket ediyorlar. Türk hacılardan hanımlar bile 2-3 arkadaş çekinmeden dağdan iniyorlar. Türk hacı adayları, “Bu duygular anlatılmaz ancak yaşanır” diyorlar. Hacılarımız dönüş yolunda, “Peygamberimizin bizler için ne sıkıntılar çektiğini bu sarp dağa çıkınca anladık” diyerek özetliyorlar. 
Suudi yetkililerin Hira Dağı'nın çıkış noktasındaki sokağa devasa “Bu dağa çıkmak kutsal değildir” gibi, farklı dillerde birçok levhalar yerleştirmesi dikkat çekiyor. Dağa atılan çöpleri yetkililerin toplatıp kötü görüntüyü ortadan kaldırmamasına ziyaretçiler anlam veremiyor. Hira Dağı'na gelen ziyaretçileri bekleyen 2 büyük tehlike var. Birincisi, sarp kayalıklardan geçerken dengeyi kaybedip aşağıya düşme ihtimali ve şimşek, ikincisi bölgede dolaşan maymunlar oluşturuyor. Maymunlar çantaları kapıyorlar. Çantada kıymetli evrak ve para var ise, bölgedeki bazı tecrübeli kişiler, bedeli karşılığında sarp kayaların kenarından çantaları alıp geliyorlar. Bunu akıl edemeyip maymunun peşinden çantasını kurtarmaya giderken, sarp kayalıklardan düşüp ölenlerde olabiliyor. 
Hira Dağı'na tırmanan bir hacı adayı Hira Mağarası'nın ilk ayetlerin indiği, peygamberliğin geldiğin, Peygamber Efendimizin peygamberlik gelmeden önce sürekli bu mağaraya inzivaya çekildiği manasını verdiğini kaydederek, “Buraya gelince Peygamber efendimizin sürekli kendi iç halinde, kendisiyle bir muhasebe halinde olduğu ve aslında o peygamberliğin alametlerini iç dünyasında sürekli yaşadığı sorguladığı, o dönemdeki Alem-i İslam'ın ileride onlara yönelik projeleri olduğunu ve bir gün cahiliye döneminden medeni bir devletin nasıl inşa edileceğinin muhtemelen hesaplarının yapıldığı, Allah'ı anmanın, zikir etmenin, O'na inanmanın, kurtuluşun vesilesi olduğunu bildiğini düşünüyorum” dedi. Bir başka hacı adayı ise buraya geldiği için çok mutlu olduğunu ve çok duygulandığını ifade etti. Bir başka hacı adayı da, nasıl ibadet edileceğini, geçmiş zamanların ibretlik olduğunu öğrendiklerini bildirerek, “Tecrübelerimi kazandık, kutsal topraklara her Türk vatandaşının ziyaret etmesini canı gönülden temenni ederiz” ifadelerini kullandı.